Dış politika’da yalnızlaşan AKP Hükümeti Suriye artı Rojava konusunda yaşadığı “çöküntüyü” Barzani ile aşma çabasında.

Barzani Amed’e gelmeden önce bakın ne diyordu:
“PYD, Rojava’da devrim yaptığını iddia ediyor. Tek yaptıkları şey, rejimin onlara teslim ettiği yerlerde söz sahibi olmak...”
Erdoğan ise Barzani görüşmesi sonunda minnetlerini belirtircesine:
“Irak Kürdistan başkanı Barzani Rojava Kürtlerinin de facto yönetimine izin vermeyecek” diyor.
1990’lı yıllarda Türk devletinden Kuzey devrimini boğma karşılığında silah ve para alan Barzani bugün Rojava devrimini boğma karşılığında ticari ve siyasi ilişkiler geliştiriyor.
Ziyaret henüz yapılmadan meşruluğu ciddi tartışma konusuydu. AKP basını ve çevresi dışında kimsede ilgi uyandırmıyordu. Ancak ziyaretin yapıldığı gün BDP’li bazı milletvekillerinin Barzani ve Erdoğan’ı karşılamaları ziyaretin meşruluğunu arttırdı.
BDP’ye rağmen geldiler yine de BDP’li bazı milletvekilleri tarafından karşılandılar.
Büyükşehir Belediye Başkanının katılmadığı bir düğün töreninde Leyla Zana, Erdoğan, Barzani ve Perwer ile aynı fotoğraf karesinde göründü.
Ziyaretin belki de en çok değerlendirmeyi hak eden fotoğrafı budur.
Başta Leyla Zana ve bazı başka BDP’li milletvekilleri AKP programının bir parçası oldular.
Amed’de iki BDP vardı. Biri elit BDP’ydi. Parası olan, kimisi yıllardır milletvekili koltuğunda oturup kalkmayan, iktidarın nimetlerine kulak kabartan BDP’ydi bu. Öbürü tabandan yani halkta sesini bulan, emekçi ve ezilen BDP’ydi. İlk BDP’nin başını Altan Tan ve Leyla Zana çekiyordu. Altan Tan’ın siyasi anlayışı ve konumlanışı bu ziyaretteki davranışı konusunda bana şaşırtıcı gelmedi. Şaşırtıcı olan ise ikinci BDP’den gelen, halkın ve Kürt Özgürlük Hareketinin yarattığı Leyla Zana’nın tutumuydu. Nikah töreninde adeta Barzani’nin yaveri gibiydi. Rojava’yı ve PKK’yi marjinalleştirme çalışmasına teşne oldu. Olmak istedi. Dün halkın olan, halktan gelen Zana bir elit gibiydi.
Ve bir elit olarak Zana halkın sesini duymadı; çünkü ziyaret günü Amed’de yükselen Medeni Yıldırım’ın annesinin sesini duymadı, duymak istemedi. Yıldırım’ın annesine kulak kabartsa Amed’in sesini duyardı. O Rojava devrimini boğma hesabı ile Erdoğan ile anlaşmalar yapan Barzani’ye kulak kabarttı. Rojava’ya duvar ören Erdoğan ile yan yanaydı.
Milletvekili arkadaşları Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder Kandil’e Öcalan’ın mesajını götürürken Barzani’nin Peşmergelerince bir dizi engel ile karşılaştılar. Tam bu esnada Leyla Zana Barzani’nin kolundaydı.
BDP elitlerinin bu tavrı kuşkusuz Erdoğan ve Barzani’nin Rojava devrimini boğma hesaplarına hizmet etmiştir.
İkinci BDP’yi ise kuşkusuz ki Amed İl Örgütü temsil ediyordu.
Barzani ziyaretine mesafeli ama nazik bir tavır takındı. Ne karşılamaya gidip alkışladılar ne de yuhaladılar.
Barış sürecinin Erdoğan hükümetinden kaynaklı hantallığın aşılması için çağrı yaptılar. Rojava’da kurulmak istenen kumpasa dikkat çekerek taraflara uyarılar yaptılar. Ve görüşmede gizlenmek istenen Öcalan faktörünü belirttiler.
Erdoğan Barzani’yi yanına alarak Öcalan ve Kandil-BDP’ye karşı elini güçlendirme manevrası yaptı.
Kürtlüğü ve Kürdistan’ı Irak’ın 36. paraleline mahkum etmiş Barzani’nin yol haritası ile dört ülkeye bölünmüş Kürtleri içinde oldukları ülkelerin sınırlarını değiştirmeden demokratik konfederasyon çatısı altında ilişkilendirmek isteyen Öcalan’ın yol haritası kuşkusuz ki kesişmiyor.
Fransız Le Monde Gazetesinin Guillaume Perrier imzalı Erdoğan ve Barzani’nin Amed ziyaretine yönelik yorumu önemli. Ne diyor Le Monde “Türkler ve Irak Kürtleri (Barzani) PKK’yi marjinalleştirmeye çalışıyor”. Hazindir ama Leyla Zana ve arkadaşları PKK’yi ve Rojava devrimini marjinalleştirme çabasına çanak tutmuştur.
Barzani Kürtlerin kalbini kazanmak yerine Erdoğan’ın kalbini kazanmayı seçti. Zana ve arkadaşları ise halkın ve Öcalan’ın gönlünü kazanmak yerine Barzani’nin kalbini kazanmayı seçtiler.
Şunu merak ediyorum:
Acaba Barzani’nin kalbini kazanmakla ekonomik bir çıkar var mıdır?
Soru Zana ve arkadaşlarından yanıtını bekliyor.