AKP Hükümeti'ne Meclis'in kapanmaması, kapansa da erken açılması için bir takvim oluşturması talebini ileten BDP, barış sürecinin sağlıklı ilerlemesi için iki ayrı komisyon önerisinde bulundu. Birincisi; BDP ve AKP ortak komisyonu; ikincisi ise süreci izleyecek bağımsız bir komisyon. BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, önerilerine ilişkin Türk Başbakan Erdoğan'ın vereceği kararı beklediklerini söyledi.

BDP Grup Başkanvekilleri, salı günü Meclis'te adalet, içişleri ve savunma bakanlarıyla bir görüşme yaptı. BDP Grup Başkanvekili Baluken, görüşmenin ayrıntılarını DİHA'ya anlattı. Baluken, görüşmede başta Lice olayı olmak üzere bölgede güvensizlik yaratan bazı gelişmeler ve ikinci aşama ile ilgili adım atılmamasının halkta yarattığı gerginlik ve güvensizliğin bakanlara iletildiğini belirtti. Lice saldırısının "vahim bir olay" olduğunun altını çizen Baluken, "Bir yandan çözüm sürecini konuşurken diğer taraftan hükümetin adım atmaması ve demokratik tepkileri silahla bastırması, Kürt halkının bağrına tekrar cenazeler gidecek şekilde bir süreç işletmesi, tehlikeleri barındırıyor" dedi.

'Devletçi refleks gösteriliyor'

Aradan geçen bir haftaya rağmen Lice'yle ilgili herhangi somut bir gelişmenin olmamasının da kaygıları arttırdığını ifade eden Baluken, "Roboskî'de, Bingöl vakasında da hep böyle zamana yayan, muğlaklaştıran ve sonrasında üstünü örtmeye çalışan bir hükümet tavrı ile karşılaştık. Lice'deki hadisede hem Valilik hem de Hükümet ve Başbakan'ın yaptığı açıklamalar 'acaba yine böyle bir yol mu izlenecek?' kuşkusunu derinleştirdi" diye konuştu. Lice'de böyle bir yol izlenmesi halinde kesinlikle kabul etmeyeceklerini söylediklerini aktaran Baluken, "Hükümet bir taraftan ikinci aşamanın gereklerini yerine getirmeyerek güvensizlik ortamını ve kaygıları derinleştiriyor. Bir yandan da süreci sabote edecek, süreci bitirecek olaylara karşı klasik devletçi refleksleri gösteriyor. 'Soruşturma yapılıyor, önümüze sonuçlar gelince gereken yapılacaktır' şeklinde muğlak, somut adım içermeyen bazı yaklaşımlar ortaya konuluyor. Dosyaya gizlilik kararı da verildi. Bütün bunlar tehlikeli yaklaşımlar" dedi.

Tatil olmasın ya da erken açılsın

Meclis'in yakında tatile gireceğini hatırlatarak, bu konudaki muhalefetlerini her fırsatta dile getirdiklerini vurgulayan Baluken, hükümet yetkililerine de bu rahatsızlıklarını aktardıklarını söyledi. "Tarihi kavşaktan geçtiğimiz bir dönemde hiçbir şey olmamış gibi Meclis'in üç aylık tatil yapması çok büyük sıkıntılara neden olur" diyen Baluken, şöyle devam etti: "Normal koşullarda Meclis tatil olduktan sonra Ekim ayında açılıyor. Kasım ayından sonra Meclis gündemi bütçe görüşmelerine yoğunlaşıyor. Ondan sonra da yerel yönetim seçimlerinden dolayı Meclis'in tamamen gündeminin kilitleneceği bir dönem yaşayacağız. Zaman baskısını yaratmanın doğru olmadığını, pratikleşme ve anayasa ile ilgili düzenlemelerin Ekim ayından sonra bir-bir buçuk aya sığdırılmaya çalışılmasının son derece yanlış olduğunu ifade ettik. Kendilerine Meclis'in tatil edilmemesini, tatil edilecekse de daha erkenden açılmasını sağlayacak bir takvim belirlenmesi gerektiğini ilettik. Hükümet ve AKP adına katılan yetkililer kendi aralarında görüşeceklerini ve Başbakan'a ileteceklerini ondan sonra geri döneceklerini belirtti."

AKP ve BDP ortak komisyonu

Süreç başladığından bu yana taraflar arasında çözüm gücü olabilecek, zaman zaman hakem rolü oynayabilecek bazı mekanizmalar önerdiklerini, ancak bunların bugüne kadar devreye konulmadığını anımsatan Baluken, bu mekanizmaları şu şekilde formüle etti: "Birincisi; demokratik yasal ve anayasal düzenlemeler için AKP Grubu ile partimiz arasında oluşturulacak komisyonların bir çalışma grubu şeklinde her iki partinin yaptığı çalışmaları ortaklaştırmasıdır. Bugüne kadar yapılmadı. Son heyetimizin Sayın Öcalan ile yaptığı görüşmede de Sayın Öcalan'ın böyle bir önerisi oldu. Biz de bu görüşmede bunun önemini belirttik. Çünkü böyle bir mekanizma oluşturduğumuz zaman Meclis'in tekrar açılma döneminde zaten çalışmanın büyük bir kısmı bitmiş olacağı için sadece bunu Meclis gündemine getirip komisyon gündeminde yasallaştırma işlemi kalıyor ki, bu da çok fazla zaman almayan bir durumdur."

Bağımsız heyet süreci izlesin

Sürecin akamete uğraması için hem içeriden hem dışardan belli bazı güçlerin devreye girebileceğine işaret eden Baluken, "Bu haliyle mevcut işleyiş bize güven vermiyor. Hükümetin ve devletin baskısından bağımsız bir şekilde süreçte -özellikle kriz yaratacak, tıkanıklık yaratacak noktalarda-oluşturulacak bağımsız bir heyetin sürecin sonuna kadar takip etmesi ve tıkanıklık yaşanan noktalara müdahil olmasını öneriyoruz. Biz partilerden bağımsız bir Akil İnsanlar Heyeti, Meclis'teki Çözüm Komisyonu ve yerelde tespit edilecek izleme komitelerinden oluşacak bir mekanizma önerdik. Şimdi kendi aralarında yapacakları değerlendirmeler ile nasıl bir cevap verecekler onu bekliyoruz" dedi.

Yürüyüşe dahi tahammül yokken!

Kürt tarafı açısından stratejik bir süreçten geçildiğini belirten Baluken, şöyle devam etti: "Doğrudan Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan bu süreçte demokratik siyaset kanallarının açılmasının önemine işaret etti ve bunun yol haritasını bizzat duyurdu. Ama şimdi düşünün ki, Lice'de çoğunluğu kadın ve gençlerden oluşan bir grup olabilecek en meşru yürüyüş hakkını kullanıyor ve siz gerçek mermilerle yanıt veriyorsunuz. O zaman silahların susması ile ilgili bir gündemi almamışsınız demektir. Hükümete sunduğumuz demokratikleşme paketindeki öneriler çok net. Bunun en başında toplantı ve gösteri hakkının yasal güvence altına alınması geliyor. Bırakın artık Siyasi Partiler Kanunu, Seçim Kanunu, seçim barajı, hazine yardımı vs. bugün bir yürüyüşe dahi tahammül edemeyen bir AKP pratiği açığa çıkarsa bu süreç açısından çok ciddi bir sıkıntıdır. Ve çok ciddi bir risktir. Bu yönüyle Lice'deki olay çok önemlidir."

Görüşmelerde iki handikap

Hükümetin hazırladığı paketi, basına yansıdığı biçimiyle değerlendiren Baluken, "Adım atıyormuş görüntüsü veren bir yaklaşımdır" dedi. Bugüne kadar hükümetle yaptıkları görüşmelerde iki handikapla karşı karşıya kaldıklarını dile getiren Baluken, şunları aktardı: "Birincisi; hükümet yetkilileri o görüşmelere inisiyatif alan bir pozisyonda gelmemiş oluyorlar. Biz yaptığımız görüşmelere karar verecek bir inisiyatifle gidiyoruz ancak onlar orada konuşulanları Başbakan'a aktaracaklarını ondan sonra geri dönüş yapacaklarını ifade ediyorlar. İkincisi; bugüne kadar yaptığımız görüşmelerin tamamında hükümet yetkilileri net/somut bir takım çalışmaları tartışmaktan ziyade, 'çalışıyoruz, çalışmalarımızı devam ettiriyoruz, belli bir aşamaya gelirse paylaşırız' gibi kapalı bir üslup kullanıyor. Bu halkımızda da eleştiri konusu oluyor. 'BDP görüşüyor ama biz ne görüştüklerini bilmiyoruz' şeklinde eleştirileri alıyoruz. Ama bunun tamamen hükümetin tavrından kaynaklandığını belirtmek istiyoruz. Nitekim o görüşmelerde ne çıktığını biz şeffaf bir şekilde söylüyoruz. Hükümet yetkilileri net bir tavır koysalardı kalkıp halkımıza anlatırdık. Biz bu sürecin şeffaf yürütülmesinden yanayız."

TMK, TCK şimdiye değişmeliydi
"KCK" tutuklularının durumunu birinci dereceden hassasiyet gösterdiklerini, TMK'nin, TCK'nini 215, 220 ve 314'üncü maddelerindeki değişikliklerin bugüne kadar yapılmış olması gerektiğinin altını çizen Baluken, "Bunlar yapılmış olsaydı hem demokratikleşme yönünde ciddi adımlar atılacak, hem cezaevlerindeki siyasi tutsakların özgürlüğü ile ilgili bir süreç başlamış olacaktı. Biz bu konuda hükümetin muğlak bırakan, inisiyatifi yargıya ya da Anayasa Mahkemesi'ne bırakan tutumunu kabul etmiyoruz" dedi.
Uzun süredir vicdanları rahatsız eden hasta tutsakların durumuna da işaret eden Baluken, şunların altını çizdi: "Hala bu kadar insani bir konuda bile bu hükümet hızla bir adım atma tutumunu göstermiyor. Biz KCK davalarında tahliyelerle ilgili inisiyatifi bir başka kuruma atan, bu yönüyle mevcut çözümsüzlüğü derinleştiren bir yaklaşımı kabul etmiyoruz. Yapılacak küçük bir yasal değişiklik bir infaz eşitliği bile 20-25 yıldır cezaevinde yatan politik arkadaşlarımız için de tahliye ve özgürleşme süreci söz konusu olabilir."


NAGİHAN AKARSEL/GÜLSEN ASLAN/DİHA/ANKARA