"Bazıları, bazı şeylerin bazı yerlerde yayınlanmasını istemez. İşte o şeylere haber diyoruz." John KEANE
İşte "o şeyler"in bir yererde yayınlanmasını istemeyen başbakan Davutoğlu: Hürriyet, Milliyet, Vatan, Akşam, Gazete Habertürk, Daily Sabah, Hürriyet Daily News, Türkiye, Yeni Akit, Star, Yeni Şafak, Diriliş Postası ve Sabah gazetelerinin genel yayın yönetmenlerini Dolmabahçe’de topladı. - Basına kapalı olarak gerçekleştirildi ve içeriğiyle ilgili açıklama yapılmadı.-
Ayrıca tam da 'Basın Özgürlüğü İle Mücadele Günü'nde, Başbakan yardımcısı Bülent Arınç bir tv kanalında Özgür Gündem ve Evrensel Gazetesi’ni "Bunlar suç makinesi" diyerek hedef gösterdi. Bu sözlerin ardından ve TSK'nin Medya Savunma Alanları ile Kandil'e yönelik ilk hava saldırılarıyla eş zamanlı olarak gerçekleri yazmaya çalışan; Fırat Haber Ajansı (ANF), Dicle Haber Ajansı (DİHA), Hawar Haber Ajansı (ANHA) Özgür Gündem gazetesi, Yüksekova Haber, Sendika.org, RojNews, Rudaw ve Erbil merkezli Kürt haber ajansı BasNews’ün internet sitelerine Telekomünakosyon İletişim Başkanlığı (TİB) tarafından iletişim yasağı getirildi. Söz konusu kaynaklara ulaşmak isteyen internet kullanıcıları; "Mahkeme kararı ile engellendi" yazısıyla karşılaştılar.
***
Evet. Eninde sonunda zorlaya zorlaya senaryo ve oyunlarla savaşı başlattılar. Herşey erken bir seçimde oy arttırmak üzerine kurulu.
Milletin aklıyla alay ediliyor sanki. 'HDP barajı aşamazsa iç savaş çıkarır’ diyenler, HDP barajı aştı diye savaş çıkardılar.
Strateji belli oldu: IŞİD'i Kürtlerin üzerine sür, PKK'yİ silaha it ve de erken seçime git.
Kara propagandanı kullanarak mümkünse HDP’yi kapat değilse de baraj altında bırak, Muhalif kesimi tutukla, sağı solu gaza boğ, her tür barbarlığı yoğunlaştır. IŞİD’i işaret et ama Kandil’i bombala. Bu sayede MHP’ye kaymış faşist oyları da alırım hesabıyla kurulmuş bir denklem bu. Ve öyle ki Türkiye'nin Kandil'den sonra Kobanê'ye de vurmasının ardından sosyal medyada 'ISİS propaganda’ hesabından Cumhurbaşkanı'na teşekkür ediliyor.
***
Savaşseverlerin operasyonlarından, uçak seslerinden, medyadaki naralarından barışın sesi duyulmuyor. Bu lanetli zihniyetten bir türlü kurtulamıyoruz. Vatanseverlikle, savaşseverliği birbirine karıştıran savaş tacirleri ortalığı velveleye verip bir sürecin önünü tıkamaya çalışıyor. Bunun başını da medya çekiyor.
Yalan yanlış bilgileri doğruymuş gibi yansıtarak insanları yanıltmak, propaganda ve 'bilgi kirliliği' moda tabiriyle 'dezenformasyon' bu ülkenin havuz medyasında hiç eksik olmadı. Oysa sorunun tüm kesimlerine ilişkin doğru, nesnel bilgi ve haber üretmek medyanın ahlaki zorunluluğudur.
Evet. Barış isteyenin 'terörist’, savaş isteyenin 'vatansever olduğu günlerdeyiz.
Ve Yaşar Kemal’in bir sözüyle bitirirsek; "Dağlar insanlar ve hatta ölüm bile yorulduysa şimdi en güzel şiir 'barış'tır.