Bir gün sonra, "delirmenin" en büyük tezahürlerinden biri ortaya çıkıverdi. Hükümetin "silahlı kuvvetleri", Zaman Gazetesini "bastı". Gazetecileri, "dizi" yapımcılarını göz altına aldı.
CHP lideri "bu hükümet darbe hükümetidir" dedi.
Bu durumda, Demirtaş'ın "sokağa çıkarak" "deliye acil yardımı" bile işe yaramayabilir. Muhtemelen "deli zincirden boşandı".
Bu operasyondan iki gün önce, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, AKP'nin "Emniyet teşkilatının merkezini delip, oradan haber veren Fuat Avni"nin bu operasyonla ilgili attığı twitler karşısında "inşallah olmaz" demiştir.
Şimdi Arınç ve benzerlerini uyaralım: Erdoğan mı, Davutoğlu mu, yoksa İçişleri Bakanı mı, her kimse, bu operasyona karar verenler, ya kendilerine karşı bir "darbe ortamı" yaratıyorlar ya da başkaları onlara karşı "darbe ortamı" yaratmak istiyor. AKP "sokaktan" korkarken, bu kafayla giderse "darbeye" uğrayacak... Şurası açık: Şimdi Cemaat yanlısı medyaya karşı "darbe" yapmaya kalkışan AKP, yarın kendisi "darbe"yle yüzyüze geldiğinde, şunu bilsin ki, o "darbenin" karşısında "sokak" duracak... Hem de ne "sokak"...Daha önceki darbelerde "sokağı" boş bulan "darbeciler", bugün bir "darbeye" yeltendiklerinde, karşılarında mücadelenin "her türlü biçimini" kullanma yeteneğinde bir "sokak" bulacak. AKP'nin ne "ayıklanmış polis teşkilatı", ne "ele geçirmeye çalıştığı jandarma", ne "evinde zaptedemediği eli palalı AKP'li" değil, böyle bir "darbeyi" solcusuyla, Kürt yurtseveriyle, özgür Müslümanıyla, Gezici "yeni kuşak çapulcusuyla" "sokak" durduracak.
"Durduracak" ama, bu Türkiye'yi çok ağır sonuçlarla karşı karşıya bırakacak...
Şimdi kamuoyu şunu iyi değerlendirmeli: "eski suç ortakları" arasındaki "karşılıklı darbeleşme" süreci, hem "çözüm sürecine" karşı büyük ve tehlikeli bir ortam yaratıyor. Öcalan'ın ifadesiyle "darbe mekaniği" tıkır tıkır çalışıyor.
"AKP-Cemaat kavgası"nın panzehiri, demokratik güçlerin, hızla harekete geçmesi ve önümüzdeki seçimlerde, AKP'nin "tek başına totaliter başkanlık rejimine geçebilecek" bir çoğunluk elde etmesini engellemektir.
Bu nasıl engellenebilir?
Örneğin Cumhurbaşkanı seçimlerinde alınan oylar açısından bakarsak, CHP'nin oylarında "yüzde yarımlık" bir artış AKP'nin "dikta rejimine geçişini", parlamenter yolla önleme mücadelesinde hiç bir anlama gelmez. Buna karşılık, bu seçimlerde, HDP'nin Cumhurbaşkanı seçiminde aldığı yüzde 9.5'luk oya eklenecek "yüzde yarımlık" bir oy, AKP'nin "dikta rejimine" geçişini "parlamenter yolla" önlemeye yeter de artar bile. Böyle bir durumda HDP, en az 50-60 vekil çıkarır, Böyle olursa AKP "tek başına dikta rejimi kurma" imkanını kaybeder.
Zaman Gazetesine, Saman Yolu TV'ye yönelik saldırı, AKP'nin gidiş istikametini ortaya koymuştur. Durum kritik..
Seçimlere kadar Türkiye'yi, AKP'nin "amok koşusundan" ne CHP geri çevirebilir, ne Cemaat bu koşuya karşı bir set çekebilir. Seçimlere kadar Türkiye'yi koruyacak tek imkan, "sokaktır". "Sokak" AKP'yi, seçim öncesinde, son bir hamleyle "diktaya" gidişten caydıracak tek çaredir. Seçim günü ise, HDP'ye CHP'den ya da Cemaatten, ya da AKP'nin "bu yolsuzlukla el ele diktaya gidişine" itiraz eden özgürlükçü Müslümanlardan verilecek "yüzde yarımlık oy" AKP'yi durdurur.
Seçim sonrasında ise ne olacağını sorarsanız, AKP'nin "tek başına dikta kuracak çoğunluktan mahrum olduğu", HDP'nin yüzde on barajını aşarak geldiği bir Meclis'ten "barış, demokrasi ve çözüm" sürecinin bir kaç günde zafere ulaşması çıkar...
Seçime kadar "sokak", seçimde "HDP'ye yüzde yarım ek oy", seçimden sonra "barış, demokrasi, çözüm..."
Takvim diyordunuz. Buyurun size "takvim"...