Herşey bir tarafa demokrasi hareketinin başarısının temel kıstası alınan genel oy oranıdır. 2002 seçimlerinden bu yana sürekli olarak alınan yüzde 6-7 bandında oy oranı demokrasi hareketinin siyasetini aynı zemin üzerinde yürüttüğünü gösteriyor. Büyük resimde daha geniş kitlelere ulaşan bir açılımın eksik kaldığını görüyoruz. Bu ciddi bir sıkıntı.
Bunun iki yönü var. Birincisi Kürdistan boyutu. AKP’nin halen Kürdistan’da geniş kitleler üzerinde etkili olması BDP açısından yerelde sıkıntılar olduğunu gösteriyor. Bizler ve onlar tanımlı, karşıtıyla kendini var eden yaklaşımların yarattığı ayrışmanın önüne geçmek için daha kapsamlı daha incelikli politikalar izlenmesi gerektiğini gösteriyor.
AKP’nin izlediği politikalara taraftar olabilecek toplumsal zemin Kürdistan’da sınırlıdır, gelişemez. Ancak BDP’nin öncülük ettiği demokratik ulus prensipli hareketin gelişim potansiyelinin sınırı yok. BDP’nin Kürt toplumunun her kesimine ulaşabilecek, etkileyebilecek argümanları var. Bu yerel seçimlerde özellikle Diyarbakır, Mardin ve Urfa’da daha iyi sonuçlar alınabilmeliydi.
İkinci boyut, belki de en önemlisi Türkiye’de alınan sonuçlardır. HDP henüz çok yeni bir hareket. Seçimden hemen sonra alınan ve beklentilerin altında kalan seçim sonuçları üzerinden ağır bir şekilde eleştirilmeyi hak etmiyor. Yapılacak en net eleştiri tepede toplumun değişik kesimlerinin temsil edilmesine rağmen tabanda HDP’nin BDP’nin batı versiyonu izlenimi vermesi.
HDP’ye seçim öncesinde yapılan saldırılar bilinçli ve örgütlüydü. Çünkü HDP’nin genişlemesi Türkiye’de demokrasi hedefine daha da yakınlaşılması anlamını taşıyor. HDP, demokrasi hareketinin başarısı için hayati bir noktadadır.
Abdullah Öcalan’ın HDP üzerinde bu kadar ısrarlı bir şekilde durmasının çok önemli nedenleri var. Kürt hareketi, Kürdistan’daki gelişmelerin Türkiye’de genel bir demokratikleşme ekseniyle beslenmesi durumunda her zaman ağır bir tehdit altında olduğunun bilincinde. Bazı gerizekalılar herhalde Öcalan, Kürt halkının soykırım tehdidiyle karşı karşıya olduğunu söylerken şaka yaptığını ya da abarttığını falan düşünüyor. Bu çok ciddi bir belirlemedir. Türkiye’de demokratikleşme, çağdaşlaşma gelişmedikçe Kürdistan’daki tüm kazanımların kalıcılığı soru işaretidir.
Demokratik bir Türkiye, demokratik Suriye, İran, Irak Kürt halkının özgür geleceğinin ve barışın teminatıdır. Kürdistan’ın İsrail gibi bir modelle çevresi tamamen düşmanlarla sarılı bir şekilde varlığını sürdürebileceği düşüncesini benimseyenler bize kanlı bir gelecekten başka bir şey vaar ediyor.
***
Son olarak Dêrsim’de alınan seçim sonuçları gösterdi ki Dêrsimli seçmenler için adaylar son derece önemli. Ne CHP’nin ne başka partilerin oyları garanti falan değil. Güçlü adaylar ve hizmet iddiası Dêrsim’de kazandıran bir gerçek. Bundan sonrası için bu yerel seçim iyi bir ders olmuştur.
Bardağın boş tarafı
Yerel seçim sonuçlarında elde edilen başarılar üzerine çok yazıldı çizildi. Ancak bardağın bir de boş tarafına bakmamız gerek.