
HDP Grup Başkanvekili ve Bingöl Milletvekili İdris Baluken, “demokratik çözüm süreci”ne rağmen Türk Hükümeti’nin çözüm yasalarını gündemine almadığını, aksine karakol ve kalekol inşaatlarına ağırlık verdiğini; operasyon hazırlıkları yaptığını ve OHAL benzeri uygulamalara başvurduğunu söyledi. Erdoğan’ın son zamanlardaki açıklamalarını eleştiren Baluken, süreci zora sokacak, hatta bozulmaya götürecek bir dil ve üslup kullandığını söyledi. B ve C planları yapanların bunun altında kalacağı uyarısında bulunan Baluken, “Başbakan bir karar vermelidir. Gerçekten çözüm ve barış istiyor mu? Netleşmelidir. Eğer netse çatışma dilinden ve tehditlerden vazgeçmelidir” dedi.
Baluken, dün Meclis’te basın toplantısı düzenledi. Hayati önem taşıyan demokratik çözüm ve barış sürecinin ne yazık ki sağlıklı bir zemin üzerinden ilerlemediğini belirten İdris Baluken, “Demokratik çözüm adımlarının gündemleşmesi gereken bir süreçte tam tersine çözümsüzlüğü derinleştirecek politika, söylem ve uygulamaların daha fazla ön plana çıktığı bir dönemi yaşıyoruz” dedi.
Adım atmaktan kaçıyor
Seçimler sonrası çözüm sürecini ve demokratikleşme adımlarını hızla gündemine alması gereken Türk Hükümeti’nin tam aksine yapay tartışmalarla kamuoyunu oyalayarak, Türkiye halklarının demokrasi, özgürlük, çözüm ve barış taleplerini ötelemeye, dikkatlerden kaçırmaya çalıştığını kaydeden Baluken, “Sürecin demokratik adımlar atılmadan daha fazla yürümeyeceği gerçeğiyle karşı karşıya kalan hükümet adım atmak yerine, gündemi değiştirerek, gerilim politikası üreterek halkın dikkatlerini farklı yönlere çekmenin gayreti içerisindedir” diye konuştu.
Kışkırtılan aileler örneği
Bir süredir Amed’de özel savaşa alet edilen bazı aileler üzerinden yürütülen psikolojik savaş ve kirli propagandanın bu kampanyanın bir parçası olduğuna işaret eden Baluken, şunun altını çizdi: “Halkımız ve demokratik kamuoyunun çözüm baskısı karşısında Başbakan, hükümet ve kendi medyası, dikkatleri çözüm dışı alana çekmeye çalışmaktadır. Eğer çözüm süreciyle ilgili olarak hükümet demokratikleşme yasalarını bugüne değin parlamentodan geçirmiş olsaydı, dağdan iniş yasasını çıkartsaydı zaten çocukların dağa çıkması diye bir konu gündemleşmeyecekti.”
‘KCK operasyonları’ hortladı
Türk Hükümeti’nin bugüne değin demokratik çözüm yasalarını gündemine almadığını; dağa çıkış yasası olan Terörle Mücadele Kanunu’nu kaldırmaya yanaşmadığını; bir yandan kalekol ve karakol inşaatlarına ağırlık verilirken, diğer yandan da operasyon hazırlıkları yaptığını; OHAL benzeri uygulamalara başvurduğunu; Rojava sınırında sivil insanları vurduğunu; demokratik gösterilerde insanları katlettiğini; çocuklara yönelik taciz, işkence ve baskıyı giderek tırmandırdığını sıralayan İdris Baluken, “Sivas’ta ve Siirt’te dünden buyana 23 kişi KCK operasyonları kapsamında gözaltına alındı“ dedi. Kürt halkının çözüme ve barışa sahip çıkmak için Lice’de, Meskan dağında, Kuzey kürdistan’ın bir çok yerinde alanlarda, dağlarda barış nöbeti tuttuğunu kaydeden Baluken, “Çözümü ve barışı gündemde tutan Kürt halkı ve demokrasi güçlerinin ortak iradesi ve çabasıdır. Süreci ilerletme noktasında siyasi iktidarın demokratik bir tutum ve çaba içerisinde olmadığı pratik örnekleriyle ortadadır” diye vurguladı.
Süreci tersine çevirebilir
Özellikle Türk Başbakan’ın bir süreden buyana sergilediği tutumun son derece tehlikeli ve yanlış olduğuna dikkat çeken Baluken, şunları söyledi: “Süreci zora sokacak, hatta bozulmaya götürecek bir dil ve üslup kullanmakta, süreci tersine çevirecek bir tutum sergilemektedir. Partimize, halkımıza, herkese ağır hakaretler içeren söylemler kullanmaktadır. Bizim bu hakaretlere verecek cevabımız elbette vardır. Ancak Başbakan ile aynı dili kullanmayacağız, onun düzeyine inmeyeceğiz. Çünkü onun dili barışa ve çözüme hizmet etmeyen bir dildir. Biz çözüme ve barışa ilkesel olarak yaklaşıyoruz, stratejik olarak bakıyoruz. Başbakan ise günü kurtarma anlayışıyla ve kendi iktidar sürecini sağlama alma hesaplarıyla sürece yaklaşmaktadır. Ağrı’da halkımızın ortaya koyduğu iradeye saygı göstermek yerine ‘terörün desteğiyle kazandılar’ şeklinde hakaret ederek, Ağrı halkının iradesini tanımayan bir tutum ortaya koymaktadır.”
Başbakan karar versin
BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, şu soruları sorarak, Türk Başbakan’ı uyardı: “Bu zihniyet barışı nasıl sağlayabilir? Partimize, vekillerimize, kadın vekillerimize, seçilmişlerimize hakaret eden bir zihniyetle bu ülke çözümü yakalayabilir mi? B ve C planları diye savaş planı yapan bir zihniyetin barış arayışı olabilir mi? Eğer nihai hedefin barışsa ve dağdakileri indirmekse peki aileler üzerinden yürüttüğünüz bu kampanyanın amacı nedir? Başbakan bir karar vermelidir. Gerçekten çözüm ve barış istiyor mu? Netleşmelidir. Eğer netse çatışma dilinden ve tehditlerden vazgeçmelidir. Partimizi, halkımızı, kurumlarımızı tehdit ederek, aba altından sopa göstererek bir sonuca varamaz. Varamayacağını bilmeli ve görmelidir. Başbakan kendisini açıkça ele vermiştir. Tavrı niyeti deşifre olmuştur.
Aileleri kullanarak ‘HDP bu işin altında kalacak’ demesi saptırmadır, gerçekleri ters yüz etmedir.”
Bunun altında kalırlar
HDP’nin çözümün ve barışın teminatı ve köprüsü olduğunu vurgulayan Baluken, “Eğer bu süreç bozulursa bunun altında tüm Türkiye kalacaktır. B planı, C planı yapanlar asıl bunun altında kalır. Bizce Başbakan bunu düşünsün, bunun hesabını yapsın. Biz sürecin sona ermemesi için son derece sorumlu, duyarlı ve hassas yaklaşıyoruz. Aynı hassasiyeti Başbakan’dan ve hükümetten de bekliyoruz” dedi.
Ucuz siyaset yapıyor
Yaklaşan Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi Başbakan’ın milliyetçi, ırkçı kesimlere göz kırptığının farkında olduklarını; bütün halkın da bunu gördüğünü belirten Baluken, “Başbakan belki üç beş oy devşirebilir ama bu ucuz siyaset Türkiye halklarına kazandırmaz. Kendi siyasi ikbalı için barışı gözden çıkaracak, çözümü kendi iktidar hırsına kurban edecek bir zihniyet bu ülkeyi felaketlere sürükler. Herkesin bunu görmesi gerekir” diye konuştu.
Çatışma dilini terk et
“Kürtleri hedef göstererek siz batıda Türkiye halkına barışın önemini nasıl anlatacaksınız?” diye soran İdris Baluken, şöyle devam etti: “Başbakan biran önce bu çatışma dilini terk etmeli, BDP’yi, HDP’yi, halkımızı ve Kürt halkının mücadele kurumlarını tehdet etmekten vazgeçmelidir. Eğer varsa bir barış planı Başbakan bunu halkla, kamuoyuyla paylaşmalı ve gereğini yapmalıdır. İmralı’ya siyasi heyetlerin gidişine izin verilmeyeceğini söylemek, heyetimizi tehdit etmek çözümsüzlüğe hizmet eder. Başbakan her defasında çözüm sürecine sabote etmek isteyen güç odaklarından bahsediyor.
Ama kendisi ne yazık ki buna hizmet ediyor.”
Hükümet neler yapmalı?
Diyalogdan müzakereye henüz geçilmediğinin altını ısrarla çizen Baluken, şimdi artık oyalamanın, zamana yaymanın, bekletmenin sonuna gelindiğini; demokratik çözüm adımlarını atma dışında başka bir seçenek kalmadığını vurguladı. Baluken, bunun için yapılması gerekenleri sıraladı:
* Dağa çıkış yasası olan TMK’nın kaldırılmasından TCK ve diğer yasalardaki değişikliğe varıncaya kadar özgürlüklerin ve demokratik siyasetin önünü açacak yasal dönüşümler hızlandırılmalıdır.
* Sayın Öcalan’ın altını çizdiği Yerel Yönetimler Özerklik Yasası ile Demokratik Sivil Toplum Yasası Türkiye’nin önünü açacak, demokratikleşme hamlesini hızlandıracak ve barışa ulaşmamızı sağlayacak köklü, tarihi adımlardır.
* Aynı zamanda çözüm süreciyle bağlantılı olarak Hükümet, Rojava politikasını da değiştirmeli ve hasmane tutumdan vazgeçmelidir.
Herkes katkı sunsun
Demokratikleşme, çözüm ve barışın Başbakan’ın iki dudağı arasına mahkum edilecek, onuna insafına ve keyfine terk edilecek bir süreç olmadığını ifade eden Baluken, “O yüzden bu ülkenin tüm yurttaşları, yine o yurttaşlar adına örgütlü mücadele yürüten demokrasi güçleri, sivil toplum örgütleri, meslek odaları, çözümü ve barışı sahiplenmeli bunun için güçlü bir irade ve mücadele ortaya koymalıdır. Barışı Türkiyelileştirebilirsek bundan 76 milyon kazançlı çıkacaktır. Biz, bizzat Başbakan ve Hükümet tarafından süreci zora sokan tüm uygulamalara rağmen çözümde ve barışta ısrar etmeye devam edeceğiz” diyerek tamamladı.
ANKARA