Stuttgart Barış Meclisi adına değişik dillerde yapılan açılış konuşması ile başlayan panelin moderatörlüğünü Stuttgart Barış Meclisi'nden Aynur Karlıklı ve Jan Gülenay yaptı. İki bölüm olarak gerçekleştirilen panelde, ilk sözü Maya Arakon aldı. "Koruyup kollamamız gereken barıştır" diyerek konuşmasına başlayan Arakon, barışta ısrarlı ve temkinli, hassas süreçlerde kullanılan üslubun önemine işaret etti. Gezi Parkı direnişine de dikkat çeken Arakon, "Bu direnişten sonra Fırat'ın batısındakiler, 'biz 30 yıldır bu basını mı izliyormuşuz' sorusunu birbirlerine sordular ve düşünmeye başladılar. Çünkü 1990'lı yıllarda malum basın, özellikle Kürdistan'da yürütülen kirli devlet terörünü hep resmi ağızların istediği şekilde yansıttı. Bu açıdan Gezi Parkı direnişini önemli buluyorum" dedi ve hükümetin bir an önce anayasal düzenlemeleri yapmasını istedi. Maya Arakon, konuşmasının sonunda hükümet karşısında halk olarak demokratik talepler konusunda ciddi bir barış iradesinin ortaya konulması gerektiğini söyledi.
'Sadece silahlar susmayacak Türkiye'nin kaderi de değişecek'
Daha sonra söz alan gazeteci Oral Çalışlar ise Kürt halkının mücadelesi karşısında devletin tekçi anlayışının iflas ettiğini söyledi. Türkiye'de yaşayan halkların geçmişte yaşadığı trajedilerinin kısa bir analizini yaptıktan sonra Kürtlerin mücadelesine değinen Çalışlar, şunları belirtti: "1980'lerden sonra Kürtler, yeni bir mücadeleyle ve kimlik kavgası ile ortaya çıktılar. Kimliklerin yok sayıldığı, inkar ve imha üzerine kurulmuş devlete karşı Kürtlerin mücadelesi sonucunda, devletin bu tekçi dayatması iflas etmiştir. Yeni bir süreç başlamıştır ve bu süreç içinde birçok toplumun kendisini ifade edeceği bir süreçten bahsediyoruz. Bugünkü barış, siyasi bir barıştır. Ancak önemli olan halkların barışıdır."
Konuşmasının devamında dört parçada yaşayan Kürtler arasındaki ulusal bilinçlenmeye de dikkat çeken Çalışlar, hükümetin de bu gelişmeleri fark ettiğini ve bu süreci başlattığını söyledi. Sürece karşı CHP başta olmak üzere statükocu güçlerin ve milliyetçi kesimlerin sürece karşı olduklarını dile getiren Çalışlar, Alevilerin, farklı dini inanç gruplarının ve ülkede yaşayan diğer halkların süreci desteklemesinin önemini vurguladı.
Akil İnsanlar Heyeti'ni bir diyalog grubu olarak adlandıran Çalışlar, kendisinin de içinde bulunduğu Karadeniz Akil İnsanlar Heyeti'nin çalışmalarından örnekler vererek, çalışmanın önemini dile getirdi. Çalışlar konuşmasının sonunda, "Kürt Halk Önderi'nin başlattığı barış süreci, sadece silahların susmasını getirmekle kalmayacak, Türkiye'nin kaderini de değiştirecektir" dedi.
'Kimse süreci yanlış değerlendirmeye kalkmasın!'
Panelde son olarak Kürt siyasetçi ve yazar Muzaffer Ayata söz aldı. Ayata, Kürt halkı olarak yürüttükleri mücadelenin kısa tarihsel analizini yaptıktan sonra, "Mücadeleye başladığımız koşullarda bugün geldiğimiz aşama, bize hayal gibi geliyordu" dedi. Kürt halkının kararlı duruşunun ve özgürlük mücadelesine olan bağlılığının mücadeleyi bugünkü düzeye taşıdığını dile getiren Ayata, özellikle AKP hükümetinin iktidar olduğu yıllarda Kürt özgürlük hareketi ve örgütlü Kürt halkına karşı güttüğü yok etme siyasetinin tutmadığını, bu nedenle farklı çözüm arayışlarına götürdüğünü söyledi. Konuşmasının sonunda, "Bu hareket, hükümetle asla teslim olma projesini konuşmadı. Barış ve çözüm projesini konuştu. Kimse süreci yanlış değerlendirmeye kalkmasın" diyen Ayata, ikinci aşamada hükümete şartların dayatılacağını, hükümetin artık ciddi adımlar atması, yasal düzenlemeler yapılması gerektiğini ifade etti.
Panel, katılımcıların sorularına verilen cevaplar ardından sona erdi.
ABDURRAHMAN KARATAŞ/STUTTGART