Elif SONZAMANCI esonzamanci@gmail.com
Mesut Özil ve İlkay Gündoğan’ın Londra’da seçim döneminde Erdoğan ile verdiği fotoğraf karesinin yankıları hala sürüyor.
Almanya’nın dünya kupası tarihinde 1938’den sonra, 80 yılın ardından ilk kez gruplardan elenmesi, üstüne maçlarda Özil’in beklenen performansı gösterememesi tartışmaların sıcak kalmasını sağladı.
Dünya kupası maçındaki bu yenilgiden sonra mesele artık memleket meselesi oldu.
Alman Futbol Milli Takımı Menajeri Oliver Bierhoff, „Dünya Kupası’nda Mesut Özil’i kadroya almaktan vazgeçme şıkkını da düşünebilirdik” yorumuyla tartışmaları biraz daha ısındırmıştı. Gündoğan’ın Erdoğan karesi ile ilgili açıklama yapmasına rağmen, Özil’in sessiz kalması da tartışmaları sıcak tutan bir diğer etken oldu. Bierhoff’un açıklamalarının ardından Özil’in babasının açıklamaları da gündeme geldi. Baba Özil, oğlunun Cumhurbaşkanı Erdoğan’la fotoğraf çektirmesini „iyi bir fikir değildi“ diye yorumladı. Bierhoff’un eleştirilerini kötü bir espri olarak değerlendirdi. Zira baba Özil’e göre başarısızlığı Mesut Özil’e mal etmek haksızlık.
Cumhurbaşkanı Steinmeier ise Özil ve Gündoğan’a yönelik tepkiler üzerine iki futbolcuyu Berlin’de kabul etmişti.
Alman milli takımında oynayan yabancılara yönelik tartışma son süreçte başlayan bir tartışma değil elbet. Almanya’da yabancılara yönelik tutum, aidiyet sorunsalı zaten eskiden bu yana devam eden konular. Zira başarı hikayesi olan her yabancı üstüne basa basa bu topraklara ait olduğunu her fırsatta söylemek zorunda kalıyor.
Bu meselenin Almanya’da göçmen olmak ve zorlukları ile ilgili kısmı. Diğeri, eleştirilmesi gereken asıl mesele bir fotoğraf meselesi.
İnsan hakları sorunları tartışmalarının yapıldığı bir zeminde, siyasilere yansımasa da kamuoyunun ciddi Erdoğan rahatsızlığı mevcutken, üstüne sistemi kökten değiştirecek bir seçim arifesinde, bunları hepten görmeden, ünlü futbolcular olarak Erdoğan ile fotoğraf çektirmenin bir faturası var. Bu şartlar altında böyle bir fotoğraf karesi verip, insanlara bunu masum, sıradan bir ziyaret olarak izah etmek, elbette kabul görecek bir durum değil.
Mesele futbol olunca işin rengi bir tık daha değişiyor. Nitekim söz konusu milyonları ekranlara kilitleyen, dünyanın en popüler spor alanı futbol. Futbol denince dünyanın durduğunu biliyoruz. Taraftarların karakteri, futbolcular ve performansları iki ayrı, ama birleşik bir dünya.
Siyaset bir parça futbola da bulaşmıştır, kimse aksini iddia edemez. Fakat iktidar futbol ilişkisi Türkiye’de elbette farklı bir düzlemde, zira milli duyguların en çok kabardığı/kabartıldığı arenadan bahsediyoruz. Öyle ki kulüplerin iktidarla ilişkisi meseleyi zaten anlatan bir argüman.
Özil ve Gündoğan’ın Erdoğan ile çektirdiği kare ve getirdiği tartışmalar soğuyacağa benzemiyor. Meseleyi son yorumlayanlardan biri de Devlet Bakanı Annette Widmann-Mauz. Widmann-Mauz, „Futbolcuların davranışlarının haklı olarak eleştirilmesine rağmen göçmen asıllı futbolcuların genel anlamda dışlanması doğru değildir“ açıklamasında bulundu.
Özil’in Alman Milli Futbol Takımını bırakıp, bırakmayacağı, bundan sonra nasıl bir rota ile devam edeceği, ya da Erdoğan karesi ile zedelenen imajını nasıl düzelteceği henüz belli değil. Tartışmaların henüz soğumayacağı da aşikar.
Basit bir fotoğraf karesinin(!) nelere mal olduğunu sanırım Özil ve Gündoğan yeterince anlamıştır. Basit bir fotoğraf meselesi...
Elif SONZAMANCI esonzamanci@gmail.com
Mesut Özil ve İlkay Gündoğan’ın Londra’da seçim döneminde Erdoğan ile verdiği fotoğraf karesinin yankıları hala sürüyor.
Almanya’nın dünya kupası tarihinde 1938’den sonra, 80 yılın ardından ilk kez gruplardan elenmesi, üstüne maçlarda Özil’in beklenen performansı gösterememesi tartışmaların sıcak kalmasını sağladı.
Dünya kupası maçındaki bu yenilgiden sonra mesele artık memleket meselesi oldu.
Alman Futbol Milli Takımı Menajeri Oliver Bierhoff, „Dünya Kupası’nda Mesut Özil’i kadroya almaktan vazgeçme şıkkını da düşünebilirdik” yorumuyla tartışmaları biraz daha ısındırmıştı. Gündoğan’ın Erdoğan karesi ile ilgili açıklama yapmasına rağmen, Özil’in sessiz kalması da tartışmaları sıcak tutan bir diğer etken oldu. Bierhoff’un açıklamalarının ardından Özil’in babasının açıklamaları da gündeme geldi. Baba Özil, oğlunun Cumhurbaşkanı Erdoğan’la fotoğraf çektirmesini „iyi bir fikir değildi“ diye yorumladı. Bierhoff’un eleştirilerini kötü bir espri olarak değerlendirdi. Zira baba Özil’e göre başarısızlığı Mesut Özil’e mal etmek haksızlık.
Cumhurbaşkanı Steinmeier ise Özil ve Gündoğan’a yönelik tepkiler üzerine iki futbolcuyu Berlin’de kabul etmişti.
Alman milli takımında oynayan yabancılara yönelik tartışma son süreçte başlayan bir tartışma değil elbet. Almanya’da yabancılara yönelik tutum, aidiyet sorunsalı zaten eskiden bu yana devam eden konular. Zira başarı hikayesi olan her yabancı üstüne basa basa bu topraklara ait olduğunu her fırsatta söylemek zorunda kalıyor.
Bu meselenin Almanya’da göçmen olmak ve zorlukları ile ilgili kısmı. Diğeri, eleştirilmesi gereken asıl mesele bir fotoğraf meselesi.
İnsan hakları sorunları tartışmalarının yapıldığı bir zeminde, siyasilere yansımasa da kamuoyunun ciddi Erdoğan rahatsızlığı mevcutken, üstüne sistemi kökten değiştirecek bir seçim arifesinde, bunları hepten görmeden, ünlü futbolcular olarak Erdoğan ile fotoğraf çektirmenin bir faturası var. Bu şartlar altında böyle bir fotoğraf karesi verip, insanlara bunu masum, sıradan bir ziyaret olarak izah etmek, elbette kabul görecek bir durum değil.
Mesele futbol olunca işin rengi bir tık daha değişiyor. Nitekim söz konusu milyonları ekranlara kilitleyen, dünyanın en popüler spor alanı futbol. Futbol denince dünyanın durduğunu biliyoruz. Taraftarların karakteri, futbolcular ve performansları iki ayrı, ama birleşik bir dünya.
Siyaset bir parça futbola da bulaşmıştır, kimse aksini iddia edemez. Fakat iktidar futbol ilişkisi Türkiye’de elbette farklı bir düzlemde, zira milli duyguların en çok kabardığı/kabartıldığı arenadan bahsediyoruz. Öyle ki kulüplerin iktidarla ilişkisi meseleyi zaten anlatan bir argüman.
Özil ve Gündoğan’ın Erdoğan ile çektirdiği kare ve getirdiği tartışmalar soğuyacağa benzemiyor. Meseleyi son yorumlayanlardan biri de Devlet Bakanı Annette Widmann-Mauz. Widmann-Mauz, „Futbolcuların davranışlarının haklı olarak eleştirilmesine rağmen göçmen asıllı futbolcuların genel anlamda dışlanması doğru değildir“ açıklamasında bulundu.
Özil’in Alman Milli Futbol Takımını bırakıp, bırakmayacağı, bundan sonra nasıl bir rota ile devam edeceği, ya da Erdoğan karesi ile zedelenen imajını nasıl düzelteceği henüz belli değil. Tartışmaların henüz soğumayacağı da aşikar.
Basit bir fotoğraf karesinin(!) nelere mal olduğunu sanırım Özil ve Gündoğan yeterince anlamıştır.