
Kürt halkı açısından “yeniden doğumu” müjdeleyen
Newroz ateşi, bu yıl “Öcalan’a Özgürlük, Kürtlere Statü” şiarıyla 2 bin
635’inci kez tutuşturuldu. Kürt halkının, Demirci Kawa önderliğinde
milattan önce 612 yılında zalim Dehak’a karşı yaktığı ve 21 Mart 1982
tarihinde Diyarbakır Zindanı’nda “Çağdaş Kawa” Mazlum Doğan’ın sembolik
olarak üç kibrit yakarak yaşamına son vermesiyle simgeleşen Newroz,
Kürtler açısından yok sayılmaya karşı var olma taleplerini dile
getirdikleri bir bayrama dönüştü. Kürtler için zulümden kurtularak,
özgürlüğe kavuşma günü olan Newroz, her yıl milyonlarca insanın alanlara
akmasıyla kutlanan bir gün iken, özellikle 90’lı yıllarda yasakçı
politikalarından dolayı Newroz kutlamaları sırasında asker, polis ve
özel timlerin silahlı saldırısıyla yüzlerce kişi yaşamını yitirdi ve
Newroz kutlamalarına katıldıkları için binlerce kişi tutuklandı.
Dağlardan yeniden doğuşa
Demirci
Kawa’nın Mart ayının 20’sini 21’ine bağlayan gece dönemin zalim kralı
Dehak’a karşı başlattığı direnişin ardından aynı gece kralın sarayı
direnişçilerin eline geçer. Özgürlüğünü arayan mazlum halkın
tutuşturduğu direniş ateşi kısa sürede Dehak’ın egemenliğinde olan tüm
kentlere yayılır. Ninova cayır cayır yanarken, özgürlük meşaleleri elden
ele dolaşır, dağ başlarından özgürlük ateşlerinin alevleri yükselmeye
başlar.
Zalim Dehak’a karşı özgürlüğü yakalayan halkın kurtuluş
coşkusu, günlerce devam eder. İşte zalime karşı özgürlüğün elde edildiği
21 Mart bu direnişten sonra özgürlüğün, kurtuluşun ve halkların bayramı
olarak kutlanmaya başlanır ve Demirci Kawa; başkaldırı kahramanı,
Newroz ise; direniş ve başkaldırı günü olarak tarihteki yerini alır.
Zindanlardan surlara Newroz
Tarih
boyunca iktidar mekanizmaların imha ve inkar politikalarıyla karşı
karşıya kalan Kürt halkının direniş ve özgürlük günü olan Newroz, 70’lı
yıllarda kentleri çevreleyen yüksek tepelerde yakılan ateşlerle
kutlanırken, korkunun hakim olduğu askeri darbe dönemi olan 80’lı
yıllarda Türkiye’nin hiçbir yerinde kutlanamadı. Kürtlerin yıllarca
karşı karşıya kaldığı imha ve inkar politikalarına karşı yeniden bir
özgürlük arayışı olarak ortaya çıkan PKK ile birlikte ise Newroz farklı
bir boyut kazandı.
12 Eylü askeri faşist darbeyle birlikte bir süre
yanmayan Newroz ateşi, darbenin ardından tutuklanarak Diyarbakır
Cezaevi’ne konulan PKK’nin kurucu ve öncülerinden Mazlum Doğan’ın 21
Mart 1982 günü Newroz ateşine atıfta bulunarak, sembolik olarak yaktığı 3
kibrit çöpünün ardından yaşamına son vermesiyle Newroz, Kürtler
açısından siyasallaşmaya başladı. Gerçekleştirdiği eylemin ardından
“Çağdaş Kawa” olarak Kürt halkının direnişlerle dolu tarihine ismini
Newroz ateşinin kıvılcımlarıyla yazan Mazlum Doğan’ı, 21 Mart 1990’da
Diyarbakır Surları’nda tıp öğrencisi Zekiye Alkan izledi.
Newroz ateşi her yere yayıldı
PKK’nin
1984’te silahlı mücadeleye başlamasıyla birlikte devletin Kürt halkına
karşı yöneliminin sertleşmeye başladığı ve köylerin yakılmaya, yıkılmaya
başlandığı halkın ise bu şekilde göçe zorlandırıldığı 90’lı yıllarda
Kürtlerin metropollere göç etmesiyle birlikte başta İstanbul, İzmir ve
Mersin olmak üzere Türkiye’nin birçok kentinde de Newroz ateşi tutuşmaya
başladı. Rahşan Demirel’in ‘92 Newroz’unda İzmir Kadifekale’de
kendisini yakarak yaşamına son vermesi, Newroz ateşinin batı illerinde
yanmasının ifadesi oldu. 1994 yılında Ronahî ve Berîvan isminde iki genç
Kürt kadınının Almanya’da bedenlerini ateşe vermeleriyle Newroz, Avrupa
geneline de kitlesel gösterilere dönüşmeye ve yaygınlaşmaya başladı.
Bölgede
1984 yılından itibaren PKK’nin başlattığı silahlı mücadeleye paralel
olarak yoğunlaşan halk hareketliliğiyle birlikte, Newroz’da farklı bir
boyut kazanarak Kürdistan’a özgü ve adına serhildan (başkaldırı) denilen
büyük kitlesel eylemlerle alanlarda kutlanmaya başlandı. Her yılın 21
Mart günü kentlerden yükselmeye başlayan Newroz ateşleri, giderek
Türkiye’nin tüm kentlerine de yayılırken, serhildanlar yani başkaldırı
da aynı şekilde ilçelerden kentlere yayılmaya başladı.
Kitlesel
eylemlerle kutlanmaya başlanan Newroz, 90’lı yıllara gelinmesiyle
birlikte devlet nezdinde artık “tehlikeli” bir gün olarak
nitelendirilerek kutlamalar yasaklanmaya başlandı. Newroz’u
kutlamalarını engellemek amacıyla polis ve askerler en ufak yerleşim
yerlerinde bile OHAL’lik görüntülerle Newroz’a engel olmak istiyor ve
“yeniden doğuşu” ifade eden Newroz ateşini baskılarla söndürmeye
çalıştı. Ancak bu baskılar da halkın sahiplenişiyle boşa çıkıyor ve halk
7’den 77’e sokaklara çıkarak, Newroz’u kutluyordu.
Özgürlük ateşi ‘Serhildan’la birleşti
13
Mart 1990’da Mardin’in Savur ilçesi kırsalında aralarında Kamuran
Dündar’ın da bulunduğu 13 ARGK gerillasının yaşamını yitirmesinin
ardından Nusaybin’ne götürülen Dündar’ın cenaze töreni Newroz’a denk
geldi. Dündar’ın cenazesinin Nusaybin’e getirilmesiyle birlikte ilçede
kepenkler indirilmiş ve okullar boykot edilmişti. Mezarlıkta toplanan 10
bini aşkın kişi Dündar’ı son yolculuğuna uğurladıktan sonra sloganlar
eşliğinde ilçe merkezine doğru yürüyüşe geçti. Yürüyüşe geçen kitleye
polis silahlarla saldırmış ve saldırı sonucu iki yurttaş yaşamını
yitirdi. Saldırının ardından Nusaybin’de başlayan kitlesel eylemler, 25
Mart’a kadar sürdü. Eylem Newroz’la beraber tüm bölgeye yayıldı.
Nusaybin’de yaşanılanların Cizre’de yansımasının ardından 15 Mart’tan
sonra ilçede yürüyüşler başladı.
Eylemlerin başladığı 20 Mart’ta
kepenk kapatma ve okul boykotuyla tam bir halk ayaklanması yaşandı.
Newroz’u kutlamak üzere Cizre sokaklarına, köylerden şehir merkezine
akın eden kitle, lastikler yakarak ilçenin her yerini Newroz ateşiyle
aydınlatıyordu. Cizre’de sokakları dolduran kitle ile başa çıkamayan
devlet, çevre il ve ilçelerden de takviye birlikler çağırdı. 21 Mart
gecesi Cizre’yi çevreleyen tüm tepelerden Newroz ateşleri yükselmeye
başladı. Ve artık Newroz kendisiyle özdeşleşen “serhildanların” simgesi
olmaya başladı.
Newroz ateşine kan döküldü
Gelişen “Serhildan”
süreciyle birlikte 91 yılına gelindiğinde ise Nusaybin’den İstanbul,
Adana’ya, Ağrı, Mardin Cizre, Kulp, Hani ve Amed’de kadar binlerce kişi
Newroz kutlamaları için sokaklara döküldü. Nusaybin’de Kışla
Mahallesi’nde bulunan ilçe mezarlığına giderek, yaşamını yitiren
PKK’lilerin mezarlarını ziyaret ettikten sonra binlerce kişi “Bijî
Newroz”, “Bijî PKK” sloganları atarak ilçe merkezine doğru yürüyüşe
geçti. Ancak ilçe girişinde kitleye polis ateş açtı. Bunun üzerine kitle
polisi taş yağmuruna tuttu. 4 çocuk kurşunlarla yaralanırken bir kişi
hayatını kaybetti. Akşam saatlerinde ise tüm mahallelerde ateşler
yakılarak, Newroz kutlandı.
Cizre’de yapılan kutlamalara 16 bin kişi
katılırken İstanbul, Ağrı, Mardin, Adana, Kulp, Hani ve Amed’de
(Diyarbakır) binlerce kişi Newroz kutlamalarına katıldı. Kutlamaların
bilançosu ise Newroz ateşine kan döküldüğünün göstergesiydi: 31 kişi
yaşamını yitirdi.
Katliamları aratmayan 92 Newroz’u
92
yılına gelindiğinde ise önceki yıllardaki Newroz kutlamalarında
yaşanılanların tekrarlanmaması için Meclis Başkan Vekili ve SHP
Diyarbakır Milletvekili Fehmi Işıklar başkanlığındaki HEP’li
milletvekillerinin de arasında bulunduğu bir heyet, Başbakan Demirel’i
ziyaret ederek, gerekli tedbirlerin alınmasını istedi. Ziyaretin
ardından Demirel basına bir açıklama yaparak, “Newroz’u herkes
serbestçe, hukuk kuralları içinde kalarak, provokasyona ve tahriklere
kapılmadan, kutlayacak” dedi. Demirel’in açıklamasının ardından Kürt
halkını “ulusal bayram” olarak gördükleri Newroz’un serbestçe
kutlayabilmenin büyük coşkusu yaşandı.
PKK’de halka Newroz’u
kutlamak için alanları doldurma çağrısı yaptı. Ancak 92 Newroz’u
Demirel’in açıklamalarının tam tersine katliamları aratmayan bilanço ve
görüntülerle zihinlere kazındı. “Serbestçe kutlanabilecek” açıklamasının
yapılmasına rağmen devlet şiddetiyle kanların döküldüğü 92
Newroz’undaki olaylar ilk olarak Batman’ın Gercüş ilçesinde 20 Mart
akşamı Newroz’u kutlamak üzere ateş yakan yurttaşların üzerine
polislerce ateş açılmasının ardından 2 kişinin yaşamını yitirmesiyle
başladı.
Şırnak’ın sokaklarında ölüm
Êlîh’in (Batman)
ardından Newroz ateşinin aydınlığına kanların döküldüğü kutlamaları
Şırnak ve Cizre’deki katliam görüntüleri takip etti. Şırnak’ta halkın
yaygın ve etkili Newroz kutlaması yapacağı duyumunu alan devlet,
kutlamaları önlemek için “tüm resmi daireler PKK tarafından kuşatıldı”
açıklamasını yaptı. Açıklamanın ardından 21 Mart akşamı başlayan bomba
ve silah sesleri Şırnak sokaklarında sabah saatlerinde kadar sürdü. Gün
aydınlanmaya başladığında karanlığı parçalayan silah seslerinin eseri
tüm evlerin duvarlarında görünüyordu. Kentte taranmadık ev kalmamıştı.
Kentin dışarıyla olan bağlantısı kesilmiş, kurşunlar düştüğü yerde
ölümün soğuk izlerini bırakmaya başlamıştı.
24 Mart günü devlet
tarafından halka “evden çıkmaları, şehir stadında toplanmaları, aksi
halde evlerinin taranacağı” bildirildi. Şırnak’taki görüntülerin bir
benzerinin yaşandığı yer ise Cizre idi. İlçede 21 Mart günü gerçekleşen
saldırıya polis saldırdı. Polisin saldırısıyla savaş alanına dönen
Cizre’de çatışmalar neredeyse ilçenin tüm sokaklarına yayılarak devam
etti. Aynı saatlerde Nusaybin’ndeki kutlama haberlerinden de ölüm
haberleri geliyordu. 23 Mart gününe gelindiğin ilçedeki çatışmalar
şiddetlenmiş, aynı gün Newroz kutlamalarını takip etmek amacıyla ilçede
olan gazetecilerin kaldığı otelde kurşunlandı. Zırhlı araçtan açılan
ateş sonucu Sabah gazetesi muhabiri İzzet Kezer hayatını kaybetti.
Şırnak
ve Cizre’de günlerce devam eden çatışmaların ardından 100’ü aşkın kişi
yaşamını yitirdi. Yetkililere göre, ölenlerin çoğu PKK üyesiydi, Ancak,
silahların ölüm kustuğu olaylarda yaşamını yitiren 5 yaşındaki Hatice
Katar, 9 yaşındaki Mehdi Güngen, 70 yaşındaki Ramazan Bayer ve Halil
Babek, 65 yaşındaki Nebahat Kakuç’un ne zaman PKK’ye üye oldukları
öğrenilemedi. Aynı şekilde İdil, Kulp, Adana gibi yerleşim yerlerinde
yapılan Newroz kutlamaları da olaylı geçmişti.
Ateşkese rağmen yasaklar...
Körfez
Savaşı’ın ardından ortaya çıkan durumlar, Özal’ı Kürt sorunu dair
farklı çözüm seçeneklerine yönlendirilmiş ve PKK ile kurulan dolaylı
diyalog sürecinin ardından PKK 93 Newroz’u öncesinde tek taraflı ateşkes
ilan etti. Ancak ateşkesle girilen 93 Newroz’una yine devlet tarafından
yasaklamalar damgasını vurdu. 19 Mart akşamı Cizre’de korucu evleri ve
MİT binasından, halkın üzerine kurşunlar yağdı. Newroz’un bir daha kanlı
geçtiği Cizre’deki gelişmeleri yerinde takip etmek amacıyla bulunan HEP
milletvekillerinin de içerisinde bulunduğu kalabalığın üzerine polis
panzerleri sürüldü. Adana’daki Newroz kutlamalarında ise polisler, 21
Mart sabahı Dağlıoğlu, Barbaros, Hürriyet ve Yenibey mahallelerinde
Newroz’u kutlamak için biraraya gelmeye çalışan, çoğunluğu kadın ve
çocuklardan oluşan kitleye saldırdı. Yer yer göstericilere ateş de
edilen saldırıların ardında sokağa çıkma yasağı ilan edilirken, Ramazan
Çetin ve Nezir Kurt isimli 2 kişi yaşamını yitirdi.
Kürt
siyasetçilerin 2 Mart darbesiyle tutuklandığı 94 yılında Newroz
kutlamaları önceki yıllara göre az da olsa yine çatışmalarla geçti.
Kentlerde yoğun önlemler alan polis ve askerlere rağmen halk sağduyulu
bir şekilde Newroz’u kutladı. Batı illerinde yapılan kutlamalarda ise
yine polis saldırılarının olduğu kutlamalarda yüzlerce kişi gözaltına
alındı, onlarca kişi de yaralandı. Diyarbakır’ın Bağlar, Şehitlik ve
Melikahmet semtlerindeki dükkânlar 21 Mart günü öğle saatlerine kadar
kapalı kaldı. İstanbul’un İncirli, Merter ve Sarıgazi semtlerinde
gösteriler yapıldı. Demokrasi Partisi (DEP) ise çeşitli illerde kapalı
salon toplantıları düzenledi. 1995’teki Newroz kutlamalarında da daha
önceki yıllara benzer gergin bir atmosferde girildi. Birçok kentte küçük
çaplı kutlamalar yapıldı. Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı Türkiye
metropollerindeki birçok semtte biraraya gelen yurttaşlar, ateşler
yakarak, halaylar çekti. Bazı yerlerde polisin müdahale ettiği
kutlamalarda yine yüzlerce kişi gözaltına alındı. Adana, Mersin,
İstanbul ve Ankara’da ise Newroz salonlarda gerçekleşen etkinlikle
kutlandı.
DİHA/AMED