Son bir aydır, firardan bu yana, Amed D Tipi zindanında, şuan yürürlükte olan F, T, M, L cezaevi yönetmeliklerinden hangisine geçiş yaptık bilmiyoruz. Bildiğimiz şey, burada çok tipsiz uygulamalar ile karşı karşıya olduğumuz. ABD’deki ultra güvenlik cezaevleri olan Supermax sistemi, Fransa’daki meşhur La Sante hapishanesinin o "sağlıksız" işleyişini ve İsraillerin Ktziot zindan uygulamalarını alın birleştirin. Ortaya karışık yepyeni bir cezaevi uygulaması düşünün. Amed’deki durum özetle bu!
Biraz detaylandırmak gerekirse;
3 hafta içinde 7 – 8 sürgün dalgası oldu. Şimdilik gönderilen arkadaş sayısı 120 kadar. Tam sürgün değil, "insan kaçırma" demek daha doğru olur. "İfade vermen gerek.", "Revire çık", "Avukat geldi" denilip soluğu Edirne, Rize, Gümüşhane, Erzincan, İzmir, Ankara, Osmaniye’de aldı arkadaşlar. Eşyaları hala onlara teslim edilmiş değil. 3 gün ya da 7 gün yol götürülen var. Hepsi ring ile ve bu yolculuklarda işkencelere maruz kaldılar, kalıyorlar. Gırla hakaret, dayakla yetinmeyip gidilen yerlerde çırılçıplak soyunmaları isteniyor. Nereye götürüldüklerini bilmiyoruz, ailelere de söylenmiyor. Açlık grevinde olan 10 arkadaşın sabahın beşinde ifade adı altında kaçırılması ve Trabzon’a götürülüp dayak atıldıktan sonra illere dağıtılmaları ne demektir, ne demeli? Gönderdikleri fakslarda durumu anlatmışlar… Dövülerek el – kolları kırılan arkadaşları var.
Sürgün ve onun yıldırma politikalarından korkan yok, sevk adı altında onursuzca dayatmalar ve hasta arkadaşlara yaşatılanları kabul etmiyoruz. Ağır hasta, kanser olan pek çok arkadaşımız tek başına bırakıldı, kendine bakamıyor. Temizlik araç – gereçleri de alındığı için hijyensiz ortamdalar. Bir aydır maruz kaldığımız durumun artık firar ile ilgisi yok. Süregiden savaşın farklı bir yansıması, Kürtleri cezalandırma pratiğinin ucuz neo – liberal kaçkınlığı.
İkinci bir husus içerideki disiplin – denetim uygulamalarına dairdir. Normalde aylık gelen arama her hafta geliyor. Günde iki kez geldiği de oldu. Arama diyorum ama değil, tam anlamıyla "talan" … Her şeye el konuldu. Buradaki kantinden satın aldığımız her şey geri alınıp çöpe atıldı. Nevresimlerimiz, yastıklarımız, tabak – kaşık, kalem defter, elektrik prizi, semaver, poşetler, çamaşır ipleri, masa- sandalye, giyim eşyaları, radyo, takvim, boş kova, küçük makas ve daha aklıma gelmeyen onlarca şey alındı. Şimdi biz ve boş oda – duvarlar birbirimize bakıyoruz.
Geri istedik, tüm taleplerimiz reddedildi. Şuan tüm hukuki haklarımız askıda. Her adımda üst arama, arkadaşlar ile tamamen koparılmış iletişim ve daha garip pek çok gerekçeler. Zindan gardiyan dolmaya başladı. Daha önce tek kişi sayıma gelirken şimdi küçücük odalarımıza art arda askeri disiplin ile 7 – 8 gardiyan giriyor. Akşam yemekleri gündüz 3’te veriliyor. Bu saatte ye deniyor. Yemeği ısıtacak bir şey yok. Hasta olan arkadaşlar için terbiye bile edemiyoruz.
Tüm çalışanlar, özellikle gardiyanlar, sindirilmiş. İşten atma ile tehdit ediliyorlar, sürgün edileceğiz diyorlar. Alarm, kameralar vs. gözetim politikaları arttırıldı. Daha vahim bir durum söyleyeyim: Kardeşlerin görüş günü bile ayrıldı. Kardeş, akraba olan arkadaşların aynı gün görüşe çıkarılmamasına ne denilebilir, nasıl izah edersiniz?
Tüm bunlar olurken ve hukuki yollardan, doğal haklarımız çerçevesindeki tüm taleplerimiz yok sayılırken; elbet bunlara sessiz kalınıyor sanılmasın. Buradaki komünal ruh, örgütlülük dağıtılmak isteniyor. Bilerek kışkırtılıyor, provokasyona zemin hazırlanmak isteniyor. Özellikle bu konuda çok dikkatli tüm arkadaşlar. Bundan ötürü sürekli diyalog talep ediliyor. Fakat diyaloğa cevap, denetim – disiplin aygıtları ile duyumsal yoksunluk alanını daha genişletmek oluyor.
Zindan alanında genel tahammül sınırlarına gelindiğini gözlemlemek mümkün. Buradaki faaliyetler başlamaz, durum normale dönmez, onursuzluk dayatmaları biraz daha sürerse istenmeyen sonuçların, durumların yaşanacağını söylemek de mümkün.
Zindanlara yönelimin her tarafta yoğunlaştığı şu süreçte, hayata geçirilmek istenen politikaların tırmanan savaş ile eşdeğer yürütülen bir savaş olduğunun altını çizmekte fayda var.
Tüm direnenlere selam ederekten…