Bir bayram günü gitti Berzan

31 Temmuz 2020 Cuma - 23:20

  • Kurban Bayramı’nda gitti savaşa, bir bayram günü de şehadet haberi geldi Berzan’ın. Annesi, Kilyos Mezarlığı’nda iki yıl sonra kaldırımın altından çıkarılan bir kutunun içinde kemiklerini aldığında zafer işareti yapmakla yetindi, çünkü Kürt düşmanlığının farkındaydı.

 

ERDOĞAN ALAYUMAT - MA/İSTANBUL

Kilyos Mezarlığı’nda kaldırıma gömülen çocuğunun kemiklerini, iki yıl sonra ağzından tek bir kelime çıkmadan zafer işaretiyle alan anne Belkize Yıldırım, “Her şeyi affedebilirim ama kutsalıma ve cenazeme saygı göstermeyenleri affetmem” dedi. 

Rutubet kokulu duvarda asılı fotoğrafa, bir gün çıkıp gelir diye yıllarca gözü yaşlı baktı. Acılı haberi duyduğunda sarılacağı bir mezar taşı istedi hep. Yıllar sonra çocuğunun mezar taşına kavuştu. “Acılarımızı bir nebze olsun dindirdi” dedikleri an, Garzan Mezarlığı yerle bir edildi, kemikler kepçelerle çıkarılarak, İstanbul’a kaçırıldı. Oradan Kilyos Mezarlığı’na saklama kaplarıyla üst üste istiflenmiş şekilde kaldırıma gömüldüler. Çocuğunun kemikleri kaldırıma gömülen annelerden Belkize Yıldırım, bunu duyar duymaz acısı öfkeye dönüşür. Kilyos’daki manzara için “Tam bir vahşet” diyen anne Yıldırım, plastik saklama kabı içine konulan oğlunun kemiklerine bakarak, tek kelime etmeden, tepkisini sadece zafer işareti yaparak verir. 

Berzan’a asla Behzat demedi

 Bitlis’in Hizan ilçesinden olan Belkize Yıldırım, 1994’te bir erkek çocuğu dünyaya getirir. Adını Berzan koyar. Ancak nüfus müdürlüğü Berzan ismini Kürtçe diye kabul etmez. Yıldırım, her ne kadar itiraz etse de oğlunun ismi kimliğe ‘Behzat’ olarak kaydedilir. Anne, kayıtlara geçen Behzat ismini asla benimsemez ve zikretmez. Nüfus memurunun kabul etmediği Berzan ismiyle oğluna hitap eder ve şöyle der: “Onlar bizim isimleri kabul etmeyerek, resmiyete kendi verdikleri isimleri kaydetse de oğluma asla Behzat ismiyle hitap etmedim.” 

Köylerini yaktılar

 Oğlu Berzan daha 6 aylıkken yaşadıkları köy askerler tarafından ateşe verilir. Köy boşaltılır, Yıldırım Ailesi bir yıl kadar Bitlis’te tarlada çalışır. Daha sonra İstanbul’a yerleşir. Yıldırım’ın çocukları geçimlerini sağlamak için tekstil atölyelerinde çalışır. İlkokulu İstanbul Bağcılar’da okuyan Berzan, Lise öğrenimini yarıda keserek, çalışma hayatına erken yaşlarda atılır. 2010’na gelindiğinde henüz 16 yaşındayken Barış ve Demokrasi Partisi’nin (BDP) gençlik çalışmalarına katılan Berzan, gençlik faaliyetlerinden kaynaklı sürekli baskıya maruz kalır ve defalarca gözaltına alınır. Yaptığı politik faaliyetlerden kaynaklı “örgüt üyesi” olduğu iddiasıyla 2013’te cezaevine giren Berzan, bir yıl cezaevinde kaldıktan sonra tahliye edilir. Cezaevinden çıkan Berzan, gençlik faaliyetlerine kaldığı yerde devam eder. 

Topraklarımızda yaşayalım

 Belkize Yıldırım, oğlunun İstanbul’da büyüdüğünü, ancak hiçbir zaman İstanbul’u benimsemediğini ve hep bir tarafının kendi memleketinde olduğunu söyledi. Zaman zaman yaptığı sohbetlerde oğlunun “Buradan artık gidelim, aç da kalsak kendi topraklarımızda yaşayalım” dediğini belirten Yıldırım, oğlunun her fırsat bulduğunda Bitlis’e gittiğini ifade etti.

Kurban Bayramı’nda dağa çıktı

Berzan, 20 yaşına geldiğinde artık kabına sığamaz olur ve 2014 yılı Kurban Bayramı’nda yönünü dağlara verir. Oğlu gitmeden önce birlikte Amed’de gittiklerini söyleyen Belkize Yıldırım, orada sürekli fotoğraf çektirdiklerini ve oğluyla ilk defa bu kadar yakın ve güzel zaman geçirdiğini belirtti. 

Onu görme umudu

 Dönmeye hazırlandıklarında oğlunun, “Anne sen git ben bir hafta sonra geleceğim” dediğini aktaran Yıldırım, şöyle devam etti: “İstanbul’a döndüm, bir hafta geçti oğlum gelmedi. Onu aradığımda telefonları kapalıydı. Bir hafta, oldu iki hafta; iki hafta, oldu bir ay adeta dünya başıma yıkıldı. Uzun süre oğlumdan haber alamayınca benim için hayat donmuştu. Aradan bir yıl geçtikten sonra oğlumun DAİŞ’e karşı savaşmak için Kobanê’ye geçtiğini öğrendim. Uzun süre sonra oğlumdan haber almam beni mutlu etmişti. Bir gün onu yeniden görme umuduyla hep yaşadım. Şimdi oğlumun bana bıraktığı bir beyaz gömleği ve o gömlekteki kokusuyla yaşıyorum.” 

Bayramda da şehadet haberi

 Berzan, Kobanê’ye geçtikten bir yıl sonra girdiği bir çatışmada 2015’in Kurban Bayramı’nda şehit düşer. Bir müddet sonra oğlunun şehadet haberini alan anne Yıldırım, o anı şöyle aktardı: “Oğlum bir bayram günü gitmişti. Yine bir bayram gününde ölüm haberini aldım. Haberi aldığımda dünya başıma yıkıldı. Bir daha toparlayamam diyordum kendimi, ancak onun anısına sahip çıkmak ve yaşatmak önümde bir görev gibi duruyordu. Bu yüzden oğlumun hem acısını hem de hatırasını yüreğime gömdüm ve hayata tutundum.”

Mezarlıktan kaldırımın altına

 Yıldırım, şehadet haberinden sonra Urfa’nın Suruç ilçesine gider. Burada oğlunun cenazesini alan anne, gerekli işlemler yapıldıktan sonra oğlunun vasiyet ettiği gibi Bitlis’e götürerek Garzan Mezarlığı’na defneder. Ancak iki yıl sonra mezarlık askerler tarafından yıkılıp cenazeler önce İstanbul Adli Tıp Kurumu’na, ardından da Kilyos Mezarlığı’nda bir kaldırımın altına gömülür. 

İki yıl sonra alır

 Garzan Mezarlığı’nın yıkım haberini alan anne Belkize Yıldırım, Bitlis’e gider, ancak gördüğü manzara karşısında yıkılır. Mezarlık yerle bir edilmiş cenazelerin de nereye götürüldüğü bilinmiyor. Uzun süre aileler ve kamuoyunun baskısından sonra cenazelerin İstanbul’da olduğu öğrenilir. Yıldırım, oğlunun cenazesini alabilmek için önce Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığına başvurur, ardından İstanbul ATK’ye kan örneği verir ve beklemeye başlar. İki yıl boyunca oğlunun cenazesini almak için mücadele eden Yıldırım, iki yılın sonunda DNA eşleşmesi sağlanır ve oğlunun cenazesi kendisine teslim edilir. 

Oğlunun cenazesini almak için Kilyos Mezarlığına giden Belkize Yıldırım, burada bir yıkım daha yaşar. İki yıldır cenazesini almak için verdiği mücadele sonuç vermişti, ancak oğlu Kilyos’ta bir mezara değil kaldırıma gömülmüştü. Gördüğü manzara karşısında acısı daha da katmerleşen Yıldırım, yaşadığı tüm acılara rağmen oğlunun kemikleri başında bile mücadeleyi elden bırakmaz. Jandarma ve polisin tüm baskılarına rağmen oğlunun cenazesini plastik bir kap içinde teslim alan Yıldırım, oğlunun kemikleri başında zafer işareti yaparak, oğlunun anısına sahip çıkar. Oğlunun kemiklerini alan Yıldırım, tekrardan Bitlis’e giderek çocuğunu defneder.

Düşmanlığının ölçüsüdür

 Cenazelere yapılanların saygısızlık olduğunu belirten Yıldırım, şunları ekledi: “Cenazelerin Kilyos’ta bir kaldırıma gömülmesi tam bir vahşettir. Bu yapılanı ne vicdanla ne de ahlakla açıklayabiliriz. Bu uygulama devletin Kürde ne kadar düşman olduğunu bir kez daha net bir şekilde gösteriyor. Her şeyi affedebilirim ama kutsalıma ve cenazeme saygı göstermeyenleri affetmem ve buna karşı her zaman mücadele edeceğim.” 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.