- Ressam Soda Javan, ‘Jin Jiyan Azadî’ sloganını ilk kez Şirin Elemhuli’den duydu. Yıllar sonra Jîna Emînî’nin katledilmesiyle başlayan isyanda bu sloganı sokaklarda yaşadı. Şimdi resimleriyle o günlerin mücadelesini dünyaya anlatıyor.
Jîna Emînî’nin katledilmesinin ardından büyüyen kadın isyanının tanığı olan ressam Soda Javan, eylemler sonrasında İran’dan ayrılmak zorunda kaldı. Almanya’da çalışmalarını sürdüren Javan, o günlere dair tanıklığını resimleriyle anlatıyor.
Jîna Emînî, katledilmesinin ardından başta Rojhilat olmak üzere İran’daki kadınların isyan sembolüne dönüştü. Ölümünün üzerinden 4 yıl geçmesine rağmen ‘Jin Jiyan Azadî’ sloganı hala ülkede temel taleplerin buluştuğu felsefe olmaya devam ediyor.
Eylemlere katıldıktan sonra İran’dan ayrılmak zorunda kalan ressam Soda Javan, Almanya'da o günlerin tanıklığından ilham aldığı kadın portreleriyle mücadeleyi dünyaya tanıtıyor.
Aynı zamanda Rojhilat’taki eylemlere katılan ressam Soda Javan, eyleme dair tanıklığını MA’dan Ceylan Şahinli’ye anlattı.
Rejim yaşam hakkına saldırıyor
İranlı ve Rojhilatlı kadınlar için Jîna Emînî’nin katledilmesinin sadece “insan öldürme” olmadığını vurgulayan Soda Javan, "Jîna'nın katledilmesi aynı zamanda 'İslam Cumhuriyeti'nde bir insanın hayatının, hükümetin 'tesettür' ya da başka herhangi bir ad verdiği bir gerekçeyle bu kadar kolay değersizleştirilebileceğini gösterdi. Bu olay, İran rejiminin ataerkil niteliğini de açığa çıkardı. Kadınların yaşamlarının ve özgürlüklerinin kolaylıkla kısıtlanabildiği, hatta hayatlarının ellerinden alınabildiği bir yapı olduğunu gösterdi. Jîna’nın ölümü, meselenin yalnızca başörtüsü olmadığını, asıl meselenin kadınların yaşam hakkı, özgürlüğü, onuru ve kendi bedenleri ve yaşamları üzerindeki söz hakkı olduğunu ortaya koydu" dedi.
‘7’den 70’e herkes sokaklara döküldü’
Sine'deki yoğun protestolara tanıklık eden Soda Javan, 7'den 70'e herkesin sokaklara döküldüğünü söyleyerek şunları ekledi: “Neredeyse bütün caddeler güvenlik güçleri, sivil polisler ve motosikletli polislerle doluydu. Bu ağır güvenlik atmosferine rağmen insanlar her defasında kentin başka bir noktasında yeniden toplanıyor ve protestolar tekrar gerçekleşiyordu. Ben bizzat güvenlik güçlerinin halka yönelik son derece şiddetli müdahalelerine tanık oldum. Erkeklerin özel bölgelerine ateş edilmesinden göz yaşartıcı gaz kullanılmasına, insanların cop ve kablolarla dövülmesine kadar birçok şiddet biçimine tanık oldum. Bu benim için çok acı ve sarsıcıydı.”
‘İlk kez Şirin Elemhuli’den duydum’
Soda Javan, eylemlerin temel sloganı olan ‘Jin Jiyan Azadî’yi ilk kez 9 Mayıs 2010’da İran rejimi tarafından idam edilen Rojhilatlı Kürt kadın siyasetçi, hak savunucusu Şirin Elemhuli’den duyduğunu söyledi.
Şirin Elemhuli’nin cezaevinde kaldığı süre boyunca bu sloganı pek çok kez duvara yazdığını belirten Soda Javan, sloganın Rojhilatlı kadınlara ilham olduğunu ifade etti.
‘Farklı kimlikler bu üç kelimede buluştu’
‘Jin Jiyan Azadî’ sloganının İran’ın farklı bölgelerinde yaşayan insanlar tarafından sahiplenilmesinin önemine dikkat çeken Soda Javan, sloganın zamanla ortak bir mücadele zeminine dönüştüğünü söyledi.
Soda Javan, “Daha da önemlisi, İran’ın farklı bölgelerindeki insanlar kendilerini bu üç kelimenin anlamında görebildiler. ‘Jin, Jiyan, Azadî’ giderek ataerkilliğe ve baskıya karşı ortak bir slogana, özgürlük ve yaşam talebinin ifadesine dönüştü” dedi.
Sloganın farklı kimlikleri bir araya getirdiğini ifade eden Soda Javan, “İran’daki pek çok kimlik bu slogan etrafında yekvücut haline gelip, birlikte hareket etmenin de birlikte yaşamının da mümkün olduğunu fark etti” diye konuştu.
Sine’yi terk etmek zorunda kaldı
Eylemlerin ardından artan baskılar nedeniyle yaşadığı Sine’yi terk etmek zorunda kaldığını ifade eden Soda Javan, protestoların ardından yalnızca kendisinin değil, çok sayıda insanın hayatının da kökten değiştiğini belirtti.
Eylemler sonrasında yaşanan baskı ortamının kendisini de bir karar vermeye zorladığını anlatan Soda Javan, artık yaşananlar karşısında sessiz kalamayacağını söyledi.
Fırça darbeleriyle isyanı anlattı
Eylemlerin ardından pek çok insanın hayatının kökten değiştiğini belirten Soda Javan, kendi durumuna dair şunları dile getirdi: “Artık sessizliğin ve zulmün yükünü geçmişte olduğu gibi taşımaya devam edemezdik. Ben de sesleri bastırılmış insanların sesi olmak istediğimi hissettim. 28 yıllık hayatım boyunca kurduğum her şeyi; ailemi, arkadaşlarımı ve büyüdüğüm toprakları geride bırakmak zorunda kaldım. Kalmak ve sessizliğe gömülmek yerine, resim yaparak ve elimden gelen her şeyi kullanarak topraklarımda baskıya, kadın cinayetlerine ve adaletsizliğe tanık olan insanların sesi olmaya çalıştım. Benim için bu yalnızca kişisel bir tercih değildi; artık karşısında sessiz kalamayacağım bir duruma verdiğim tepkiydi.” HABER MERKEZİ