Pazar günü Başkent Berlin’de BDP ile dayanışma gecesi yapıldı.

“Barış” süreci sonrası ilk gece.
Beklenen konuk, Başkent Diyarbekir Milletvekili ve BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş.
Geceye gelen kitle ve programı izliyorum.
70’li yılların siyasi gecelerini hatırladım.
Aşırı nostaljik.
Gençler “govend”e kalktılar. Sayıları ikiyüze yakın.
Binanın tabanının tahta olmadığını biliyor, beton zeminden hınç çıkarırcasına oynuyorlar.
Bir bilinmeyene doğru mu gidiyoruz sorusuna daha sonra Demirtaş’dan yanıt gelecek.
Ancak o ana kadar sabırsız yürekler, yığınca sorunun cevabını aradıklarını, tükenmeyen enerjilerini, sonu bitmeyen “govend” turlarındaki, ahenkli hareketliliğe aktarıyorlar.
Bu da bir başlangıç; diğerleri gibi heyecanlı.
Bunlarda hala cevabı verilmemiş sorular var; kütlelerin meraklı arayışına start veren de bu ya.
Gece’nin ilk konuşmacısı, Berlin Eyalet Parlamentosu eski Başkanı Walter Momper. Kendisi ve Alman Sosyal Demokratları adına görüş belirttiğine vurgu yapıyor.
Almanya’nın “ebedi müttefiği” Türkiye’nin Avrupa standartlarına uyarak, Kürtler’e kültürel haklarını ve otonomi vermesi gerektiğinin altını çiziyor.
Momper’in konuştuğu sahnenin arka planında Öcalan’ın posteri var.
21 Mart’da Diyarbekir Newroz’unda silahlı mücadeleye nokta koyan çağrıyı desteklediklerini beyan ediyor. Momper’in çevirisi yapılmayan Almanca konuşması, alkışlar eşliğinde ilgiyle dinleniyor. Bu konuşmadan sonra salondakileri izliyorum; merak içerisindeyim…
33 yıldır tanıştığımız, üç evladını devrime uğurlayan o vakur bakışlı, bağımsızlık ve kurtuluş için yolda olan, değerli dostuma ulaşıyorum.
Son gelişmelerle ilgili neler düşünüyor?
“Yüzde seksen iyi değil” diyor.
Daha ince bir teraziye vurmasını diliyorum.
Sonra yüzde altmışa iniyor.
Bu kez ben vereceği cevabı merak ediyorum.
“Türk Devleti, Yunan, Bulgar, Rus, Ermeni ve daha birçok devlet ile savaştı, ancak hiçbiriyle barış masasına oturmadı”.
Ona göre bu, rizikoyu yüzde altmışa indirmiş oluyor.
Gülerek konuşmasına devam ediyor.
İsrail 7,5 milyon. Kürdistan 40 milyon.
Kürdistan demografik açıdan 5 İsrail eder. Sonra, Kürdistan’ın nüfusunun 5 Yunanistan’a denk geldiğini anlatıyor.
Sonra Kürtler’in çokşey kazandığını ve Türk Devleti’nin statik dengesinin Kürtler tarafından bozulduğuna işaret ediyor. “Kanayan Kürt yarası deveti içten kemirdi, bu da Kürdistan kartını güçlendirdi”.
Kürdistan ayrı. Kürdistan’da gelecek Türk Devleti’nin olmayacak!
Türkiye’de Devlet’in ezilen Kürtler’in haklı mücadelesi karşısında başarı şansının olmadığını belirtiyor. Kürtler, işgalde direnen Türkiye’ye karşı direndiler ve sonunda barış için yola çıkarak bu günlere geldiler…
Ve sonra beklenen an geldi:
Sahnede Demirtaş. Kitle onu, yetişen yeni politik jenerasyonun parlayan yıldızı gibi karşıladı.
Ve hemen akabinde, Başkent Berlin’de ulaşılması imkansız o ada ve çıkılması zor o dağın elçisi gibi kutlandı.