Özelikle Ortadoğu’da, siyasal iktidarlar tarafından toplumsal özünden saptırılarak siyasetin malzemesi haline getirilen İslam dininin, yeniden gerçek özüne kavuşturulması amacıyla Öcalan’ın önerisi üzerine aylardır çalışmaları yürütülen ve Mele Evdilayê Timoqî’ye atfedilen 10-11 Mayıs tarihlerinde Amed’de yapılacak Demokratik İslam Kongresi’nin hazırlıklarında sona gelindi. Gerçekleştirilecek kongreye yurtiçi ve yurtdışından katılacak olan akademisyenler, din alimleri ve çeşitli toplumsal kesimlerden delegeler, İslam’ın gerçek formunu yeniden ortaya çıkarmak için belirlenen konu başlıklarında önemli tartışmalar yürütüp, sonrası için belirli kararlaşmalara gidecek. Kongreye katılacak olan delegeler arasında yer alan Batman’daki Din Alimleri Derneği (DA-DER) üyeleri kongrenin önemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

‘Öcalan’ın önerisi yerindedir’

Aynı zamanda kongrenin çağrıcıları arasında da yer alan DA-DER üyesi Seyda Mele Muhyettin (Mehmet) Demirtaş, “Bugün sadece Kürdistan’da değil, bütün Ortadoğu ülkelerinde huzur, güvenlik ve istikrarın olmadığına” işaret ederek, “Ortadoğu kavga, çatışma, savaş ve kan dökme meydanına dönmüştür. Abdullah Öcalan tarafından önerilen bu kongre, gerçekten çok haklı temelleri olan bir öneridir. İslam dini huzur, barış, kardeşlik, adalet ve hukuk dinidir. Bütün zulümlere karşı direnen bir dindir. İslam dininde sürekli demokratik ve barışçıl bir çözüm arayışı vardır” dedi.
Demirtaş, İslam dinini benimsemiş olan Kürt halkının, Müslüman kardeşleriyle yan yana onurlu, eşit bir yaşam istediğini fakat üç halk ve dört devlet tarafından parçalandığını ifade etti. Öcalan tarafından önerilen kongreyi bu nedenle çok olumlu karşıladıklarını belirten Demirtaş, herkesin de bu yönünü görerek yaklaşması gerektiğini vurguladı.

‘İki günle sınırlı kalmasın’

Kongre için uzun bir zamandır çalışma yürüttüklerine işaret eden Demirtaş, “Bu kongre iki üç günle sınırlı kalmasın. Sürekli devam etmesi gereken bir ihtiyaçtır” dedi. Kongrenin “Sahte bir İslamiyet’in” önüne geçmek için de çok önemli olduğunu dile getiren Demirtaş, her renkte ve inançtan insanların bu kongreye katılmasının zenginlik oluşturacağını kaydederek davette bulundu.

‘Dilimizi bile bırakmıyorlar’

Kongre delegesi Mele Abdulkadir Kayar da, İslam hukukunun yarattığı gerçek İslam’ın şartlarının Ortadoğu ülkelerinde yerine getirilmediğine dikkat çekti. Kürtlerin kendi toprakları, kültürleri ve dillerine sahip olmasına rağmen Araplar, Türkler ve Farsların, İslam adı altında hilelerle özellikle Kürt halkını ezdiğini dile getiren Kayar, “Dilimizle İslami şartları yerine getirmemize bile izin verilmiyor. İktidarlar, devletler sürekli dini kullanarak, Kürt halkının birliği ve ittifakını parçaladı” dedi.

‘Din ticaret olarak kullanamaz’
“İslam dini hiç kimsenin babasının dini değildir. Müslüman toplumunun dinidir. Bu dinde herkes eşittir. Arapların, Türklerin, Kürtlerin ve Farsların dini değildir. Müslümanım diyen herkesin dinidir. İslami hukukuna göre de bu böyledir” diyen Diyanet ve Vakıf Emekçiler Sendikası (DİVES) üyesi ve kongre delegesi Mele Ahmet Yılmaz ise İslam’ın günümüzde siyasetin ve ticaretin bir unsuru haline getirildiğinin altını çizdi. Din adı altında iş ve siyaset yapıldığını belirten Yılmaz, “Hiç kimse İslam dinini kendi çıkarlarına göre kullanamaz. Kim kendini örgütlemişse, kendine göre dine bir süs vermiş ve kendine göre yapay din yaratmış. İslam dinin tek bir fikri var ve sadece o kabul edilir. Hiç kimse İslam dinini kendi emlerline göre kullanamaz” diye konuştu.

‘Bu kongre hep hayalimdi’

Kongrenin önemine dikkat çeken Mele Yılmaz, şunları dile getirdi: “İslam adı altında alimlik yapan herkes kongrede yer alıp, İslam’ın tek fikrini taşıması lazım. Bu kongrenin çok önemli, yani bu kongre sünnet değil, farzdır. Her Müslümanın bu kongreye destek vermesi gerekiyor. Ben gençliğimden beri böyle bir kongreyi kim önerecek ve nasıl gerçekleştirecek diye düşünüyordum. İslam barışın diğer adıdır. Bütün grup ve imamlara çağrımdır ki bu önemli kongreye katılsınlar.”


BİLAL GÜLDEM/DİHA/BATMAN