Barıştan korkuyorlar, olabildiğince hem de. Dünya savaşlarından ders çıkartanlar, aynı acıları insanlık ailesi bir daha asla yaşamasın diyenler 1 Eylül vesilesiyle hafızalarda tutmaya çalışıyorlar. Almanya’nın 1 Eylül 1939’da Polonya'yı işgalinden sonra başlayan ve ardında 52 milyon ölü, milyonlarca yaralı ve küle dönen şehirler bırakan İkinci Dünya Savaşı'nın başladığı tarih, 'Dünya Barış Günü' ilan edildi ki devletler barışın kıymetini bilsin; insanı öldürmek yerine yaşamaktan ve yaşatmaktan yana olsun. 

Peki bugün başta Ortadoğu olmak üzere, savaşın, kanın, katliamın, tecavüzlerin, molozlar altındaki yerleşkelerin adresi olan coğrafyalarda neden barıştan bu kadar korkuyorlar?

Örneğin Körfez ülkeleri neden "kardeş” Filistin halkının yaşadığı acılar karşısında bu kadar aymaz, vurdumduymaz ve ehlikeyf olabiliyor?  

Türkiye neden bu kadar barıştan korkuyor? 40 yıldır yaşatılan katliamlar, savaş ihlalleri, insanlık suçları ortaya çıkar diye mi? Gözaltında kayıpların ruhları onlardan hesap sorar diye mi? Asit kuyularına doldurdukları köylülerin ailelerine söyleyecek sözleri olmadığı için mi?

Yoksa 7 Haziran’dan bu yana Kürt tarafının ısrarla, müzakere-diyalog-barışçıl çözüm-radikal demokrasi taleplerini komployla, IŞİD silüetli canlı bombalarla, HDP’nin mitinglerinin kana bulanmasıyla bastırmaları açığa çıkar diye mi?

Evinin birkaç adım ötesinde keskin nişancıların vurduğu Taybet Ana’nın naaşının günlerce alınamamasına, Hamile Kürt kadınlarının balkonlarda vurulmasına,

Bilye oynayan çocukların, henüz kimliği 3 aylık, 6 aylık gösteren bebelerin kurşunlarla katledilmesine, Ve dahası bodrumlarda yüzlerce Kürt gencinin yakılarak öldürülmesine imza atanlar Barıştan korkuyorlar.

Bütün bu insanlık suçları haneleri kabardıkça da başbakan, bakan, vali, vb değiştirerek farklı bir sonuç alacaklarını ummaları da barıştan korktuklarının başka bir itirafı aslında. 

Bugün FETÖ dedikleriyle birlikte on yıllardır adliyede, bürokraside, okullarda, alanlarda, cezaevlerinde Kürtlerin, demokrasi yanlılarının, vicdan sahibi gerçek aydın duruşu gösterenlerin canına okudular. Çünkü işleri bitti. Kürtlere karşı yürütülen topyekün savaşta on yıllardır adına "Jitem, kontrgerilla, derin devlet, Ergenekon, JÖH, PÖH, paralel devlet” vb hangi ad verildiyse verilsin hepsinin yolunun özel harp yapılanmasına yani Türk Tipi Gladio’ya çıktığını bilenler, barıştan yana olanlardır. 

2016 yılı Gladio’su, Ergenekonla siyasal İslamcıların kolkola girerek ulaştıkları büyük ittifakla tarihin en büyük barış karşıtlığını örgütlemektedirler. Öyle ki sırf gerçekler karanlıkta kalmasın, halkın haber alma özgürlüğü sürebilsin diye büyük emek, fedakarlık ve bedellerle bugüne gelen Özgür Gündem Gazetesinin yayın kurulunda yer aldılar diye tek tek tüm Türk aydınlar tutuklanıyor! Mesaj son derece yalın ve açık; Kürtten uzak durun! Aslı Erdoğan’dan sonra dün de aynı gerekçeyle tutuklanan dilbilimci Necmiye Alpay, Barış Açısı isimli eserinde barıştan başka şansımız olmadığını açık bir şekilde dile getiriyor. Şu anda tutulduğu tek kişilik hücreden yolladığı mesajda "eğer barışa vesile olacaksa varsın içeride tutulayım, sorun değil!” diyor. İşte, Kürt sorununu demokrasi sorunundan bağımsız ele almayan yürekli insanlardan bu nedenle korkuyorlar!

Antep’te bir kına gecesini kan gecesine bulayanlar, bir mahalleyi sonsuza dek çocuksuz, neşesiz, gülüşsüz bıraktılar. Sormak lazım IŞİD kılıklı bu canavarlar neden hep Kürtleri, barışseverleri vurur? Neden iktidarın tek bir sokak etkinliğinde insanların burnu kanamaz da Kürtlerin, barışseverlerin, devrimcilerin mitingi de, düğünü de, çocuklara oyuncak götürmekten başka amacı olmayan açıklamaları da hep kana bulanır? Nedeni çok açık; barıştan korkuyorlar da ondan! 1 Eylül’ü adına yaraşır biçimde mitinglerle alanlarda kutlamak isteyenler engellendi, mitingler yasaklandı; gerekçe açık: güvenlik. Gerçek ise şu; barıştan korkuyorlar. Son olarak DTK binasında önceki gün, "Öcalan’la acil görüşme talepli” yapılan basın açıklamasından sadece birkaç sat sonra DTK binasını basanlar, orada bulunan tüm materyallere el koyanlar, bunun talimatını verenler Barıştan korkanlardır. Çünkü biliyorlar bu ülkede kalıcı ve onurlu barışın, gerçek çözümün yolu İmralı’dan geçmektedir.

Bunu engelleyenler Barıştan çok fazla korkanlardır! Barıştan korkanlara inat, nefesimizin son damlasına kadar özgürlüğü ve barışı savunmaya devam edeceğiz!