8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü Diyarbekir’de kutladım. Kürdistanlı kadınlar İstasyon Meydanı’nda toplanmışlardı. “Jin, Jiyan, Azadî” diye bağırıyorlardı. Meydan renk cümbüşüne dönüşmüştü. Kürdistanlı kadınlar rengarenk milli kıyafetleri ile alanı tıka basa doldurmuşlardı. İstayon Meydanı KJA’nın (Kongreya Jinên Azad-Özgür Kadınlar Kongresi) her renkten bayrağı ile donatılmıştı. HDP kadınların bu çoşkusu, kararlılığı ile sel gibi barajları yıkıp hedefine ulaşacaktır.
İstasyon Meydanı’na gittiğimde içim burkuldu. Çok gerilere gittim. Sevgili Vedat Aydın’ın cenazesini bu meydandaki Sümer Camisi’ne götürmüştük. Cenaze namazı burada kılınmıştı. İstasyon Meydanı’nı dolduran yüz bini aşkın kitle burada bir miting düzenlemiş, kontrgerilla katillerini lanetlemişlerdi. Vedat’ın kardeşi Veysi Aydın Kürtçe yaptığı konuşmasında “Vedat sömürgecilerin gözlerinde bir dikendi. Bu dikeni çıkardılar. Ancak bugün Kürdistan’ın her tarafında binlerce Vedat dünyaya geldi” demişti. Doğruları söylemişti Veysi. Vedat’ın cenazesinin kaldırıldığı gün dünyaya gelen Kürtler bu seçimlerde ikinci defa sandık başına gidecekler kadınlı-erkekli. Sömürgeci sistemin önlerine koydukları barajı demokratik yöntemlerle ortadan kaldıracaklardır.
Kürdistan’ın her tarafında HDP’ye yönelik büyük bir ilgi var. Urfa’da 85 kişi aday adayı. Bu sayı Diyarbekir’de 260’a ulaşıyor. Hey gidi zaman hey. HEP’in ilk kuruluş döneminde yönetimleri oluşturmak için mumla insan arıyorduk. HEP’li olmak kontgerillanın hedefi olmaktı. Bugün ise HDP’li aday adaylarının tanıtımı Urfa’nın en lüks otellerinden birinin salonunda kalabalık bir basın ordusunun önünde gerçekleştirildi.
Atı alan Üsküdar’ı çoktan geçti. Diyabekirli Merhum Aşık İhsani’nin bir şiirinde dediği gibi “Eridi yokuşlar yöneldik düze/Boşuna bu engel, bu çaba bize/ Kürt, Türk, Laz, Çerkez, Arap, işçi, köylü kendi meclisimize/ Biz kendimiz dolacağız yakındır”. Tabii bu arada Avrupa’daki yurtsever kardeşlerimize de çok iş düşüyor. Avrupa’da verilecek oylar barajın yıkılmasında etkili olacak. Seçimlerde HDP için en önemli engel rehavet ve aday listeleri olacaktır. Rehavete kapılınmadığı, halkın görmek istediği insanlara listelerde yer verildiği takdirde her şeyin üstesinden gelinecektir.
Bir aya yakın bir zamandır halkımın içerisindeyim. Ziyaret ettiğim her merkezde büyük bir ilgi ile karşılaşıyorum. Aday adaylıkları için birçok soru ile karşılaşıyorum. Ve konuya ilişkin yazılar yazılıyor ve tartışmalar yapılıyor. Şunu açıkça belirteyim; Ben şahsen, adaylık başvurusunda bulunurken sadece demokratik hakkımı kullandım. Evet ben halkımın adayıyım. Vefalı Kürdistan halkı aradan uzun yıllar geçmesine rağmen kendisi için cefa çeken, bu ulvi davanın rantını yemeyen, alnı açık, hesapsız, pusatsız insanlarını unutmuyor. Diyarbekir’de, Urfa’da her yerde bizi yolda çevirip boynumuza sarılan, aday adaylığımızı kutlayan insanlarımızın coşkusunu görebilmek, hissedebilmek gerekir. Haftaya buluşmak umudu ile hepinizi sevgi ve hasretle kucaklıyorum.
KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:
* 12 Mart 1994’de Özgür Gündem gazetesi Urfa muhabiri Nazım Babaoğlu Siverek’te korucular tarafından kaçırıldı. Bugüne kadar Nazım’dan haber alınamadı.
* 12 Mart 2004’de Rojava’nın Qamişlo şehrinde yapılan futbol maçında çıkan olaylarda onlarca Kürt BAAS paramiliterleri tarafından öldürüldü. Olaylar üzerine Güneybatı Kürdistan’da başlayan serhildanlarda binlerce Kürt tutuklandı.
* 12 Mart 2004’de Kürt yurtseveri ve dilbilimcisi Faqî Hüseyin Sağnıç aramızdan ayrıldı.
* 14 Mart 1991’de Nisêbîn’de ARGK gerillası Kamuran Dündar’ın toprağa verilmesinden sonra çıkan olaylarla Kürdistan’da serhildanlar dönemi başladı. Serhildanlar daha sonra Kızıltepe, Mardin, Silopi, Cizre, Diyarbekir ve tüm Kürdistan’a yayıldı.
* 16 Mart 1978’de İstanbul Üniversitesi’nden topluca çıkan gruba faşistlerce el bombası atıldı. Yedi öğrenci yaşamını yitirdi. Yaşamını yitirenler arasında DDKD’li Hamit Akıl da vardı.
* 16 Mart 1988’de Saddam rejimi tarafından Halepçe’ye kimyasal bomba atıldı. 5 binden fazla Kürt yaşamını yitirdi.