İlham Ehmed, Fırat’ın Gazabı’nı değerlendirdi. Reqa’nın özgürleştirilmesiyle Doğu, Güney ve Kuzey Suriye topraklarının birleşeceğini anımsatan Ehmed, coğrafik, askeri ve siyasi önemine dikkat çekerek şunları söyledi:

“DAİŞ oraya yerleşti, kurumlarını oluşturdu. Burada eğittiklerini dünyanın her yerine terör eylemleri için gönderdi. İnsanlık üzerindeki tehlikeleri buradan örgütleyip gerçekleştirdi. Reqa DAİŞ’in zulmünün merkezidir. Binlerce ve belki on binlerce insanın barbarca katledildiği bir yerdir. Bir anlamda insanlık onurunun ayaklar altına alındığı bir yerdir. Özgürleştirilmesi de insanlık onurunun kurtarılması demektir. Reqa barbarlığın başkentidir.

Musul’dan da önemli

Musul operasyonu daha önce başladı. Musul üç taraftan kuşatıldı. Bir tek Bokemal üzerinden Dera Zor ve oradan Reqa’ya geçme yolları açık bırakıldı. Bu da Musul, Tel Afar ve çevresinde sıkışan çetelerin Suriye’ye geçmesi demektir. Reqa’yı Özgürleştirme Hamlesi bu anlamda oradan gelebilecek çete elemanlarının yolunun da kapatılması demektir. Bu yüzden Reqa’yı özgürleştirmek için başlatılan Fırat’ın Gazabı Hamlesi Musul hamlesinden daha fazla önem arz ediyor.

Siyasi önemi büyük

Bu kentinden çetelerden temizlenmesi ‘insanlığın terörizm belasından kurtarmanın’ önemli bir eşiği olacak. Kuzey, Güney ve Doğu Suriye’yi birbirinden ayıran bölge temizlenmiş olacak. O yüzden siyasi anlamda da büyük bir öneme sahiptir. Halkların özerk bir şekilde kendini yönetmesi için önem arz ediyor. Suriye sorunu ve iç savaşın bitmesi için kilit rol oynuyor. Suriye sorununun çözümü de ancak böyle bir sistemle gelir. Halkların okendilerini yönetmesiyle sorun çözülür. Bunu her zaman söylüyoruz, savunuyoruz ve bunun için siyasi, askeri, diplomatik mücadele veriyoruz.

Koalisyon özellikle istedi

Koalisyon özellikle bu hamleyi QSD ile başlatmak istedi. Çünkü bölgede Suriye genelinde şu ana kadar DAİŞ‘e karşı gerçekten mücadele eden, DAİŞ’i yenebilen, onu kırabilen tek gücün bu olduğunu herkes gördü. Bu güçten başka hiçbir gücün DAİŞ ile gerçekten mücadele etme ve onu yenebilme gücü yok.”

Türkiye ne istiyor?

Türkiye ve ona bağlı çetelerin bölgedeki saldırıları ile işgaline ilişkin değerlendirmelerde de bulunan İlham Ehmed, şunları ifade etti: “Türk devleti bir süredir Efrîn ve Şehba üzerinde ağır saldırılarda bulunuyor. Bu saldırılar Rojava ve Kuzey Suriye’yi işgal çerçevesinde geliştiriliyor. Hedefi de Suriye, Kuzey Suriye’de özerk bölgeler, federal sistemin oluşmaması içindir. Özellikle son zamanlarda Efrîn’e yönelik gerçekleştirdiği saldırılar bu amaçladır. Diğer ve önemli amacı da Ezaz’dan İdlip’e kadarki alanda bir tampon bölge oluşturmaktır. Bu tampon bölgeyi de Halep’i kuşatıp daha sonra saldırılarla ele geçirme, topraklarına dahil etme çerçevesinde yapıyor. Türkiye’nin amacı Halep’e ulaşmaktır. Halep tarihi ve ticari bir kenttir. Osmanlılar döneminde Mercidabık ile elde ettiği Halep’i yeniden ele geçirerek ticaret merkezinin başkenti yapmak istiyor. 
Çünkü Halep’i ele geçiren Suriye’de söz sahibi olur. Halep’i hakimiyetine alan Suriye siyasetine hakim olur. Suriye’deki tüm gelişmelerin merkezinde olur. Türkiye şimdi böyle bir amaç ve hedef koymuş önüne.” 


SEYİT EVRAN / QAMİŞLO