Bir barış süreci söz konusu olduğunda, El Salvador, Guatemala ve Meksika’da gerilla ile görüşerek nasıl bir barış anlaşması ve ateşkes süreci yaşadıklarını ve sonuçlarını  anlatmaya çalışmıştık. ‘Gerillanın Barışı’ kitabı ve filmi böyle ortaya çıkmıştı. Bugün bazı şeylerin altını yeniden çizmenin, mutlaka gerektiğini düşünüyorum. 
Roberto Canas ile konuşuyordum. El Salvador FMLN gerilla hareketinin kumandanlarından biriydi. Kumandan Rojas’dı gerilla adı. Gerilla ile barış sürecinde, hükümet ile müzakereleri yürütenlerden ve barış sözleşmesini imzalayanlardandı. „İlk en önemli şey, karşılıklı güven ortamının sağlanmış olmasıdır. Bu sarsılırsa her şey ilk baştakinden çok daha zor olur“ diyordu.
İçinde bugün yargılanmaya çalışılan MİT müsteşarının da olduğu, başbakan tarafından gönderildiği tartışılamayan görüşmeler sonucunda bu noktaya varıldıktan sonra bu güven ortamı yeniden sağlanabilir mi? Bırakın MİT müsteşarını, başbakan gitse görüşse, kimin için, ne kadar inandırıcı olabilir?
Roberto Canas’ın bu noktada önerisi, görüşmelere mutlaka uluslararası kurumun dahil edilmesiydi. Birleşmiş Milletler ya da Avrupa parlamentosu gibi. El Salvador, açık müzakerelerden önce de birçok ülkenin elçilerinin bu görüşmelerde aracı olduğunu belirtiyordu. Bilmiyorum ama bu görüşmelerde muhtemelen bu tür aracılıklar söz konusu olabilir ancak hiç bir uluslararası kurum olmadan çözebilme iyi niyeti ile ilerleyen süreç bugün çok daha geriye sürükledi her şeyi.
Eski MİT mensubu Cevat Öneş, Star gazetesinde kendisiyle yapılan röportajda ‘Siz ne yapılmasını önerirsiniz?’ sorusuna verdiği cevapla, durumu, devlet açısından, ‘Ne yapılmayı’ tanımlamış aslında. „PKK’ya endekslenmeden; 1) Nitelikli bir demokratikleşme sürecinin başlatılması, 2) Yeni Anayasa inşa sürecinin, çok verimli değerlendirilmesi, 3) Yol temizliği yaparak ‘güven’ ortamının hazırlanması, 4) Hedefleri gösteren bir yol haritasının, toplumla paylaşılması, 5) Parlamentoyu, siyaset kurumlarını, toplumu devreye sokan bir siyasi bakışın şekillendirilebilmesi, 6) PKK’nın silahlarının gömülmesini sağlayıcı bir projenin, paralel olarak uygulamaya geçirilebilmesi, 7) Uygun şartlar ve zamanın ruhunu dikkate alarak, milletin benimseyebileceği bir affın çıkarılarak, yeni ve güçlü bir toplumsal sözleşmenin yapılabileceğinin iradesinin gösterilebilmesi, gibi planlanmış, içselleştirilmiş bir irade oluşumuyla, çalışmalar yapılmasına ihtiyaç duyulmaktadır.“ biçiminde.
Bugün yukarda olan iç çatışmalar, hiç anlayamayacağım komplolar, provokasyonlar, yeniden ve yeniden düzenlenmeye çalışılan Ortadoğu üzerinden, kimin eli kimin cebinde olan hayattan, hastalıklardan, ameliyatlardan, coğrafi ve bedensel operasyonlar dünyasından, devletler ve milletler hukukundan, milletlerin ta kendisinden pek hazmetmediğim için onların, devletin ne yapacağını yine onlara bırakıyorum. Onların MİT mensupları, polis müdürleri, özel ve özel olmayan savcıları, danışmanları, cemaatleri filan var. Ancak ne yazık ki ölmek ve tutuklanmak gibi günlük muamelelere muhatap olduğumuzdan yine de küçük bir öneride bulunmadan geçemeyeceğim. Bu süreçte, şu an için çok uzakta görülen, yeni bir güven ilişkisi için, uluslararası bir isime ihtiyaç vardır. Buna en uygun isim ise Brezilya eski devlet başkanı Lula’dır. Bence her iki tarafında kabul edebileceği, zor ve uzun süreci sürdürebilecek, bütün dünya da önemli bir prestije ve etkiye sahip, süreci inşa edebilecek, uzlaşmacı kişiliği ile en uygun insandır.
Köşe yazarlığının iki sendromu var. Ya herkesin sizi okuduğunu zannediyorsunuz ya da hiç kimsenin okumadığını. Bütün olanlardan sonra ben ikincisine yakalandım ama yine de aslında bize önerdiğim Zapatistaların müzakere biçimini ise gelecek haftaya yazmak üzere.