Patnos L Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan ve açlık grevi eylemi sonrası dişleri çürüyen Hüseyin Aşkan tedavi edilmiyor.
Yemek, su ve yer gibi sorunlarla sürekli gündeme gelen Patnos L Tipi Kapalı Cezaevi’nde, tutuklular tedavi edilmiyor. 8 Aralık 2012’den bu yana ”örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek” iddiasıyla tutulan ve 18 yıl hapis ceza verilen Hüseyin Aşkan, yaşadığı sağlık sorunlarına rağmen tedavi edilmiyor. Cezaevi yönetiminin verdiği cezalar yüzünden iki aydır oğlunu görmeyen annesi Süheyla Aşkan, açlık grevi sonrası tüm dişleri çürüyen oğlunun sağlık durumundan endişeli olduğunu dile getirdi.
Hakkari Yenimahalle’de ikamet eden anne Aşkan, açlık grevi sonrası tüm dişleri karararak çürüyen oğlunun tedavi için defalarca başvurduğunu, ancak bir türlü hastaneye götürülmediğini söyledi. Aşkan, “Oğlum 8 yıldır cezaevinde bulunuyor. Açlık grevinden sonra bütün dişleri kararmaya ve çürümeye başladı. Sağlık durumunun her geçen gün daha da kötüye gittiğini belirtti. En az on defadır tedavi için başvurduğunu; ancak cezaevi yönetimi tarafından dilekçelerine olumlu cevap verilmediğini ve tedavisinin yapılmadığını belirtti” şeklinde anlattı.
Yemeklerden böcek çıkıyor
Cezaevinde yemek ve su sorununun sürdüğünü aktaran anne Aşkan, “5 kişilik yemeği 18 kişiyle paylaştıklarını, yemeklerin içinden böceklerin çıktığını söyledi. Hatta bu yemekten çıkan böcekleri yönetime bildirdikleri için kendilerine ceza verildiğini söyledi. Ayrıca sıcak su konusunda da büyük sıkıntıların olduğunu iletti” dedi.
Şişme monta hücre cezası
Türk cezaevlerindeki baskı giderek artıyor. Keyfi yasak ve cezalara işkence eşlik ediyor. Tutsakların kıyafetlerinden mektuplarına kadar müdahale ediliyor, uydurma gerekçelerle cezalara verilip tahliyeleri engelleniyor. Bayburt’ta üzerindeki mont bahane edilerek hücre cezasız verilen Berivan Bayındır, bir aydır hücrede ve tahliye edilmesi gerekirken rehin tutuluyor.
Bayburt M Tipi Kapalı Cezaevi, tutsaklara yönelik baskılarla gündemdeki yerini koruyor. Tahliye edilen tutsaklar ve yakınlarının verdiği bilgilere göre, tutsaklar çok zor koşullar altında yaşamlarını sürdürüyor. Görüş süreleri 35 dakikaya düşürüldü. Koğuş baskınları rutinleşti, bazen gece yarısı bile yapılıyor. Kış mevsimi olmasına rağmen tutsakların montlarına da müdahale ediliyor. Üzerindeki şişme mont için “yasak” denilerek hücre cezası verilen Berivan Bayındır, bir aydır tahliye edilmiyor.
Bayburt Cezaevi’nde Kürtçe şarkı söylemekten ayakta sayıma kadar her koşulda farklı bir gerekçeyle tutanak tutuluyor. Tahliye olan bir kadın tutsak, şunları anlattı: “Özel günlerde şarkılar söylüyorduk ama söylediğimiz şarkılar siyasi olmadığı zaman bile gardiyanlar mazgaldan bakıp isim alıyorlardı. Diğer günün sabahı bu isimlere ‘slogan atıp bağırdılar’ diyerek tutanak tutulmuş oluyordu. Orada nefes alsak tutanak tutuluyordu. Tutanaklarla verilen cezaların çoğu da hücre cezalarıydı. Bir tutsak hücreden çıkıyor, diğeri giriyordu. Özellikle açlık grevi sürecinde greve ilk girenler 4 ay boyunca hücrede kalmışlardı. Biz görüşlere çıktığımızda salona kadar 7 defa aramadan geçiriliyorduk. Ayakkabımız her şeyimiz alınıyordu.”
Darba itiraza da darp
Tarsus 1 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde, 21 Kasım 2019’da maruz kaldıkları hak ihlalleriyle ilgili cezaevi müdürüyle görüşen tutuklu Murat Bilen ve Bahattin Çelebi, görüşme sonrası başka bir tutsağın gardiyanlarca darp edilmesine karşı çıktıkları için darp edildiler.
Avukat Battal Gazi İnci ile bir ay sonra görüşen tutsaklar, maruz kaldıkları hak ihlalleri ve darp edilmelerini anlattı. Tutsakların cezaevi müdürüyle yapılan görüşme sonrası gardiyanlarca darp edildiğini belirten İnci, “Müvekkilim Bilen ve aynı koğuşta kalan Bahattin Çelebi adındaki arkadaşı, cezaevindeki baskılara ve keyfi uygulamalara karşı cezaevi müdürü ile bir görüşme gerçekleştiriyor. Görüşme sonrası koğuşlarına dönerken müvekkilim ile arkadaşı başka bir koğuşta bulunan ve tanıdıkları Şerko Genco isimli bir tutuklunun gardiyanlar tarafından yerlerde sürüklendiğini ve kolunun neredeyse kırılır derecesine geldiğini gördüklerinden dolayı müdahale ediyor. Olaya müdahale eden müvekkilim ve arkadaşı ciddi şekilde darp edilerek Tarsus Devlet Hastanesi’ne kaldırılıyor. Hastane sonrası darp olayına ilişkin müvekkilim ve arkadaşı şikayetçi oluyorlar ama herhangi bir sonuç alamıyorlar. Hatta aksine darp edilen müvekkilim hakkında bir aylık aile görüş yasağı veriliyor” dedi.
Müvekkilinin, darp edilmesi sonrası hastaneden darp raporu aldığını, raporun olayla örtüştüğünü dile getiren İnci, yaptığı görüşmede halen müvekkilinin yüzünde darp izlerinin olduğunu da söyledi. Gardiyanlarla ilgili suç duyurusunda bulunduklarını aktaran İnci, şunları söyledi: “Cezaevi yönetiminin tutukluların kapasitenin çok çok üstünde koğuşlarda bulunmalarını, kişi sayısına değil de, kontenjan oranına göre yemek verilmesini, revir işlemlerinin ve doktor sevklerinin çok geç karşılandığı ve keyfi olarak işlemin iptal edilmesinden dolayı herhangi bir tedavinin yapılmadığı, gardiyanların arama esnasında koğuşları dağıttıkları, tutukluların gazete, dergi gibi yayın organlarından yararlanamadığı gibi uygulamalardan dolayı cezaevi personelleri hakkında hem saldırıya dönük hem de keyfi uygulamalara karşı, ‘Hak kullanımı ve beslenmeye engelleme’ ve ‘Kasten yaralama’ suçlarından dolayı Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayette bulunduk.”