Her yıl milyonların kutladığı Newroz ateşi bu 2 bin 635’inci kez tutuşturulmaya başlandı. Dehak’a karşı Demirci Kawa önderliğinde başlatılan direnişle özgürlüğe yürüyen bir halkın direniş ateşi olan Newroz ateşine, 90’lı yıllarla birlikte kan düştü. Türk devletinin yasakladığı Newrozlarda alanları dolduran binlerce kişi yasağa rağmen Newroz ateşini tutuştururken, polis, asker ve özel timlerin silahlı saldırıları sonucu yüzlerce yurttaş yaşamını yitirdi, binlerce kişi de Newroz kutlamalarına katıldığı için tutuklandı. 2000’li yıllara gelindiğinde Newroz alanlarını milyonlar doldurmaya başladı. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 1999 yılında Türkiye’ye getirilmesinin ardından 2000’li yıllarda kutlanan Newrozlar, Öcalan’ı sahiplenme ve onun etrafında kenetlenme Newrozları oldu. Bu yıl milyonların akacağı Newroz alanlarının şiarı ise, “Öcalan’a Özgürlük, Kürtlere Statü” olarak belirlendi.

Kürt halkı açısından “yeniden doğumu” müjdeleyen Newroz ateşi, bu yıl “Öcalan’a Özgürlük, Kürtlere Statü” şiarıyla 2 bin 635’inci kez tutuşturuldu. Kürt halkının, Demirci Kawa önderliğinde milattan önce 612 yılında zalim Dehak’a karşı yaktığı ve 21 Mart 1982 tarihinde Diyarbakır Zindanı’nda “Çağdaş Kawa” Mazlum Doğan’ın sembolik olarak üç kibrit yakarak yaşamına son vermesiyle simgeleşen Newroz, Kürtler açısından yok sayılmaya karşı var olma taleplerini dile getirdikleri bir bayrama dönüştü. Kürtler için zulümden kurtularak, özgürlüğe kavuşma günü olan Newroz, her yıl milyonlarca insanın alanlara akmasıyla kutlanan bir gün iken, özellikle 90’lı yıllarda yasakçı politikalarından dolayı Newroz kutlamaları sırasında asker, polis ve özel timlerin silahlı saldırısıyla yüzlerce kişi yaşamını yitirdi ve Newroz kutlamalarına katıldıkları için binlerce kişi tutuklandı.

Dağlardan yeniden doğuşa

Demirci Kawa’nın Mart ayının 20’sini 21’ine bağlayan gece dönemin zalim kralı Dehak’a karşı başlattığı direnişin ardından aynı gece kralın sarayı direnişçilerin eline geçer. Özgürlüğünü arayan mazlum halkın tutuşturduğu direniş ateşi kısa sürede Dehak’ın egemenliğinde olan tüm kentlere yayılır. Ninova cayır cayır yanarken, özgürlük meşaleleri elden ele dolaşır, dağ başlarından özgürlük ateşlerinin alevleri yükselmeye başlar.
Zalim Dehak’a karşı özgürlüğü yakalayan halkın kurtuluş coşkusu, günlerce devam eder. İşte zalime karşı özgürlüğün elde edildiği 21 Mart bu direnişten sonra özgürlüğün, kurtuluşun ve halkların bayramı olarak kutlanmaya başlanır ve Demirci Kawa; başkaldırı kahramanı, Newroz ise; direniş ve başkaldırı günü olarak tarihteki yerini alır.

Zindanlardan surlara Newroz

Tarih boyunca iktidar mekanizmaların imha ve inkar politikalarıyla karşı karşıya kalan Kürt halkının direniş ve özgürlük günü olan Newroz, 70’lı yıllarda kentleri çevreleyen yüksek tepelerde yakılan ateşlerle kutlanırken, korkunun hakim olduğu askeri darbe dönemi olan 80’lı yıllarda Türkiye’nin hiçbir yerinde kutlanamadı. Kürtlerin yıllarca karşı karşıya kaldığı imha ve inkar politikalarına karşı yeniden bir özgürlük arayışı olarak ortaya çıkan PKK ile birlikte ise Newroz farklı bir boyut kazandı.
12 Eylü askeri faşist darbeyle birlikte bir süre yanmayan Newroz ateşi, darbenin ardından tutuklanarak Diyarbakır Cezaevi’ne konulan PKK’nin kurucu ve öncülerinden Mazlum Doğan’ın 21 Mart 1982 günü Newroz ateşine atıfta bulunarak, sembolik olarak yaktığı 3 kibrit çöpünün ardından yaşamına son vermesiyle Newroz, Kürtler açısından siyasallaşmaya başladı. Gerçekleştirdiği eylemin ardından “Çağdaş Kawa” olarak Kürt halkının direnişlerle dolu tarihine ismini Newroz ateşinin kıvılcımlarıyla yazan Mazlum Doğan’ı, 21 Mart 1990’da Diyarbakır Surları’nda tıp öğrencisi Zekiye Alkan izledi.

Newroz ateşi her yere yayıldı

PKK’nin 1984’te silahlı mücadeleye başlamasıyla birlikte devletin Kürt halkına karşı yöneliminin sertleşmeye başladığı ve köylerin yakılmaya, yıkılmaya başlandığı halkın ise bu şekilde göçe zorlandırıldığı 90’lı yıllarda Kürtlerin metropollere göç etmesiyle birlikte başta İstanbul, İzmir ve Mersin olmak üzere Türkiye’nin birçok kentinde de Newroz ateşi tutuşmaya başladı. Rahşan Demirel’in ‘92 Newroz’unda İzmir Kadifekale’de kendisini yakarak yaşamına son vermesi, Newroz ateşinin batı illerinde yanmasının ifadesi oldu. 1994 yılında Ronahî ve Berîvan isminde iki genç Kürt kadınının Almanya’da bedenlerini ateşe vermeleriyle Newroz, Avrupa geneline de kitlesel gösterilere dönüşmeye ve yaygınlaşmaya başladı.
Bölgede 1984 yılından itibaren PKK’nin başlattığı silahlı mücadeleye paralel olarak yoğunlaşan halk hareketliliğiyle birlikte, Newroz’da farklı bir boyut kazanarak Kürdistan’a özgü ve adına serhildan (başkaldırı) denilen büyük kitlesel eylemlerle alanlarda kutlanmaya başlandı. Her yılın 21 Mart günü kentlerden yükselmeye başlayan Newroz ateşleri, giderek Türkiye’nin tüm kentlerine de yayılırken, serhildanlar yani başkaldırı da aynı şekilde ilçelerden kentlere yayılmaya başladı.
Kitlesel eylemlerle kutlanmaya başlanan Newroz, 90’lı yıllara gelinmesiyle birlikte devlet nezdinde artık “tehlikeli” bir gün olarak nitelendirilerek kutlamalar yasaklanmaya başlandı. Newroz’u kutlamalarını engellemek amacıyla polis ve askerler en ufak yerleşim yerlerinde bile OHAL’lik görüntülerle Newroz’a engel olmak istiyor ve “yeniden doğuşu” ifade eden Newroz ateşini baskılarla söndürmeye çalıştı. Ancak bu baskılar da halkın sahiplenişiyle boşa çıkıyor ve halk 7’den 77’e sokaklara çıkarak, Newroz’u kutluyordu.

Özgürlük ateşi ‘Serhildan’la birleşti

13 Mart 1990’da Mardin’in Savur ilçesi kırsalında aralarında Kamuran Dündar’ın da bulunduğu 13 ARGK gerillasının yaşamını yitirmesinin ardından Nusaybin’ne götürülen Dündar’ın cenaze töreni Newroz’a denk geldi. Dündar’ın cenazesinin Nusaybin’e getirilmesiyle birlikte ilçede kepenkler indirilmiş ve okullar boykot edilmişti. Mezarlıkta toplanan 10 bini aşkın kişi Dündar’ı son yolculuğuna uğurladıktan sonra sloganlar eşliğinde ilçe merkezine doğru yürüyüşe geçti. Yürüyüşe geçen kitleye polis silahlarla saldırmış ve saldırı sonucu iki yurttaş yaşamını yitirdi. Saldırının ardından Nusaybin’de başlayan kitlesel eylemler, 25 Mart’a kadar sürdü. Eylem Newroz’la beraber tüm bölgeye yayıldı. Nusaybin’de yaşanılanların Cizre’de yansımasının ardından 15 Mart’tan sonra ilçede yürüyüşler başladı.
Eylemlerin başladığı 20 Mart’ta kepenk kapatma ve okul boykotuyla tam bir halk ayaklanması yaşandı. Newroz’u kutlamak üzere Cizre sokaklarına, köylerden şehir merkezine akın eden kitle, lastikler yakarak ilçenin her yerini Newroz ateşiyle aydınlatıyordu. Cizre’de sokakları dolduran kitle ile başa çıkamayan devlet, çevre il ve ilçelerden de takviye birlikler çağırdı. 21 Mart gecesi Cizre’yi çevreleyen tüm tepelerden Newroz ateşleri yükselmeye başladı. Ve artık Newroz kendisiyle özdeşleşen “serhildanların” simgesi olmaya başladı.
Newroz ateşine kan döküldü
Gelişen “Serhildan” süreciyle birlikte 91 yılına gelindiğinde ise Nusaybin’den İstanbul, Adana’ya, Ağrı, Mardin Cizre, Kulp, Hani ve Amed’de kadar binlerce kişi Newroz kutlamaları için sokaklara döküldü. Nusaybin’de Kışla Mahallesi’nde bulunan ilçe mezarlığına giderek, yaşamını yitiren PKK’lilerin mezarlarını ziyaret ettikten sonra binlerce kişi “Bijî Newroz”, “Bijî PKK” sloganları atarak ilçe merkezine doğru yürüyüşe geçti. Ancak ilçe girişinde kitleye polis ateş açtı. Bunun üzerine kitle polisi taş yağmuruna tuttu. 4 çocuk kurşunlarla yaralanırken bir kişi hayatını kaybetti. Akşam saatlerinde ise tüm mahallelerde ateşler yakılarak, Newroz kutlandı.
Cizre’de yapılan kutlamalara 16 bin kişi katılırken İstanbul, Ağrı, Mardin, Adana, Kulp, Hani ve Amed’de (Diyarbakır) binlerce kişi Newroz kutlamalarına katıldı. Kutlamaların bilançosu ise Newroz ateşine kan döküldüğünün göstergesiydi: 31 kişi yaşamını yitirdi.

Katliamları aratmayan 92 Newroz’u

92 yılına gelindiğinde ise önceki yıllardaki Newroz kutlamalarında yaşanılanların tekrarlanmaması için Meclis Başkan Vekili ve SHP Diyarbakır Milletvekili Fehmi Işıklar başkanlığındaki HEP’li milletvekillerinin de arasında bulunduğu bir heyet, Başbakan Demirel’i ziyaret ederek, gerekli tedbirlerin alınmasını istedi. Ziyaretin ardından Demirel basına bir açıklama yaparak, “Newroz’u herkes serbestçe, hukuk kuralları içinde kalarak, provokasyona ve tahriklere kapılmadan, kutlayacak” dedi. Demirel’in açıklamasının ardından Kürt halkını “ulusal bayram” olarak gördükleri Newroz’un serbestçe kutlayabilmenin büyük coşkusu yaşandı.
PKK’de halka Newroz’u kutlamak için alanları doldurma çağrısı yaptı. Ancak 92 Newroz’u Demirel’in açıklamalarının tam tersine katliamları aratmayan bilanço ve görüntülerle zihinlere kazındı. “Serbestçe kutlanabilecek” açıklamasının yapılmasına rağmen devlet şiddetiyle kanların döküldüğü 92 Newroz’undaki olaylar ilk olarak Batman’ın Gercüş ilçesinde 20 Mart akşamı Newroz’u kutlamak üzere ateş yakan yurttaşların üzerine polislerce ateş açılmasının ardından 2 kişinin yaşamını yitirmesiyle başladı.

Şırnak’ın sokaklarında ölüm

Êlîh’in (Batman) ardından Newroz ateşinin aydınlığına kanların döküldüğü kutlamaları Şırnak ve Cizre’deki katliam görüntüleri takip etti. Şırnak’ta halkın yaygın ve etkili Newroz kutlaması yapacağı duyumunu alan devlet, kutlamaları önlemek için “tüm resmi daireler PKK tarafından kuşatıldı” açıklamasını yaptı. Açıklamanın ardından 21 Mart akşamı başlayan bomba ve silah sesleri Şırnak sokaklarında sabah saatlerinde kadar sürdü. Gün aydınlanmaya başladığında karanlığı parçalayan silah seslerinin eseri tüm evlerin duvarlarında görünüyordu. Kentte taranmadık ev kalmamıştı. Kentin dışarıyla olan bağlantısı kesilmiş, kurşunlar düştüğü yerde ölümün soğuk izlerini bırakmaya başlamıştı.
24 Mart günü devlet tarafından halka “evden çıkmaları, şehir stadında toplanmaları, aksi halde evlerinin taranacağı” bildirildi. Şırnak’taki görüntülerin bir benzerinin yaşandığı yer ise Cizre idi. İlçede 21 Mart günü gerçekleşen saldırıya polis saldırdı. Polisin saldırısıyla savaş alanına dönen Cizre’de çatışmalar neredeyse ilçenin tüm sokaklarına yayılarak devam etti. Aynı saatlerde Nusaybin’ndeki kutlama haberlerinden de ölüm haberleri geliyordu. 23 Mart gününe gelindiğin ilçedeki çatışmalar şiddetlenmiş, aynı gün Newroz kutlamalarını takip etmek amacıyla ilçede olan gazetecilerin kaldığı otelde kurşunlandı. Zırhlı araçtan açılan ateş sonucu Sabah gazetesi muhabiri İzzet Kezer hayatını kaybetti.
Şırnak ve Cizre’de günlerce devam eden çatışmaların ardından 100’ü aşkın kişi yaşamını yitirdi. Yetkililere göre, ölenlerin çoğu PKK üyesiydi, Ancak, silahların ölüm kustuğu olaylarda yaşamını yitiren 5 yaşındaki Hatice Katar, 9 yaşındaki Mehdi Güngen, 70 yaşındaki Ramazan Bayer ve Halil Babek, 65 yaşındaki Nebahat Kakuç’un ne zaman PKK’ye üye oldukları öğrenilemedi. Aynı şekilde İdil, Kulp, Adana gibi yerleşim yerlerinde yapılan Newroz kutlamaları da olaylı geçmişti.

Ateşkese rağmen yasaklar...

Körfez Savaşı’ın ardından ortaya çıkan durumlar, Özal’ı Kürt sorunu dair farklı çözüm seçeneklerine yönlendirilmiş ve PKK ile kurulan dolaylı diyalog sürecinin ardından PKK 93 Newroz’u öncesinde tek taraflı ateşkes ilan etti. Ancak ateşkesle girilen 93 Newroz’una yine devlet tarafından yasaklamalar damgasını vurdu. 19 Mart akşamı Cizre’de korucu evleri ve MİT binasından, halkın üzerine kurşunlar yağdı. Newroz’un bir daha kanlı geçtiği Cizre’deki gelişmeleri yerinde takip etmek amacıyla bulunan HEP milletvekillerinin de içerisinde bulunduğu kalabalığın üzerine polis panzerleri sürüldü. Adana’daki Newroz kutlamalarında ise polisler, 21 Mart sabahı Dağlıoğlu, Barbaros, Hürriyet ve Yenibey mahallelerinde Newroz’u kutlamak için biraraya gelmeye çalışan, çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan kitleye saldırdı. Yer yer göstericilere ateş de edilen saldırıların ardında sokağa çıkma yasağı ilan edilirken, Ramazan Çetin ve Nezir Kurt isimli 2 kişi yaşamını yitirdi.
Kürt siyasetçilerin 2 Mart darbesiyle tutuklandığı 94 yılında Newroz kutlamaları önceki yıllara göre az da olsa yine çatışmalarla geçti. Kentlerde yoğun önlemler alan polis ve askerlere rağmen halk sağduyulu bir şekilde Newroz’u kutladı. Batı illerinde yapılan kutlamalarda ise yine polis saldırılarının olduğu kutlamalarda yüzlerce kişi gözaltına alındı, onlarca kişi de yaralandı. Diyarbakır’ın Bağlar, Şehitlik ve Melikahmet semtlerindeki dükkânlar 21 Mart günü öğle saatlerine kadar kapalı kaldı. İstanbul’un İncirli, Merter ve Sarıgazi semtlerinde gösteriler yapıldı. Demokrasi Partisi (DEP) ise çeşitli illerde kapalı salon toplantıları düzenledi. 1995’teki Newroz kutlamalarında da daha önceki yıllara benzer gergin bir atmosferde girildi. Birçok kentte küçük çaplı kutlamalar yapıldı. Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı Türkiye metropollerindeki birçok semtte biraraya gelen yurttaşlar, ateşler yakarak, halaylar çekti. Bazı yerlerde polisin müdahale ettiği kutlamalarda yine yüzlerce kişi gözaltına alındı. Adana, Mersin, İstanbul ve Ankara’da ise Newroz salonlarda gerçekleşen etkinlikle kutlandı.

DİHA/AMED