Birkaç yıl önce Türk cumhuriyetinin tüm defolarından (kapalı toplum mühendisi, barbarlık apolojisti, imtiyazlı ulus şaklabanlı, komplocu kafalı) şekillenmiş ulusalcılar, ancak Çehov'un bir hikayesine elbise hırısızı olarak girecekleri yerde Türkiye'de köşe kapmış araştırmacı gazeteci tip olarak karşımıza çıktılar. Onlar herhalde dönüşüp yine sayın, sevgili Çehov'un Bukalemun'undaki (ACHAMELEON) komiser Ocumelov'a terfi ettiler. Tek hünerleri iktidar adına sokakları terbiye etmek olan bu yeni yetme "AK Ocumelovlara" göre başıboş, serseri bir köpek bir yurttaşı ısırsa köpeğin cezalandırılması gerekiyor, ama köpeğin AK vekillerden birine ait olduğu söylense yurttaşın kendi kendisini ısırdığını AK iradeyi yıprattığını dillendirirler.
Tam bu anda araya giresim oluyor. "Belki AK vekilin köpeğidir, alnında yazmıyor ya kimin olduğu? Hem geçen gün AK vekillerden birinin böyle bir köpeğini görmüştüm" demek geliyor içimden. AK idiot Ocumelov bu defa "Köpek hoş bir hayvan, peygamber efendimiz de sever kedi köpeği" diyecek. Bir başkası, "AK vekilin böyle bir köpeği olamaz, baksanıza zinciri yok" itirazı yapsa AK idiot Ocumelov için köpek imha edilmesi elzem bir mahlukat... Ama çevredeki apartman sakinlerinden biri pencereden başını çıkarıp, "Heyy, o köpek AK vekilin ağabeyinin" diye bağırmasıyla Ocumelov, artık pek şirin, pek cins, pek güçlü bir köpek edebiyatı yapmak zorunda.
Sayısız AK Ocumelov, bugünlerde kendi sokağını değil, uzak diyarların sokaklarını anlamakla meşgul. Bu gudubetlerin pek bir hünerli olanları Paris ile yatıp kalkıyor. İktidar İslamcı barbarlık, tüm dinlere ve ideolojik diktalara aynı mesafede olan bir mizah dergisinin çizimlerinin "çürütülemez, boşa çıkarılamaz" kutsal kitaplarının karizmasını sarsacağını düşünüyor olacak ki 12 insanı katletti. İşte AK Ocumelov burada devreye giriyor. Henüz saldırının ne olduğu anlaşılmadan, "Türkiye'ye, İslam'a tezgah" tezleriyle, fındık beyinleriyle bir suçüstülüğün tüm sarsıcı ezberlerini döküverdiler. ''Türkiye ve AK idiotizm bu tezgahın neresinde'' sorusu haliyle cevap bekliyor. Zira iki yıl önce bu AK cumhuriyetin başı boş değil, tasmalı köpekleri yine Paris'te "üç martıyı" katlettiler. Yeni kurbanların da Kobanê sonrası Kürtlere ve Kürdistan'a dair pek etkili fikirleri vardı, derginin çizerleri Kürt olmanın erdeminden söz ediyorlardı. Baş idiotları, Charlie Hebdo Katliamı'nın yaşandığı gün Fransa Cumhurbaşkanı'na hitaben "Ben, Holland'a Halep diyorum, o bana Kobanê'yi soruyor" gibisinden bir konuşma yapmıştı meydanlarda. Belki yarın uluslararası baskılardan ötürü, baş idiot bu barbar İslamcılığı suçlayacak, bu defa AK Ocumelovlar için Al Qaida ve IŞİD, beş para etmez iki sokak köpeği, argümanına sarılacaklar. Bunu yaparken elbette PYD’yi de aralarına katacak.
Fransızların De Gaulle hükümeti dışında diğer hükümetleri genelde pısırık, korkak, eşitlik karşıtı gibi kavramlarla anılabilir. Bunu destekleyen onlarca olay ve olgu var. Zira Fransız yurttaşları ve aydınları tarihte ne olmuşsa o olmuşun biricik özneleridir. Talep eden, değiştiren, yetinmeyen, yenisini arzulayan çılgınlıklarıyla beş cumhuriyet kurdular. Tüm bu pozitif değerleri şu veya bu biçimde bünyesinde barındıran ilerici bir mizah dergisinin çizimlerini "zulüm" olarak gören AK Ocumelovların insan odaklı ne fikirleri olabilir ki? Sarıldıkları İslamofobia hastalığına karşı hemen hemen tüm Avrupa devletleri Müslüman bireyi de herhangi bir yurttaşı gibi anayasal olarak koruyor, onların tüm haklarını vatandaşlık hukuku çerçevesinde garantiye alıyor. AK idiotların cumhuriyetinde anayasa, Kürtlere ulusal baskının her türünü, diğer dinsel topluluklara ise dünyanın en aşağılık ayrımcılığını açık açık reva görüyorken bunu dillendiriyorlar... Tek bir alevi bürokratın bile "milli tehdit" olarak görüldüğü manyak bir toplumdan söz ediyoruz... Belki de "Cezayir, Fransa değildir" diyen 1960'ın onurlu Fransız aydınlarının geldiği eşitlikçi damardan beslenen insanlarını öldürdüler Cezayir uyruklu iki haydut. Binlerce haydut da bu katliamı takdir etti. Başta mizahi çizimleri "zulüm" gören Türk AK idiotlar ''ama“ları ile alkışladılar bu katliamı. Düşünün ki bir mizah dergisi Fransız fasistlerinin defalarca suçlamasına ve davasına maruz kalmış, ama bu dergiye ölümcül cezayı Müslümanlar kesmiş...
Hikayede "generalin köpeği" olması ihtimaliyle Komiser Ocumelov'a defalarca tutum değiştirten köpeğin tüm davranışları iradesi dışındaydı. Sadece aç kalmıştı ve Hurikin'in parmağını ısırmakla itham ediliyordu. Bir katliam karşısında akıllarına ilk devletlerini, dinlerini, barbarlıklarını korumak düşenleri her ne kadar ben, yani sevgili yazarınız Bektaşi üzümü haczetmiş bir komisere benzetip analoji kursam da işin aslı "generalin Seter cinsi olmayan" köpeğinin uygarlığı Paris ve Ankara'dan dişlemesiydi...