Karayılan söylemişti:"Tutuklamalar devam ederse, biz de tutuklarız".
Bu belirleme, Kuzey Kürdistan’da askeri işgale rağmen, kolonyal sisteme karşı bir yönetimin yükseldiğine işaret etmektedir.
Biliyorum: HDP Türkiye’de barajı aşmayabilir.
Ancak, AKP ve tüm Türkiye kökenli partilerin toplamı, ayyıldızlı askerlerin gölgesi olmazsa, Kürdistan’da yüzde 5 barajını geçmezler.
Bundan dolayı, Karayılan’ın yukarıdaki sözlerini, baraj tartışmalarına tercüme etmek isterim:
"Bizim barajımızı düşürürseniz, biz de sizinle ilgili barajı düşürürüz".
Biraz paradoks gelen bu düşünce, geleceği belirliyor.
İşgalden kurtarılacak bir Kürdistan’da, tüm halklar ve Türkler de yaşayacaklarına göre, Kürt Hareketi, Rojava ile birlikte verilen sinyalle, "direkt demokrasi" müjdeliyor.
Parlamenter değil, her grubun, insanın yaşamla ilgili dolaysız katılımını öngören bu "yeni başlangıç", Türkiye’nin geçmişinde, şimdisinde olanların tam tersi bir istikameti gösteriyor.
Bundan dolayı da, Öcalan son görüşmesinde, "Türkiye’deki yönetime inanarak, yanıldığı" mesajını verdi.
Aslında bu belirleme, "Kürdistan Uydusu" İmralı’da, Türk devleti siyasetine bir "darbe" olarak algılanmalı.
Fidan ise, "anlaştık, şimdi sıra Hükümetin icraatında"yı ifade ederken, Erdoğan ile yürütme arasındaki uçuruma işaret etti.
Buna yolsuzlukları ekleyin.
Uluslararası ilişkilerde, Erdoğan’ın yüzde 10 barajını aşmayacağı gerçeği, bu adamın aslında, barajsız bir seçim öngörmesini gerektirmez miydi?
Çünkü, böyle giderse, Erdoğan sıfır barajına yakın bir yerde seyredecek: Erdoğan’ın çöküşü hızlandırılıyor.
Üç Bakan’ın "yüce divana" götürülmesi ihtimali, Erdoğan’ın Türkiye’de "yüce divan"a gitmeyeceği anlamını taşımıyor.
Kürdistan’da sadece "Roboskî"da işlenen insanlık suçundan ve Erdoğan’ın DAİȘ’e verdiği destek ve katli azmettirme suçundan dolayı, Karayılan’ın Erdoğan’ın AİHM’e sevki için avukatlara bir dosya hazırlaması ihtimal dahilinde olabilir…
Son tablolar, Erdoğan’ın çöküşünü acil gündem maddelerinin  başına koydu.
HDP, seçime parti olarak gireceğini açıkladı.
Bu iki anlama geliyor:
Birincisi, Kobanê ve Rojava ile birlikte, siyasi forsuna beklenmedik faça yiyen Erdoğan, Kuzey Kürdistan’da ve Türkiye’de kaybedecek; HDP büyük bir oy patlamasıyla baraji aşacak.
İkincisi, mevcut barajı aşmazsa HDP, Türkiye’yi bir kaos ortamı bekliyor.
İkinci noktada görülmesi gereken, Kobanê’nin artık Türkiye Cumhuriyeti için alttan gelen sarsıcı bir dalga olduğudur.
Kobanê (Rojava modeli), Kürdistan’ın tümünü kapsayan toplumsal bir haraketlenmeye "start" verecek kadar güçlü, bir yerde de tüm dünyada boyundurluğa vurulan insanlığın kurtuluşunun estetik ivmesi haline geldi.
Ek olarak altını çizmek istiyorum:
İmralı ve Kürt güçlerinin son açıklamaları, şimdiye dek gerçekleştirilen "gizli müzakere"lerin son bulacağına işaret ediyor.
Bu tarihi bir gelişme olabilir. Çözüm, "mutlak kopuş" olmazsa, sınırlı bile olsa, belgelidir artık.
Daha da önemlisi, Türkiye gizli "ıslah planları" ile Kürt kıyımı gerçekleştirme şansına sahip değil.
Kürdistan’ın istediği çözüm, Türkiye’nın hayal ettiği, ancak kabulde zorlanacağı devasa bir gelişmeye yol açacak.
Böylece de "Hayaldi gerçek oldu" cümlesini yaşama tercüme edecekler, Kürdistan’da yaşayan halklar olacak.