• İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, gözaltına alınan Çetin Açik'in uğradığı polis şiddetine ilişkin Adli Tıp Kurumu'nun (ATK) “hayat fonksiyonlarını ağır derece etkilediği" raporuna rağmen polisler hakkında “kovuşturmaya yer yok” kararı verdi.

 

İstanbul'un Çekmeköy ilçesi Aydınlar Mahallesi’nde 8 Aralık 2025’te bir eve özel harekat polisleri eşliğinde yapılan “uyuşturucu” baskınında çıkan çatışmada polis Emre Albayrak ile ev sahibi Ramazan Açik hayatını kaybetti. Baskın sonrası Ramazan Açik’in kardeşi Çetin Açik, annesi Bedriye Açik, babası Cemal Açik ve eşi Rabia Açik gözaltına alınıp tutuklandı. Aile fertlerinin işkenceye maruz kaldıkları belirtilirken, Çetin Açik’in işkenceye uğradığı ve özel hareket polislerinin kafasına basarak fotoğraf çektirildiği Mezopotamya Ajansı tarafından ortaya çıkarıldı. Açik ailesi hakkında “uyuşturucu ticareti” iddiasıyla dava açıldı. İstanbul Anadolu Adliyesi 4. Ağır Ceza Mahkemesi görülen davada, Ramazan Açik’in annesi Bedriye Açik, babası Cemal Açik ve eşi Rabia Açik beraat ederken, Çetin Açik'e aynı iddiayla 10 yıl hapis cezası verildi.

Aile avukatı Eren Keskin, özel hareket polisleri hakkında Çetin Açik’e işkence uyguladıkları gerekçesiyle İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu. Başsavcılık yapılan başvuruya 4 Eylül'de  “kovuşturmaya yer yok” kararı verdi. Üç sayfalık kararda, müşteki Açik’e dair bir paragraflık gerekçe konuldu. Kararda, çok sayıda polisin katıldığı operasyonda Açik’in “kaçmaya teşebbüs ettiği” iddia edilerek, işkence izlerine ve kafasına basılma fotoğraflarına rağmen polislerin “yaralama kastıyla hareket etmedikleri” öne sürüldü.

İtiraz edildi

Eren Keskin, “kovuşturmaya yer yok” kararına karşın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına itirazda bulundu. Yapılan başvuruda, uyuşturucu ihbarının “yalan” olduğu iddia edilirken, dosyaya ilişkin verilen “gizlilik” kararına işaret edildi. Başvuruda, Ramazan Açik’in yaşamını yitirmesinin ardından Açik’in evinin bulunduğu üst kata polislerin çıktığı belirtilerek, burada polislerin Açik’i ters kelepçeledikleri, kafasına uzun namlulu silahlarla vuruldukları, dirseğini kırdıkları, gözlerini kapatarak tırnaklarını çektirdikleri ve bilincini kaybedene kadar “işkence” uyguladıkları belirtildi.  

ATK raporu 

Açik’in üç gün Sultanbeyli Devlet Hastanesi yoğun bakımında kaldığı ifade edilen başvuruda, Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) 21 Temmuz tarihli raporuna değinilerek, “Vücuttaki kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisi hafif (1), orta (2-3) ve ağır (4-5-6) olarak sınıflandırıldığında ve birden fazla kırık olması nedeniyle skorlama yapılarak şahısta saptanan kırıkların müştereken hayat fonksiyonlarını ağır (4) derecede etkileyecek nitelikte olduğu kanaatini bildirir rapordur” maddesine işaret edildi. ATK raporuyla “işkencenin” belirlendiği ifade edilen başvuruda, işkencenin Türk Ceza Kanunu (TCK), Anayasa, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nce (AİHM) yasaklandığı vurgulandı.

Devam talebi

“Kovuşturmaya yer yok” kararının “kaçma şüphesi” üzerinden değerlendirildiği belirtilen başvuruda, “kaçma durumunun söz konusu olamayacağı” ifade edilerek, başsavcılığın işkencenin “üzerini kapatmaya çalıştığının” altı çizildi. “Ceza sorumluluğu şahsidir” ilkesi hatırlatılan başvuruda, “Söz konusu ‘kovuşturmaya yer olmadığı’ kararı açıkça işkenceye meşruluk tanıyan, suçun şahsiliği ilkesini hiçe sayan, TCK’nin 94’üncü maddesini tamamen ihlal eden bir bakış açısıyla Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 3’üncü maddesini yok sayan bir bakış açısıyla verilmiş bir karardır” denilerek, kararın kaldırılması ve soruşturmanın devam edilmesi talep edildi. İSTANBUL