Dağlarla kucaklanan insanlığın kadim yurdu. Güneşin kızıl sofrasında payına zulüm düşen, coğrafyanın cehennemin de cennetten bir esinti gibi olan ülke
Bu coğrafyada hiç bir olay ve olgu hayatın olan akışı içinde oluşmaz tesadüflere yer yoktur yaşanan ve yaşancak olan her şey sanki coğrafyanın gizli tarihinden süzülerek akmakta. Geçmişin gölgesi hep geleceğin üstünde olur.
Hem kaderci hem de kadere meydan okuyan muazzam bir bilgelik diyarı. Bu bilgelikten mahrum bırakılan yaşam, karanlıkta yolunu yitirmiş derviş misali ışığını aramakta.
Kürtlüğün hem ana yurdu hem de sürgün diyarı, Kürt kimliğinin oluştuğu aynı zamanda bilincinin silindiği yerdir.
Ortadoğu'da yaşam hiç bir zaman kutsallığın ve lanetin ikileminde kendini kurtaramamıştır. Bu diyalektik Kürtlerde ise mutlak bir kadermiş gibi yaşanır.
Tarih boyunca Başûr Kürdistan sömürgeciliğe karşı başkaldırının ana mekanı olmuş, Kürdistanî direniş kültürünün oluşumunda önemli bir rol oynamıştır. Ancak aynı zamanda Kürtlüğün başına bela olan tarihsel ihanetin lanetin güncelliğini hiç yitirmediği toprak parçası olma özelliğini de kaybetmemiştir.
Başta Türk ve İran ulus devletleri olmak üzere bütün sömürgeciler Kürtlerdeki bu ikilemden yaralanarak ideolojik amaçlarını sömürgeci politikalarını Kürdistan'da hayata geçirmekteler. Başûr'daki siyasal otoritenin (KDP) duruşu bir ulusun varolma ve özgür yaşama mücadelesinin tasfiyesi için 'Truva Atı' olmayı kabullenmekten öteye geçmemektedir.
Bazen bu politika öyle bir aşamaya geliyor ki düşmanın zindanından korkunç işkencelerinden kaçan yoksul Kürt'ün elini kolunu bağlayarak düşmanın dar ağacına teslim edecek kadar yurtseverlikten vazgeçiyor, düşkünleşebiliyor.
Aynı çizgi içte de Başûr toplumuna karşı her türlü kirli politikayı uygulayarak toplumunun toplumcu yapısı çürütülmektedir.
Bir anlamda toplumun zihniyet ve ahlaki değerleriyle oynayarak, toplumu hafızasız belleksiz içi boş bir olguya dönüştürmektedir. Öz güveni kırılmış iktidarın politikalarına teslim olunmuş özgürlük bilincinden, ütopyasından ve hayallerinden kopmuş bir toplumsal yapı ve kişilik oluşturulmak istenmektedir. Bu anlamda Başûr halkı tarihine toplumcu değerlerine direniş kültürüne, derin yurtseverlik bilincine yabancılaştırılarak yozlaştırılmaktadır.
Başûr toplumunda ciddi bir sosyolojik ve psikolojik bunalım yaşamaktadır.
Toplumun yüz yıldır karşısında savaştığı ulus devletin zora, baskıya, korkuya, açlığa dayalı politikalarının bölgesel yönetimin siyasal kültüründe ve düzeninde kendini en geri biçimde ifade ediyor olması halkı müthiş bir çaresizlik duygusuna itmektedir iktidar gücüne dayalı zenginleşme, aile çıkarlarına dayalı ekonomik düzen, eşit ve adaletli olmayan hukuk düzeni güçlünün yanında duran yönetim anlayışı yaşamın her safhasında kendini hissetirmektedir.
Her hangi bir ilin ilçenin sokağında yürürseniz bunu görürsünüz. Başûr sokaklarında bataklıktan beslenen sazlıklar gibi büyüyen büyük gösterişli yapılar buna örnektir.
Kırsala dayalı üretim ve tüketimin neredeyse bitirilmesi bölgesel hükümetin birer memuru düzeyine indirgediği insanları açlıkla terbiye etmekte. Yaşamı maaşa bağlayarak toplumu adeta açlık dürtüsü dışında hiç bir şey düşünemez hale getirilmektedir.
Başûr'da yaşanan direniş ve katliamlar tek, tek tüm bireyleri, aileleri, köyleri, kasabaları, kentleri etkilemiş her evin duvarında bir peşmergenin resmi ve öyküsü direniş hikayesi asılmasına neden olmuştur.
Ancak şimdi Başûr toplumu yaşadığı acıları sorgulamakta duvarlarda asılı hikayelere konu olan kahramanlıklarından pişmanlık duyma noktasındadır. Gençliği tufandan kaçar gibi yurdundan, tarihinden, varlığından kaçmakta. Avrupa'ya sığınmanın telaşıyla yabancı sularda kaybolup gitmekte.
Bu anlamda toplumu adeta tarihselliğinden koparılmış gelecek umudunu kaybetmiş şimdiki ana sıkıştırılmış gibidir. Günlük yaşayan düşünsel zeminden koparılarak ana hapsolmuş bir yaşam biçimi oluşmakta. Toplumda yaşanan hayal kırıklıkları halkı nihilist bir boş vermişliğe kaydırmış politikaya politik zeminde mücadeleye inanılmaz bir inançsızlık gelişmesine neden olmuştur. Yaşamın her anı politik mücadele ve direnişlerele geçmiş bir halkın politikadan bu düzeyde uzaklaşması yönetim mekanizmasının toplum karşıtı uygulamaları ve iktidarcı anlayışının halkta yaratığı tepkinin sonucudur.
Yaşamın ana sıkıştırılmış haline kapitalist tüketim kültürünün bireyci anlayışı hakim kılınmakta. TV programları reklam dünyasına kadar toplum değerleri ve kültürüyle alakası olmayan bir kültür inşa edilmekte. Yine dizilerle Türk kültürü özendirilmekte üst kültür algısı yaratılarak bir değer haline getirilmektedir.
Başûr toplumunda her ne kadar yurtseverlik damarı köklü ve aktif olsa da örgütsel bir bilince ve demokratik mücadeleye yeterince dönüşmediğinden yaşanan siyasal, kirliliğe karşı ciddi bir refleks oluşmamaktadır. Bu sistemin değişmeyeceğini dair inanç toplumu kaderci, şikayetçi, umutsuz bir psikolojiye sürüklemektedir.
Yine toplumsal kültürün, aşiret aile bölgecilik gibi değerlerin demokratik nitelik kazanmamış olması mevcut yozlaşan yönetim anlayışına karşı köklü bir itirazın oluşumuna izin vermemektedir.
Bu sisteme muhalif olduğunu iddia eden siyasi parti ve oluşumların mevcut sorunlarla mücadele edecek ne bir programları ne iradeleri nede niyetleri vardır. Bu alan tamamıyla siyasal İslamcı örgütlere bırakılmış hepsi birer sosyal yardım kuruluşu gibi çalışarak toplumu kendi ideolojik çizgileri temelinde örgütlemektedirler.
Başûr'da mevcut siyasal iklimi aşacak halkın demokrasi ve özgürlük sorunu bağlamında sosyal ve ekonomik sorunlarına çözüm olcak yeni bir örgütlenmeye ihtiyaç vardır.
Kürt Özgürlük Hareketini bu anlamda önemli bir deneyime ve avantaja sahiptir. Ancak bu perspektifele mücadele eden Başûr'daki siyasal hareket mevcut birikimi demokratik kurumsallaşmaya yeterince dönüştürmektedir. Yaşanan toplumsal krize alternatif bir politika üretmede yetersiz kalmaktadır.
Siyasal parti bu zaaflarını aşarsa Başûr'da ciddi bir değişim yaratılabilir.
Yine siyasal birlik sorununda günceliğini koruyan ulusal birlik çalışması Başûr toplumunun yeniden inşası için önemli bir zemin oluşturmaktadır. Kürtlerin bugün yaşadığı paradigmasal değişim buna bağlı oluşan demokratik zihniyetin basur toplumuna yansıtılması değişim ve dönüşümde başat bir rol oynayacaktır. Başûr toplumunun yüreğini ve güvenini kazanan özgürlük hareketi bu maneviyatı bilinçli bir tercihe ve katılma dönüştürme şansına sahiptir.