Almanya’nın Aşağı Saksonya (Niedersachsen) Eyaleti’nde 20 Ocak’ta yapılacak olan eyalet parlamentosu seçimlerinde Sol Parti listesinden Kürdistanlı adaylar da yarışıyor.  Uzun yıllar Almanya Kürt Dernekleri Federasyonu’nda (YEK-KOM) çalışan siyaseti kendi deyimleri ile “sokakta” öğrenen Yılmaz Kaba ve Gülten Kelloğlu milletvekileri seçilmelerinin Kürdistanlıların başarısı olacağını söyledi. Söyleştiğimiz Kaba ve Kelloğlu seçim çalışmalarının büyük bir coşku içinde geçtiğini ve kazanmamaları için bir neden olmadığını söyledi ve ekledi: “Herkesin insanca yaşayabileceği, kendi kimliğiyle ve anadiliyle konuşabildiği bir ortam yaratmak istiyoruz.”


Kaba ve Kelloğlu, ikiniz de Almanya’da doğdunuz ve YEK-KOM’da çalıştınız değil mi?

Kaba: Evet ama ben aslen Urfa-Viranşehirli, Êzîdî bir ailenin çocuğuyum. Ailem, dini inancını Türkiye’de özgürce yaşayamadığı ve Kürt kimliğinden dolayı devletten baskı gördüğü için yıllar önce Almanya’ya göç etmek zorunda kalmış. Ben Celle kentinde doğdum. Ailemin yurtsever olmasından dolayı yurtseverlik ve Kürt olgusuyla küçük yaşlarda tanıştım. Kendimi bildim bileli Kürt kurumları içerisinde çalışıyorum. Halen YEK-KOM içerisinde diplomasi ve gençlik faaliyetleri yürütüyorum. Bunun yanı sıra sigorta işleriyle uğraşan bir firmada çalışıyorum.

Kelloğlu:
Ben de 1980 yılında Almanya’nın Lehrte kentinde dünyaya geldim. Ailem Kars Digorlu. Uzun yıllar önce Almanya’ya işçi olarak gelmişler. Ben de Yılmaz Kaba gibi uzun yıllardır Kürt kurumlarında görev aldım. İki dönem YEK-KOM’un ikinci başkanlığını yaptım. Bunun yanı sıra Kürt kadın kurumlarında çalıştım. Kadın çalışmalarının yanı sıra diplomasi faaliyetleri yürüttüm. Yılmaz arkadaşımla birlikte Sol Parti’nin eyalet yönetimi içerisinde yer alıyorum. Ayrıca Lehrte Belediyesi’nde meslek eğitmeni olarak gençlik merkezinde çalışmalarımı yürütüyorum.

Siyasete olan ilginiz nasıl başladı?
Kelloğlu:
13-14 yaşlarındayken bir gün okulda öğretmenimiz bizlere hangi ülkelerden geldiğimizi sordu. Ben Kürdistan’dan geldiğimi söyleyince öğretmeniniz böyle bir ülkenin olmadığınız söyledi. Ben ısrarla var olduğunu söyleyince haritadan göstermemi istedi. Tabii ki ülkemiz haritada olmadığı için çaresizlikle oturup ağlamıştım. Bundan sonra Kürt ve Kürdistan olgusuna büyük bir merak sardım. Ve yıllar içinde Hannover ve çevresinde olan Kürdistani kurumlar adeta ikinci adresim oldu.

Kaba: Ailem yurtsever özellikleri olan ve her koşulda bunu sahiplenen bir aileydi. Evimizde hep Kürtçe konuşulduğundan bu yönden fazla sıkıntı çekmedim. Kendimi bildim bileli yapılan tüm yürüyüşlere katıldım. Ben de arkadaşım Gülten de siyaseti sokakta, dernekte ve yapılan etkinliklerde öğrendim. Hatta şunu diyebilirim ki (gülerek) siyasetin içerisinde yer alan bir çok insandan daha fazla siyaseti biliyoruz. Bizler bu birikimimizi ve tecrübelerimizi halkın hizmetine sunabilmek için Sol Parti’den aday olduk. Seçilmemiz halinde bugüne kadar olduğu gibi bundan sonrada bu halkın hizmetkarı olacağımızdan kimsenin kuşkusu olmasın.

Neden Sol Parti peki?
Kaba:
Parlamento içerisinde yer alan partilerden savaşa karşı olduğunu belirten tek parti Sol Parti. Herkes savaşı kutsarken ve savaş bölgelerine silah yığarken buna itiraz eden tek parti Sol Parti oldu. Bunun yanı sıra Kürt sorununun demokratik yollarla çözülmesini istiyor. Ben kendim savaşın olduğu bir cografyadan gelen bir ailenin çocugu olarak savaşın ne kadar acımasız olduğunu bilirim. Bunun yanı sıra Sol Parti en çok kapısını göçmen kökenli insanlara açtığı için tercihimiz sol parti oldu.

Kelloğlu: Beni en çok Sol Parti’nin kadına bakış açısı etkiledi. Biz de olduğu gibi onlarda da eşbaşkanlık sistemi ve kadın kotası vardı. En azından parti içi demokrasinin en iyi şekilde işlendiği bir ortam vardı. Sol Parti, Kürt siyaseti ile benzer noktalar taşıdığından benim ilgimi çekti. YEK-KOM’un başlatmış olduğu Kürt Kimliği Tanınsın Kampanyası’nda Sol Parti de üstüne düşeni yaptı. Sol Parti de PKK yasağının kaldırılmasını istiyor. Tüm bunlar yan yana getirildiğinde Sol Parti’yi neden tercih ettiğimiz daha iyi anlaşılacaktır.

Seçim çalışmalarınız nasıl gidiyor?

Kelloğlu: Halkımız seçilmemiz için adeta seferber olmuş durumda. Gittiğimiz her yerde büyük bir ilgi ve sevgiyle karşılanıyoruz. Başta ailelerimiz ve Kürdistani kurum çalışanları olmak özere herkes gönüllü bir şekilde çalışmalarımıza omuz vermiş durumda. Biz kazanırsak, bu halk da kazanacak. Kaybedersek bu, eyalette bütün halkımızın kaybı anlamına gelecek. Herkes bunun bilincinde. Ama daha çok çalışmalı, daha çok çabanın sahibi olmalıyız. Cansu Özdemir’in Hamburg Eyaleti’nde göstermiş olduğu başarıyı neden biz göstermiyelim? Gençlerden ricamız iletişim yoluyla bizi tanıtabilirler. Çalışmalarımız büyük bir heyecanla devam ediyor.

Tercihli oy sistemine dikkat
Kaba:
Ben Celle, Hombühren ve Wietze çevresinde Sol Parti’nin direkt adayıyım. Celle ve çevresinde tercihli oy sistemi mevcut. Halkımızın buna dikkat etmesi lazım. Önce Sol Parti’ye daha sonra benim adımın yazılı olduğu yeri işaret etmeleri lazım. Benim bölgemde tercihli oylar çok önemlidir. Tahminlerimize göre Celle ve çevresinde yaklaşık 10 bin Êzîdî inancına mensup insanımız yaşamaktadır. Bunların yüzde 80 ve 90’nı ise  Alman vatandaşıdır. Ben bütün halkımın yanı sıra bölgede yaşayan diğer azınlıkların da oylarına talibim. Ben halkımızın beni bir evladı gibi bağrına basacağından ve başarım için çalışacağından kuşku duymuyorum.

Kelloğlu: Kürt halkının oylarından ziyade daha eşitlikçi ve adil bir düzenden yana olan herkesin oylarına talibiz. Halkların kardeşliğine inanan bir gelenekten geldiğimiz için diğer ulustan insanların da bize sahip çıkmalarını istiyoruz. Özelikle bu çağrımız Türkiyeli demokrat çevreleridir. Bizler seçilirsek aynı zamanda kendilerinin de vekili olacağız. Onlarında sorunları Meclis’e taşıyacağız.

Milletvekili olursanız neler yapacaksınız?

Kelloğlu: Her şeyden önce sayısı 1 milyonun üstünde olmasına rağmen halen kendi kimliğiyle tanınmayan halkımızın, kendi kimliğiyle tanınması için eyalet parlementosunda çalışma yürüteceğiz. Kürtçenin eğitim dili olması ve tüm okullarda okutulması için çabamız olacak. Okullar içerisinde sosyal danışmanlık hizmetlerinin Kürtçe olması için çalışacağız. Bir çok kültürel kurum devleten yardım alırken Kürt kurumları maalesef böyle bir yardım almıyor. Defalarca yapılan başvurular ‘PKK’nin kurumlarısınız’ denilerek geri çevrilmiş. Tabii ki bu bizleri derinden yaralayan bir konu. Bunun yanı sıra ırkçılığa karşı mücadele, eğitim harçlarının kaldırılması için çabalarımız olacak. Birçok öğrenci, bu harçlar nedeniyle ya okuyamamakta, ya da okulunu yarıda bırakmak zorunda kalıyor. Herkesin insanca yaşayabileceği, herkesin kendi kimliğiyle ve anadiliyle konuşabildiği bir ortam yaratmak istiyoruz. Saksonya Eyaleti’nin böylesi bir imaja ihtiyacı var. Bizler de hem halkımızın hem de eyalete yaşayan insanların daha kaliteli bir şekilde yaşamaları için çalışacağız.

Ya seçilemezseniz?

Kelloğlu: Bizler annelerimizden vekil olarak doğmadık. Bizim hiçbir zaman koltuk sevdamız olmadı. Seçilirsek halkımıza faydamızın olacağını düşünüyoruz. Seçilmesek de yine halkımızın hizmetinde olacağız. Var olan kurumlarında hizmetlerimizi sürdüreceğiz. Seçimler bizim için elde edilmesi gereken mevzilerdir. Başta da belirttiğimiz gibi seçilmemiz bu halkın başarısı olacaktır. Bizler seçimi kazanacakmış gibi çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Seçmenlerinize ne söylemek istersiniz?

Kaba:Biz halkımıza güvenerek bu yola çıktık. Halk herşeye muktedirdir. Ben bir Kürt genci olarak her zaman halkıma karşı sorumluluklarımı nasıl daha iyi yerine getiririm? endişesi ile yaşıyorum. Avrupa’da doğup büyümeme rağmen her zaman halkımın yanında oldum. Bana ne görev verildiyse tereddütsüz kabul ettim. Avrupa’da yaşayan Kürt gençlerinin ailelerine olduğu kadar halkına karşı da görev ve sorumlulukları var. Gençlerimiz daha çok siyasete ilgi duymalı, daha çok parti çalışmaları içerisinde yer almalıdırlar. Siyaset uzun soluklu bir iştir. Bizler bugün kazanabiliriz de, kaybedebiliriz de. Kazanıp, kaybetmek dünyanın sonu değil. Ben her zaman bu halkın hizmetinde olacağım.

Kelloğlu: Uzun yıllardır Kürt halkının özgürlük mücadelesi içerisinde yer alan birisi olarak çalışmalarımı bundan sonra da devam ettirmek istiyorum. Seçilmemiz durumunda bu halk için yapabileceğimiz çok şeyler olduğuna inanıyorum. Halkımız her zaman en güzel şeylere layıktır. Bugüne kadar her türlü fedekarlığı göstermiştir. Bu bir kampanyadır, seçilebiliriz de, kaybedebiliriz de. Bugüne kadar büyük bir coşku ile sürdürdüğüm diplomatik ve kadın çalışmalarını bundan sonra da sürdüreceğimden kimsenin kuşkusu olmasın.


M.ZAHİT EKİNCİ/HAMBURG