Kürdistan ve Türkiye’de doğayı tahrip eden barajlar, Nükleer Santral ve Hidroelektrik Santralleri’nin (HES) ardından Rüzgar Enerji Santralleri’nin (RES) de sayısı her geçen gün artıyor. RES’lerin özellikle turistik bölgelere kurulması da dikkat çekiyor. İzmir Çeşme’ye 150 türbin yapılması planlanırken, şu an faaliyete giren 6 türbin bulunuyor. Yine Karaburun ve Dikili ilçesine bağlı Çandarlı beldesinde RES’ler hayata geçirildi. Muğla’nın Bodrum ilçesi Yalıkavak ve Akyarlar mahallelerinde 13 rüzgar türbini, Balıkesir’de Kapıdağ ve Manisa’da Kuyucak RES’leri kurulacak.


Mahkeme kararı beklemiyorlar

AKP Hükümeti, doğayı talan eden projeleri, hiçbir mahkeme kararını dinlemeden ve ÇED raporlarını bile beklemeden hayata geçirirken, bölgede yapılacak RES’ler için de acele kamulaştırma kararı çıkardı. 2014’de çıkarılan acele kamulaştırma kararına göre, Ordu, Balıkesir, Manisa, Sêrt (Siirt), Muğla, Artvin ve Mersin illerini kapsayan çeşitli bölgelerde ‘acele kamulaştırma’ yapılacak.


RES’ler Ege için tehlikeli

Ege bölgesinde kurulan RES’ler, en temiz enerji üretim aracı olarak bilinse de kurulduğu bölgede bitki örtüsünden doğal yaşama kadar birçok tahribat yaratıyor ve insan yaşamını da tehlike altına alıyor. Rüzgarın panelleri döndürme gücü belli bir sınırda olduğundan bu mıknatıs olabildiğince güçlüdür. Kuvvetli bir mıknatısın oluşturduğu elektromanyetik alan, etkileşim içinde olduğu alandaki birçok maddeye etkide bulunur. Elektromanyetik dalgalara maruz kalmak kanserin birincil nedeni. Aynı zamanda pervaneler göçmen kuşlar için de tehlike yaratıyor. Göç yollarında karşılarına çıkan bu dev pervanelere kapılan göçmen kuşlarının ölümüne neden oluyor.  RES’lerin kurulacakları bölgede rüzgarın hız kaybetmemesi için etraftaki  ağaçlar da kesilir. Genellikle RES’lerin devasa parçaları bölgeye mevcut yollardan sokulmadığı için yeni yollar inşa edilir, bu da onlarca ağacın kesimi anlamına geliyor. 


 SELMAN ÇİÇEK-DİHA/İZMİR