• Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi’nden Kadriye Turan, devlet personeli, yargı-kolluk ittifakıyla örtbas edilen kadın cinayetlerinin faillerinin ortaya çıkarılması ve yargılanması için kadın hakikati komisyonlarının kurulması gerektiğini belirtti. 
  • Kadriye Turan, barışın yalnızca silahların susmasıyla sağlanamayacağını, savaşın sonuçlarını en ağır yaşayan kesimin kadınlar olduğunu söyleyerek, barış sürecinde kadınların kurucu rolüne dikkat çekti.

AZİZ ORUÇ

Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi’nden Kadriye Turan, Takip ve Değerlendirme Kurulu’nda kadınların yer alması gerektiğine dikkat çekerek, ''Kadınlar savaşın ve şiddetin gündelik hayattaki sonuçlarını en doğrudan yaşayan kesimlerden biri olarak, barışın nasıl olması gerektiğine dair güçlü bir söz ve müthiş bir mücadele deneyimine sahip'' dedi.

Savaş politikalarının derinleştirdiği şiddet ve örtbas edilen cinayetler için acilen kadın hakikati komisyonlarının kurulmasını da talep eden Kadriye Turan, devlet personeli, yargı-kolluk ittifakıyla örtbas edilen kadın cinayetlerinin tüm failleri ve destekçilerinin ortaya çıkarılması ve yargılanması için  kadın hakikati komisyonlarının kurulması gerektiğini belirtti. 

Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi’nden Kadriye Turan, süreçte kadınların rolü, barışın toplumsallaşması, kurullarda kadınların yer almasının önemi, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın değerlendirmeleri ile BM kararları gibi önemli konularda değerlendirmelerde bulundu.

Neden barış ihtiyacı?

Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi’nden Kadriye Turan, barışın devletler arasındaki bir anlaşmadan öte halkların barışı olduğuna dikkat çekerek şunları ifade etti: "Biz barış derken devletler arasındaki bir anlaşmadan öte, halkların barışını kastediyoruz. Barışın toplumsallaşması da tam burada önem kazanıyor. Barışa neden ihtiyacımızı olduğunu, nasıl bir barış istediğimizi ancak konuştukça, birbirimizi tanıdıkça ve olabildiğince farklı kesimlerden insanlarla temas ettikçe anlayabiliriz. Çünkü savaş ve politikası toplumlar arasında yabancılaşmaya sebep oldu. Kürt kadın hareketi ve Türkiye feminist hareketi bir arada yabancılaşmayı kırmak, birbirimizin deneyimlerini ve ihtiyaçlarını duymak, temas alanlarını çoğaltmak kalıcı ve onurlu bir barışın zemini kurmak için mücadele ediyor.”

Kadınlar barışın kurucusudur

Savaş ve şiddetin gündelik hayattaki sonuçlarını doğrudan yaşayan kesimlerin başında kadınların geldiğine işaret eden Kadriye Turan devamında şunları belirtti: ''Bu noktada biz kadınların rolü çok önemli. Çünkü biz barışı yalnızca devletler veya siyasi aktörler arasındaki bir anlaşma olarak değil, gündelik hayatı dönüştüren ve toplumun tamamının dahil olduğu bir süreç olarak ele alıyoruz. Barışın toplumsallaşması, kadınların kendi yaşamlarından ve deneyimlerinden hareketle ‘barışa ihtiyacım var’ sözünü ortak bir politik talebe dönüştürmesiyle mümkün. Kadınlar savaşın ve şiddetin gündelik hayattaki sonuçlarını en doğrudan yaşayan kesimlerden biri olarak, barışın nasıl olması gerektiğine dair güçlü bir söz ve müthiş bir mücadele deneyimine sahip.”

Kurullarda kadın temsiliyeti

Takip ve Değerlendirme Kurulu’nda kadınların yer almamasına tepki gösteren Kadriye Turan devamında şunları söyledi: "Takip ve Değerlendirme Kurulu’nda kadınların yer almaması, bize göre yalnızca bir temsil eksikliği değil, erkek devlet aklının süreci nasıl sürdürmek istediğinin açık bir göstergesi. Biz kadınlar barışın öznesi olduğumuz gibi kurucusu olduğumuzu da söylüyoruz. Savaşın, çatışmanın ve şiddetin sonuçlarını yaşayan kadınların sözü ve deneyimi barışın kurulacağı mekanizmalarda yoksa orada toplumsal bir barıştan söz etmek mümkün değil. Bizler sözümüz ve irademizle karar alma ve izleme mekanizmalarında yer almakta ısrarcıyız. Bu nedenle kurulun kadınsız olması, erkek devlet aklının nasıl bir barış tahayyülünde olduğunu gösteriyor bize. Talebimiz sadece temsil edilmekle sınırlı değil, kadınların bağımsız olarak söz ve karar sahibi olduğu, barışın kadınların deneyimleri ve talepleriyle birlikte kurulduğu bir mekanizmanın oluşturulmasıdır.”

Komisyonlar acilen kurulmalı

Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi olarak kadın hakikati komisyonlarının kurulmasının acil taleplerinden biri olduğunu vurgulayan Kadriye Turan, "En acil taleplerimizden biri kadın hakikati komisyonlarının kurulmasıdır. Örtbas edilen kadın cinayetlerinin tüm faillerinin ve bu cinayetleri destekleyen mekanizmaların ortaya çıkarılması ve yargılanmasıdır. Bu ülkede her gün kadınlar katlediliyor, failler cezasızlık zırhıyla korunuyor. Bunların hepsi savaşın olağanüstü araçlarının gündelik pratiklere dönüştüğünü gösteriyor. Şiddet, Kürt illerinde korucular ve üniformalı erkekler eliyle genç kadınlara yönelirken, kadınların şüpheli biçimlerde kaybedilmesiyle; ülke genelinde ise genç erkeklerin çeteleşmesi ve çeşitli şiddet araçlarına erişebilmesiyle yaygınlaşıyor. İpek Er, Gülistan Doku, Rojwelat Kızmaz, Rojin Kabaiş ve henüz aydınlatılmamış birçok cinayet kadınlara dönük saldırılarda erkek-devlet politikalarının özel ve sistematik olarak işletildiğinin açık bir göstergesi. Devlet personeli, yargı-kolluk ittifakıyla örtbas edilen kadın cinayetlerinin tüm failleri ve destekçilerinin ortaya çıkarılması ve yargılanması için kadın hakikati komisyonlarının kurulması en acil talebimizdir" dedi.

Siyaset suç olmaktan çıkartılmalı

Barış için silahların susmasının yetmeyeceğine dikkat çeken Kadriye Turan, demokratik siyaset ve anadilde eğitim başta olmak üzere çok sayıda talebin de gündeme gelmesi gerektiğini ifade ederek şunları dile getirdi: ''Silahlı çatışmayı doğuran sebeplerin de ortadan kaldırılması gerekir. Bu sürecin de yolu demokratik siyaset alanının ve kadın özgürlük mücadelesinin önünün açılmasından geçiyor. Silah bırakan kadın gerillaların toplumsal hayata katılımda ve siyasi mücadelede aktif katılımları için gerekli mekanizmaların kurulması gerekiyor. Yani siyasetin suç olmaktan çıkartılması, buna sebep olan Terörle Mücadele Kanunu ve benzerlerinin kaldırılması, hasta mahpuslar başta olmak üzere tüm siyasi tutsakların acilen serbest bırakılması gerekir.”

Eşit ve kapsayıcı olmalı

Sürecin altyapısı oluşturulurken tüm kimlik ve aidiyetler için eşitlik ve kapsayıcılığın esas alınması gerektiğinin altını çizen Kadriye Turan, “Bu kapsamda anadilde eğitim alma ve hizmetlere ulaşma önündeki engeller kaldırılmalı. Kürt illerindeki kadınlar anadillerinde hizmet alamadıkları için en temel hak olan eğitim ve sağlık hakkından mahrum kalıyor, toplumsal hayatın dışında kalıyorlar. Kürt illerinde halkın seçtiği belediyeler çok dilli çalışmalarla bu açığı kapatmaya çalışırken, atanan kayyumların ilk politikası bu çalışmaları durdurmak oldu. Kayyumla yönetilen belediyelerin ilk icraatları kadın kazanımlarını yok saymak oldu. Tüm kayyum uygulamalarına derhal son verilmeli, OHAL bahanesiyle yasalaştırılan Cumhurbaşkanı Kararnamesi iptal edilmeli" diye konuştu.

Görüşme yolları açılmalı

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’la görüşme yollarının da açılması gerektiğinin altını çizen Kadriye Turan, şunları ifade etti: ”Sayın Abdullah Öcalan’ın toplumun farklı kesimlerine yaptığı barış çağrısı, sürecin yalnızca siyasi aktörler arasında yürütülemeyeceğini de gösteriyor. Akademisyenler, sivil toplum örgütleri ve Meclis dışındaki toplumsal aktörler bu sürecin izleyicisi değil, kurucu özneleri olmalı. Çünkü kalıcı ve onurlu bir barış, toplumun farklı kesimlerinin kendi sözünü, taleplerini ve itirazlarını sürece taşımasıyla mümkün. Bunun önünü açabilmenin bir yolu da kadınların, sivil toplumun, gazetecilerin Abdullah Öcalan dahil sürecin tüm tarafları ile görüşmesinin yolunun kesinlikle açılmasıdır. Abdullah Öcalan’ın eşit müzakereci olarak tanınmasını sağlayacak gerekli yasal düzenlemelerin yapılması gerekiyor. Bizim Meclise sunduğumuz birinci talep de buydu. Siyasi partilerin ya da farklı aktörlerin yaptığı aktarımlarla yetinmek yerine, kendisinin ne söylediğini doğrudan dinleyebilmek gerekir. Gazetecilik açısından bu, kamuoyunun doğru ve doğrudan bilgiye erişmesi meselesi; sivil toplum açısından ise barış sürecinin yalnızca devlet ve siyasi aktörler arasında yürüyen kapalı bir müzakere olmaktan çıkıp toplumun farklı kesimlerinin sürece dahil olabilmesi meselesidir. Barışın toplumsallaşması ancak böyle bir katılım ve erişim ile mümkün olabilir.”

Müzakere ve BM kararları

Son olarak BM Güvenlik Konseyi’nin 1325 sayılı “Kadın, Barış ve Güvenlik” kararı ve onu takip eden kararların, kadınların barış müzakerelerinde, karar alma ve izleme mekanizmalarında etkin katılımını güvence altına alan bir yaklaşım ortaya koyduğuna dikkat çeken Kadriye Turan, ''Oluşturulacak kurulda kadınların eşit temsille yer alması ve bağımsız karar alma mekanizmalarının kurulması gerekiyor. Kurul, erkeklerin ağırlıklı olduğu bir devlet mekanizmasına dönüşmemeli; kadınların yalnızca devletin oluşturduğu yapılara temsilci olarak eklenmesi de yeterli değil. Kadınların oluşturacağı bağımsız bir komisyon ile süreci izleme ve karar alma mekanizmalarının kurulması gerekiyor” dedi.