Recep Tayyip Erdoğan, AKP’nin hükümet olmasıyla birilikte, iktidar olabilmek için her kılığa, renge bürünmekten hiçbir zaman kaçınmadı ve herhangi bir etik değer yargısına bağlı kalmadı. Şu ana kadar da, iktidarda bu haliyle kalmayı başardı. Bir dönem daha aynı güçle otorite olmak için Erdoğan ve AKP, tüm devlet, hükümet, parti, para, ilişki seferberliğiyle çabalıyorlar. “Toplu açılış” adı altında Erdoğan ve halen ilişkisini kesmediği, AKP ve Başbakan Davutoğlu meydanlarda dolaşıyorlar. 

Cumhurbaşkanlığını, başkanlığa dönüştürmek için Davutoğlu’ndan önce Erdoğan meydanlara indi, 400 vekil istedi. Aslında bu dahi nihai hedeflerinin en bariz göstergesidir. Erdoğan’ın amacı başkanlık adındaki monarşiyi getirmektir. “Türk tipi başkanlık” özünde AKP-Erdoğan tipi başkanlıktır. Çünkü monarşi, tek kişinin buyuruculuğuyla devlet yönetimidir. Erdoğan da monark olmak istiyor. Tekliğe dayalı tüm devlet kurum ve kuruluşlar monarkın iki dudağına bakacak ve hizaya girecek.

Daha başkan olmadan kendisine onca ilahi yakıştırma yapılmasından rahatsız olmuyor ve hatta bu yakıştırmalardan haz duyuyor, yakıştırmayı yapanları da ödüllendirerek ne kadar “ulvi”, “hoşgörülü”, “ilahi” biri olduğunu nazikçe göstermekten kaçınmıyor. Kendisine karşı tepkisiz kılmayı istiyor. Kendi yandaşlarının, yalakacılarının tüm yaptıklarını, hırsızlık ve vurgunculuğa “ülke yararı” “vatanseverlik” adına fazilet tacı kazandırırken, karşı ses çıkaranları ise günahkar, suçlu, paralelci, Gezici ilan edip emrindeki devlet kuruluşlarıyla, maliyeciler, polis, mahkemelerle yüz yüze bırakıyor. On lobutlu bowling oyunu gibi tüm lobutları tek topla devirme hesabıdır bu. 

Olasılıklar ve olanaksızlıkları hesaplamaya çalışan Erdoğan ve AKP’liler geleceği garantilemek için her diktatörün yaptığını yaparak, “güvenlik paketi” çıkardılar. Şu aralar dillerinden düşürmedikleri “sandık”, “millet” feryat-figanlarını bir kenara itip, sandıkta çıkan üniversite rektörlerini veto ediyor, kendi elemanlarını yerleştiriyor. Oysa düne kadar bu atamalara kendileri karşıydılar. 

Erdoğan’ın başkanlık sistemi Türkiye’de kavramsal açıdan çok zor politik açıdan ise kavgalıdır. Onun getirmek istediği sistem tek adamlıktır. İddia edildiğinin aksine sorunları çözmez, yoğunlaştırır, karmaşık, içinden çıkılmaz hale getirir. Erdoğan’ın zihniyeti sorunlu bir zihniyettir, ancak sorun yaratır. Daha şimdiden kendi sarayında gölge kabine sahibi, örtülü ödenek/bütçe sahibi ve güvenlik paketiyle de bunu perçinliyor, Muhalefeti etkisizleştirip siyaseti, sandığı marjinalleştirerek, bunun yerine kendisine bağlı vali, kaymakam, emniyet müdürü atayıp her şeye tepeden hükmetme sevdasında.

Erdoğan Kemalist sistem ile Ergenekon, balyoz üzerinden de uzlaşarak başkanlık sistemiyle TC devletini kendinde kişileştirmek istiyor. Dikkat edilirse, 2002 öncesine eklemeler yaparak dönüştürüyor. Bunu önceleri gizliyebiliyordu ama artık mızrak çuvala sığmıyor. Monarşi istemi zora girdi ama vazgeçemiyor da.


Tekirdağ 1 nolu F Tipi Cezaevi