• İki çocuğunu şehit veren Bêzar Bingöl: "Bu kadar güzel çocuklarımızı kaybettik. Her Kürt’ün, bu gençlerin neden savaştığını, canlarını ortaya koyduğunu bilmesi gerekiyor.
  • Bunun için de herkesin elini taşın altına koyarak, yüksek sesle barış talebini dile getirmesi gerekiyor. Ben çocuklarımla gurur ve onur duyuyorum. Başım diktir. Onların yolundan dönmem.
  • Şehit Leyla, şehit Welat asla kimsenin kalbini kırmazlardı. O kadar anlayışlı, nazik ve düşünceliydiler. Çocuklarım, ‘Biz Apo’nun yolundan gideceğiz’ dediler ve öyle yaptılar." 

 

Oğlunu, kızını, yeğenini ve bir yakınını yitiren Bêzar Bingöl, “Artık hep birlikte onurlu bir barış yaratalım” dedi. 

Kürtler, Türk devletinin inkar, imha ve asimilasyon politikalarına karşı her zaman direniş ve mücadele içinde oldu. Bu mücadele hattında kimi çocuklarını, kimi anne babasını, kimileri ise birçok yakınını kaybetti. Bu ailelerden Bingöl ailesi, 1994'te Mûş’un Kop (Bulanık) ilçesine bağlı Şîlana (Atmaca) köyünün yakılması nedeniyle önce ilçe merkezine, ardından da süren baskılar nedeniyle aynı yıl içerisinde İstanbul’a göç etmek zorunda kaldı. 

Dört kişi PKK'ye katıldı

Bêzar Bingöl'ün önce oğlu Sedat Bingöl (Welat Zîlan) 9 Temmuz 2012’de gerillaya katıldı, 26 Mart 2018’de Dêrsim’de şehit düştü. Oğlundan sonra kızı Leyla Bingöl (Zîlan Garzan) 2012’de katılım yaptı ve 7 Kasım 2023’te Kobanê’de şehadete ulaştı. Kız kardeşinin oğlu Hamza Demir (Dewran Kop) de 2012'de gerilla saflarına dahil oldu, 2015’te şehit düştü. Kayınının oğlu Kasım Bingöl (Baran Serhat) 2012’de katılım yaparak 2014’te yaşanan bir çatışmada şehitler kervanına katıldı.

MA'dan Roza Arpa'ya konuşan Bêzar Bingöl, köyde yaşadıkları süreçte koruculuk dayatmasıyla karşılaştıklarını, köylerinin yakıldığını, işkence yapıldığını; bunun üzerine önce Kop'a, sonra İstanbul'a göç etmek zorunda bırakıldıklarını söyledi. Bingöl, "İstanbul’a geldiğimizde çocuklarım tamamen Hareket'in içine girdiler. Çalışmalarda yer aldılar. Çocuklarıma neden diye sorduğumda, ‘Biz yolumuzu seçmişiz, yolumuz Apo’nun yoludur, yolumuz Önderliğin yoludur. Köyümüz yakıldı, yerimizden göç ettirildik, hakaret ve işkenceler gördük ne yapalım’ diyorlardı” ifadelerini kullandı. 

Sedat'ın kravatı duruyor

Önce oğlu Sedat Bingöl’ü anlatan Bêzar Bingöl, şöyle devam etti: “O (Sedat Bingöl) gittiğinde kimse benden ayrılıp gideceğine inanmıyordu. ‘Welat annesi olmadan idare edemez’ diyorlardı. Beni çok seviyordu, çok bağlıydı. Gittiği zaman okul kravatını, kalemini, silgisini, defterlerini hepsini buraya bırakmıştı. Şehit Welat’ın kendi elleriyle bağladığı kravatını hâlâ saklıyorum.

Leyla ellerimizi öpüp gitti

Şehid Leyla da öyleydi. Her daim partinin ve mücadelenin içindeydi. Bazen, ‘Leyla, Welat gitti sen de gitme. Çok acı çektik’ derdim. Leyla da ‘Senin bu yaşadığımız dertleri hiçbir zaman unutmaman lazım, ne yaparsak yapalım 'siz bilirsiniz' demelisiniz’ derdi. Gerçekten de öyle oldu. Bir gün arkadaşı ile birlikte eve geldiler. Gideceğini söyledi. Bana ‘Anne, Welat gittiğinde sen çok ağladın, keşke Welat giderken benimle vedalaşsaydı diyorsun hep, bak ben geldim seninle vedalaşarak gidiyorum. Senin bana 'xatirê te' demen lazım, çünkü ben yolumu seçtim benim yolum Apo’nun yoludur’ dedi. Sonra benim ve babasının ellerini öptü, Dilan’ın (kardeşi) alnından öperek, ‘Anne ve babama iyi bak’ dedi. Leyla ve arkadaşı o gün bizimle vedalaşarak gitti.

Hamza da aynı yıl katıldı

Kaynımın oğlu Hamza da çocuklarımla aynı yıl katıldı. Zaten o da benim oğlum gibiydi, çünkü ben baktım, büyüttüm onu. Kız kardeşimin oğlu şehit Hamza da yine aynı yıl katılım yaptı. O da Rojava’da şehit düştü. O kadar çok şey yaşadık ki bilemezsiniz ama artık hiç kimsenin bunu yaşamasını istemiyoruz. Artık bir barış olsun.”

Kimsenin kalbini kırmazlardı

Bu kadar güzel çocuklarımızı, gençlerimizi kaybettik. Her Kürt’ün, bu gençlerin ve insanların neden savaştığını neden canlarını ortaya koyduğunu bilmesi gerekiyor. Bunun için de herkesin elini taşın altına koyarak, yüksek sesle barış talebini dile getirmesi gerekiyor. Ben çocuklarımla gurur ve onur duyuyorum. Başım diktir. Ben de ömrüm ve kanımın son damlasına kalana kadar çocuklarımın yolundan geri dönmem. Ben çocuklarımın anılarıyla yaşıyorum. Şehit Leyla ve şehit Welat asla kimsenin kalbini kırmazlardı. O kadar anlayışlı, nazik ve düşünceliydiler. Çocuklarım, ‘Biz Apo’nun yolundan gideceğiz’ dediler ve öyle yaptılar. 

Büyük dedeleri katledilmişti

Benim kaynanamın babası, Hareket'ten çok önce devlet tarafından katledildi. Kaynanam da evin içinde hep, ‘Lawo lawo ben babamı göremedim, benim babamı devlet köyün aşağısında götürüp işkenceyle katlettiler’ diyordu. Çocuklarım da daha küçüktü, ‘Tamam nene biz bir gün senin babanın intikamını alacağız’ derlerdi. Çocuklarım, dedelerinin intikamını aldı.

Onurlu bir barış yaratalım

Silahlarını yakarak bu barışı yaratan bütün kahramanların gözlerinden öperim, hepsine 'serkeftin' oileyen Bêzar Bingöl, şunları söyledi: "Artık hepimiz tek ağızdan barış diyerek onurlu bir barış yaratalım. Çok şükür bizi bu günlere getiren kahramanlara ve Önder Apo’ya. Şehitlerimizin verdiği mücadele ve direniş sayesinde inşallah barış olacak. Önderlik iki yıldır bu süreci devam ettiriyor. Bu iki yıl içinde adım atmayan bir devlet de var. Cezaevlerinin kapısını dahi açmadı. Gözümüz cezaevinin yollarında. Artık biz de haklarımıza kavuşalım. Benim üç oğlum da şu an Avrupa’da sürgündedir. Burada tüm derdimizi anlatmaya kalksak bitmez ama bütün bunlara rağmen barışta ısrar ediyoruz.” İSTANBUL