Her alanda "kadın ne anlar?" zihniyetiyle mücadele eden kadınlar, mevzu futbol olunca ayrımcılığı daha derin yaşıyor. Yıllardır bu alanda başarılı olmalarına rağmen erkeklerle eşit koşullarda çalışmadıkları gibi, her seferinde de kendilerini ispat etmeleri bekleniyor.

Öte yanda 8. Kadınlar Dünya Kupası’nın da etkisiyle kadın futbolu yakın markaja alındı. Önceki yıllara kıyasla ilgiyle takip edilen turnuva, her ne kadar kadın futbolcuların eşit ücret talebiyle gündeme gelse de ortalık hala ‘en güzel 10 kadın futbolcu’ haberiyle dolu.

Avrupa ülkelerinde erkek ve kız çocuklarının belli bir yaşa kadar birlikte futbol oynadığını hatırlatan Spor Yorumcusu Banu Yelkovan, Türkiye’de ise kız çocuklarının kendilerine “yakıştırılan” sporlara yönlendirildiğini söylüyor. Erkek egemen zihniyetin etkisiyle yapılan bu yönlendirme de kız çocuklarının çok geç futbolla tanışmasına ya da oynama şansı bulsa da gelecek kurmakta zorlanmasıyla sonuçlanıyor.

Finansal sıkıntılar takımların uzun vadeli plan yapmasına da engel olunca haliyle kadınların yarısından fazlası futbolu yarıda bırakmayı düşünüyor.

Spor Yorumcusu ve Yazarı Banu Yelkovan, 2019 FIFA Kadınlar Dünya Kupası vesilesiyle kadın futbolunun bugünkü durumu, cinsiyet eşitsizliği ve kadın futbolunun medyada yer alış biçimi ile ilgili Evrensel’den Duygu Ayber Gültekin’in sorularını yanıtladı.

1966 yılıyla karşılaştırsınlar

Eşitsizliğin kadın ve erkeğin olduğu her yerde bulunduğunu hatırlatan Yelkovan, buna paralel ücret eşitliğinin de, fırsatların da ilerleme şanslarının da olmadığını söyledi. Konu futbol olunca, ödül meselesinde “ama aynı oranda izlenmiyorlar ki” savunmasıyla karşılaşıldığını anlatan Yelkovan, “Doğru ama aynı anda başlamadılar ki? Kadın Dünya Kupası 8’inci, geçen yıl yapılan 2018 Fransa ise erkeklerin 21. kupasıydı. İlla karşılaştıracaksak, erkeklerin 1966’da 8’inci kez İngiltere’de oynadıkları futbolu, bu seneki kadın maçlarıyla karşılaştıralım.  Belki o zaman kadınların ne kadar iyi oynadıklarını, ne kadar hızlı ilerlediklerini görebiliriz” dedi.

Ücret eşitsizliğiyle de ilgili Yelkovan, İngiltere’de bu yıl alevlenen tartışmaları hatırlatarak, profesyonel kadın futbolcuların yüzde 88’inin senede 18 bin pound’dan az kazandığını ve yüzde 58’inin finansal sebepler yüzünden futbolu bıraktığını belirtti.

Daha fazla ses çıkarmalı

Kurallarının erkekler tarafından yazıldığı kapitalist dünyada rekabet, izlenme oranı ve ilgi çekme meselesinde çok değişmesini beklemediğini ifade eden Yelkovan, “Evet ilerleme var, destek artıyor ama yol da uzun. O halde kadınların daha çok spor yapması, izlemesi ve sesini daha çok çıkarması gerekir” dedi.

Kadınlar ‘dans üstü’ sporlara yönlendiriliyor

Yelkovan, Almanya, Fransa gibi ülkelerde son yıllarda kadın futboluna ilgi artarken Türkiye’de bu derece ilgiye rastlanmadığını hatırlatan gazetecinin sorusuna ise şu yanıtı verdi: “Türkiye’de kız çocukları kendilerine “yakıştırılan” sporlara yönlendiriyorlar. Voleybol, buz pateni, jimnastik, dans ve halk oyunları gibi “dans üstü” başlığı altında toplanabilecek dallar. Sizin saydığınız bu ülkelerde belli bir yaşa kadar kızlar ve erkekler birlikte futbol oynuyor, ergenlik sonrası ayrılıyor. Farkın sebebi bu.”

Sporun karakteri başarıdır, ‘güzellik’ değil

Banu Yelkovan, kadın futbolunun basında yer alış biçimini de değerlendirdi. Ayrılan bütçe, verilen fırsat, yapılan yatırımla orantılandığı taktirde kadınların hem takım hem de bireysel sporlarda erkeklerin önünde olduğunu savunan Yelkovan, bunun yerine kadına ’güzellik’le orantılı basında yer aldığını söyledi. “Sporun karakteri başarıysa başarılı olana yer vereceksin” diyen Yelkovan, “Eğer ‘güzellik’ kriteri erkeklere uygulansaydı ekranlarda rahatlama yaşanır, gazete sayfaları boş kalırdı” diye de göndermede bulundu.

8. Kadınlar Dünya Kupası’nın önceki yıllara nazaran ilgiyle takip edilen turnuva olduğunu ifade eden Yelkovan, şöyle devam etti: “İlgi daha da artacak. Kadınların bazı sporları yapmalarının onları kaslandırdığı, çirkinleştirdiği, erkekleştirdiği önyargıları da tarihe gömülecek. Kızlar yakın gelecekte istedikleri her sporu yapabilecek.”