
Galeano’nun dokunduğu incelikler yoktur her zaman. Aslında her eylem, kendi bünyesinde sayısız incelikler barındırır. Ama bizim sözünü ettiğimiz, karşılıklı fark edilen ve yaşamları ortaklaştıran, buluşturan inceliklerdir. Bazen bu inceliğin direkt olarak görünmediği bir eylemin tam kalbinde, bu inceliğin harekete geçirdiği enerjiyi görmek mümkün. Öyle ki, harekete geçen enerji kendisiyle birlikte çok fazla enerjiyi harekete geçiriyor ve inceliğin görünmediği ama coşkunun insan yüreğine damgasını vurduğu bir duygu toplaşması yaşanıyor. Rojava ve bakur buluşması böyle bir şeydi.
Kuzey Kürdistanlılar, 19 Temmuz günü kuzeyde Kobanê’yi destek eylemi başlatmışlardı. Bir süredir çadır eylemi şeklinde süren eylem, devrim ateşi devrim yıldönümü yaklaştıkça giderek büyüdü. Devrimi boğmaya ve Rojava’yı parçalamaya yönelik vahşi saldırıları çok kişi değerlendirdi. Kürdistanlılar her geçen gün seferberlik ruhuyla eylemi büyüttü. Kuzey Kürdistan halkı, üç yıldır kendi içinde büyüyen ve dünya halklarının gözü önünde anı anına tarih yaratan Rojava Devrimi karşısındaki sessizliğin özeleştirisini verircesine bir coşkuyla devrimi selamladı.
Kürdistan devrimci gençliği, Rojava Devriminin ruhuna yakışır bir eylemlilik sergiledi. Kürt gençliği, sömürgeciliğin en fazla saldırdığı toplum kesimi olmasına rağmen, genç ömürlerinin egemenlikli sistemden en az etkilendiğini bir kez daha kanıtladılar. Yüzlerce kuzey Kürdistanlı genç Rojava Devrimine katıldı. Bakurdan bir coşku seli aktı Rojava’ya. Bir an içinde tertemiz yüreklerinin özgür akışının önünde egemenlikli sistemlerin barajlarını sınırlarını tanımadılar. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın deyimiyle anladıkları anda oluştular. Özgürlük anını, kendilerini yaratma anına dönüştürdüler. Kobanêli anaların silah kuşanmış resimlerini gördüler. O fotoğraf karelerini yüreklerinin en narin yerine nakşetmiş olmalılar ki sınırları yıkıp geçecek cesareti ve kararlılığı gösterdiler.
Kültür sanat gönüllüleri sanatın gerçek anlamının özgürlükle olduğunu söyleyerek sanatçının hakikatine denk bir duruş ortaya koydular. En büyük sanatı, Rojava Devrimine katılarak icra ettiler. Müzik grubu olan Koma Hêvî özgürlüğün en güzel şarkısını söylediler sınırları yok ettikleri eylemlerinde. Sanatın halk için olduğunu ve halkı yarattığı felsefesinin en güzel örneğini sergilediler. Onlar halkın şarkılarını söylemeyi sanat bilenlerdir işte. Halkın özgürlük şarkılarını sazlarıyla, kavallarıyla, tililileriyle dillendiler bugüne değin. Bugün ise şarkılar eyleme geçmişti. Her eylemin bir şarkı olduğunu bilecek kadar sanatı anlayanlardı onlar. Kendi halkları için en güzel besteyi o eylem gecesi yapmış olmalı Koma Hêvî.
Şarkılar da söylenmişse, eylemler kendi bestelerini yapmışlarsa artık zaman başka bir kıvama gelmiş olmalıydı. Öyle de oldu. Rojava Devriminin 3.yıldönümünde Kürt halkı, bu devrimin tüm Kürdistan’ın devrimi olduğunu gösterdi. Devrimin yıldönümü kutlaması günlerce önce başlamasına ve büyük katılımlar olmasına rağmen aynı günün gecesi coşku seli önünde durulamaz bir akışa kavuştu. Sınır telleri tüm yırtıcılığına rağmen anlamsız birer metal parçasına dönüştü. Kubani direnişine destek yürüyüşündeki binlerce Kuzey Kürdistanlı, Suruç eyleminde eylemsellik iradesini zirveye çıkardı. Yarım yüzyıla yayılan mücadele yıllarında sınırlar büyük oranda aşılmıştı aşılmasına ama teller vardı hala. Teller vardı ve her Kürdün yüreğine bata bata varlığını süreklileştiriyordu.
Ve o gece yarısı kimse yerinde duramaz hale geldi. Bir Newroz gecesi ruhuydu yaşanan. Ulus devletlerin giysisi olan teller paramparça olmuştu. Ulus devletin Kürt halkının bilincinde yıkıldığının en coşkulu göstergelerinden biriydi bu. Cumhuriyet tarihinde ilk kez devlet resmiyeti olmadan ve kaçak olmadan sınırlar geçildi. Hem de bir değil, yüz değil binlerce Kürdistanlı tarafından. Ayrılanlar kavuştu, kucaklaştı. Birbirini ilk kez gören Kürdistanlılar, yıllardır ayrılmış, kavuşamamış ve birbirini görememiş sevgililer gibi kucaklaştı, hasret giderdi. Kürdistanlılar, tüm dünyaya duyururcasına kucaklaştı devrim gecesi. Anneler, babalar, kardeşler, amcalar, teyzeler, abiler hepsi geçti sınır tellerini ve hepsi sınırın öbür yüzünde yeni akrabalık ilişkilerini özgürlükle mayalamaya koştular.
Akın akın Rojava’ya geçen Bakurluları karşılayan Kobanêlilerin sevinci de gözlerinden okunuyordu. Gelenlerin birine sımsıkı sarılıyor, sonra onu bırakıp bir başkasına koşuyorlardı. Bu görüntüler özgür Kürdistanlıların belleğine yazılacak. Çünkü bu görüntüler bizim yüzyılımızın resmidir. Özgür toplumsallığımızın resmidir. Kucaklaşmamızın resmidir.