Şunu çok açıkça ifade etmek lazım: Kobanê YPG ile ABD ittifakı ve Federe Kürt Bölgesi’nin desteği ile korundu.
Bu ittifak olmasaydı Kobanê düşebilir ve büyük bir katliam olabilirdi. Kobanê’de hem uluslararası toplumla güçlü bir ittifak olanağı oluşmuştur hem de Güney Kürt Federe Bölgesi ile ortaklık şansı doğmuştur.
Kobanê’de ortaya çıkan yeni ilişki ve ittifak sistemi Bakur’a da yansıyacaktır. Bu çözüm sürecine ivme kazandıracağı gibi, süreci bitirebilir de. Ancak çözüm süreci 6 Ekim öncesi gibi olmaz. Bugün Erdoğan Suriye, Mısır ve Irak politikası nedeniyle dünyadan tecrit olmuş durumda. Batı ve ABD ile ciddi problemleri var. Öte yandan Akdeniz’de yeni durum var; Mısır, Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti enerji hususunda yeni bir blok oluşturdular.
Kartını Müslüman Kardeşler’den yana kullanan ve Kıbrıs’ta çözüm sağlayamayan Erdoğan Yunanistan, Kıbrıs ve Sisi'yi birleştirdi.
AKP, Ukrayna-Kırım, Çeçenistan meselelerinde Rusya'nın, Ermenistan-Azerbaycan kavgasından Rusya ile birlikte İran'ın karşıtlığını kazandı.
12 yıllık Erdoğan iktidarı Türkiye’nin 100 yıllık “jeopolitik” pozisyonunu hem kaybettirdi hem de aleyhinde bir pozisyona evriltti.
Yine bugüne kadar Türk hükümetine mahkum ve alternatifsiz olan ABD ve batı, Rojava'da oluşan özerk kürt yönetimi sayesinde Akdeniz üzerinden bölgede ticaret ve enerji hattı oluşturacak yeni bir imkanı doğmuştur. Bu durum batının Kürtlere yaklaşımını ciddi biçimde değiştirdi. Batı artık islamist AKP ve ittifakı terörist IŞİD yerine seküler Kürtleri tercih ediyor.
HDP ve hükümet açıklamalarına bakılırsa donmuş olan süreç yeniden ivme kazanacak. Erdoğan ve Öcalan arasında görüşmelerin yeniden başladığı anlaşılıyor. KCK yönetimi ise süreci bir süre izleyip görmek istiyor. Uluslararası toplumla uyumlu bir Türkiye ile Kürtler problemi çözmek isteyecektir.
Ama uluslararası toplum ile çatışan bir AKP ile Kürt hareketi çözüm sürecini geliştirmez-geliştiremez; geliştirirse AKP'nin ortağı olacağını ve AKP ile birlikte hem Bakur'da hem de Rojava'da kaybedeceğini biliyor.
Kürt hareketinin formülü, batı ittifakına karşı bir Öcalan-Erdoğan ortaklığı değildir.
Batı karşıtı bir Erdoğan, Kürt hareketinin muhatabı olmaktan çıkmıştır.
Erdoğan’ın Irak ve Suriye politikası hem Kürt karşıtı hem de bölgenin zengin kültürel dokusuna ciddi zarardır. Sürecin gelişimi Erdoğan’ın IŞİD ilişkileri, Rojava ve Irak-Suriye politikasıyla ilgilidir. Son olarak şunu da ifade etmem gerekiyor: IŞİD ile işbirliği yapan, Rojava karşıtı ve Suriye-Irak’ta batı karşıtı bir Erdoğan ile çözüm sürecini götürmenin ne imkanı kalmıştır ne de gerçekçidir.
Kürt hareketi ve demokratik seküler çevreler bir sırat köprüsünden geçiyorlar.