İstanbul'da Barış İçin Kadın Girişimi tarafından düzenlenen konferansta 'çözüm süreci'ni tartışan kadınlar, "Barış sürecine aktif katılmalıyız; çünkü kadınlar savaş boyunca barış için mücadele ediyor" dedi. Birçok parti ve kurumdan kadınların katıldığı konferansta ayrıca cezaevinde bulunan kadınların mektubu da okundu.

Barış İçin Kadın Girişimi (BİKG), 'çözüm süreci'ni tartışmak için Boğaziçi Üniversitesi'nde Barış İçin Kadın Konferansı düzenledi. BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, BDP İstanbul İl Eşbaşkanı Asiye Kolçak, TUHAD-FED Genel Başkanı Zübeyde Teker, CHP Milletvekili Binnaz Toprak ve çok sayıda kadın örgütü temsilcisi ile akademisyenin katıldığı konferansın yapıldığı salona 'Biz kadınlar barış sürecinde aktif yer alıyoruz', 'Kadınlar katılmazsa cinsiyet eşitlikçi ve demokratik bir anayasa yapılamaz' pankartları asıldı. Kürtçe ve Türkçe açılış konuşmasının yapıldığı konferansın Kürtçe açılış konuşmasını Nuket Sirman, Türkçesini Nimet Tanrıkulu yaptı.

Eylem planı gerekli

Tanrıkulu, 'Söyleyecek sözümüz, çözümü geliştirecek gücümüz var' sloganıyla 4 yıldır barış için mücadele verdiklerini söyledi. Türkiye'de yaşanan savaşta bütün kadınların etkilendiğini anlatan Tanrıkulu, "Kadınlar olarak sadece savaşı yaşamadık aynı zamanda savaşın sona ermesi için mücadele ettik. Artık buradan eve dönüş yok. Bu yüzden barış sürecine biz kadınlar aktif olarak katılıyoruz" dedi.
Kadınların barış süreçlerine katılımın önünü açmak için Türkiye'de Birleşmiş Milletler'in 1325 sayılı kararının uygulanması gerektiğine dikkat çeken Tanrıkulu, "Bu kararın uygulanması için uluslararası eylem planı hazırlamamız gerekiyor. Bu yeni süreçte güvenli geri çekilmenin sağlanması ve barışın sürdürülebilir olması için elzemdir" diye belirtti.

Üstündağ: 3 soruya cevap verilmeli

'Dünya deneyimlerinde kadınlar' başlıklı sunum yapan Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Nazan Üstündağ da, dünya örneklerine bakıldığında barış süreçlerinin hükümetler tarafından sürekli tekele alındığını söyledi. Barış sürecini kadınlar olarak mücadele alanı olarak gördüklerini belirten Üstündağ, "Bu sürecin toplumsal bir barış ile sonuçlanması için üç önemli soruya cevap verilmesi gerekiyor. Birincisi Kürtler, Aleviler, Çerkezler yani Türkiye'de olan bütün halklar arasında egemenliği nasıl paylaşacak? İkincisi, savaş ve savaş öncesi toplumların ilişkilerini eşit ve demokratik düzeyde nasıl geliştirilecek ve son olarak savaştan görülen zararlar nasıl giderilecek? Bu üç soruya verilecek sorular önemli" dedi.

Sadece 10 yılda 2 bin 'faili meçhul'

Savaşın kadınları farklı şekillerde etkilediğini söyleyen Üstündağ, zorla yerinden etmenin bunlardan sadece biri olduğunu ifade etti. Resmi rakamlara göre bir buçuk milyon kişinin yerinden edildiğine dikkat çeken Üstündağ, zorla yerinden etmelerde kadınların en çok etkilenen kesim olduğunu kaydetti. Türkiye'de 1990 ile 2000 tarihleri arasında 2 bine yakın faili meçhul cinayetin yaşandığına dikkat çeken Üstündağ, "Savaşın dolaylı etkileri erkeği daha fazla erkek, kadınları da daha fazla kadın yapıyor. Bu nedenle daha çok kadın ölümleri yaşanıyor" dedi. BM'nin aldığı kararlara göre kadınların barış süreçlerinin her evresine katılması gerektiğini sözlerine ekleyen Üstündağ, bu karara rağmen 1990 ile 2000 arasındaki barış süreçlerinde kadınların katılımının yine istenilen sürede olmadığını söyledi. Erkeğe bırakılan barış süreçlerinde sadece egemenliğin tartışıldığını ifade eden Üstündağ, "Kadınlar barış sürecine aktif katılmalı, çünkü kadınlar savaş boyunca barış için mücadele ediyor. Barış konusunda kadınlar daha çok deneyimliler. Toplumsallaşmayan barış toplumu küstürüyor" diye konuştu.

Cezaevinden konferansa mektup

Ardından, cezaevindeki tutsak kadınların gönderdiği mektup okundu. Mektupta konferansın kendileri için de oldukça önemli olduğunu belirten tutsaklar, 30 yıldır süren savaşın sonlanmasına ilk defa bu kadar yaklaşıldığını belirterek, "Savaş erkek işidir dolayısıyla masaya 'biz erkekler oturacağız' diretmesine karşı kadınların verdiği mücadele önemlidir. Barış erkeklere bırakılamayacak kadar hassas bir süreçtir. Kürt kadınları olarak gördüğümüz baskı bizi bir an olsun yıldırmadı. Dünya deneyimlerinden biliyoruz ki, kadınların katılmadığı barış süreçleri başarısız olmuştur" diye kaydetti.
Daha sonra basına kapalı devam eden konferansın sonuç bildirgesinin ise, Salı günü  açıklanacağı duyuruldu. 

DİHA/İSTANBUL