Türk cezaevlerinde 12 Eylül'den beri süresiz-dönüşümsüz açlık grevine giren PKK ve PAJK'lı tutsaklar adına açıklama yapan Deniz Kaya, eylemlerini sürüdrmekte kararlı olduklarını vurgulayarak, bayrak kutlaması yapmayacaklarını, dolayısıyla görüşlere de çıkmayacaklarını söyledi.
Öcalan'ın sağlık-güvenlik-özgürlük koşullarının sağlanması ile anadilde eğitim ve savunma hakları talebiyle Türk cezaevlerinde 12 Eylül'den bu yana süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olan PKK'li ve PAJK'lı tutsaklar adına dün bir açıklama daha yapıldı. Tutsaklar adına açıklama yapan Deniz Kaya, "Halkımızın ve kamuoyunun bilmesini istiyoruz ki; eylemimizi büyük bir kararlılık ve inançla sürdürüyoruz" dedi. Kaya, açlık grevi eylemlerinin ilk gününden bu yana, taleplerinin karşılanması ve adım atılması yönünde birçok açıklama yaptıklarını ve eylemlerini sürdüreceklerini aktararak, taleplerinin muhatabının AKP Hükümeti ve Adalet Bakanlığı olduğunu kaydetti.

Tutsaklara baskı yapılıyor

Kaya, açıklamasının devamında şu ifadelere yer verdi: "Taleplerimize yanıt vermesi gereken AKP Hükümeti ve bakanlık, taleplerimizin karşılanması yerine, açlık grevine giren arkadaşlarımıza karşı baskı ve işkence uygulamalarını arttırmış durumdadır. Birçok cezaevinde açlık grevine giren arkadaşlarımız tek kişilik hücrelere atılmış ve her gün 24 saat baskı altına alınmışlardır."

Müdahale hazırlığı var

Silivri, Şakran ve Tekirdağ cezaevlerinde bulunan arkadaşlarının tek kişilik hücrelere alındığını; Antep'teki arkadaşlarının ise gece yarısı operasyonu ile başka cezaevlerine sürgün edildiklerini duyuran Kaya, "Siirt'te açlık grevine giren arkadaşlarımız hücre cezaları ve disiplin soruşturmaları ile tehdit edilmektedir. Yine Karadeniz'de açlık grevinde bulunan arkadaşlarımıza karşı, asker-gardiyanlar tarafından tehditler yapılmakta ve fiziki-psikolojik baskılar uygulanmaktadır" dedi. Kaya, kamuoyuna duyarlı olmaları yönünde çağrıda bulunarak, AKP Hükümeti ve Adalet Bakanlığı'nın kendilerine müdahalede bulunmaya hazırlandığını bildirdi.


Tedaviyi kabul etmeyeceğiz
Hükümet ve Bakanlığı uyardıklarını belirten Kaya, arkadaşlarına karşı sergilenecek en ufak bir yönelim, işkence veya zor uygulamaları karşısında misliyle cevap vermekten geri kalmayacaklarını ifade etti. Kaya, "Yaşanacak olumsuz durumlardan ve şahadetlerden AKP Hükümeti ve Bakanlık sorumlu olacaktır. Kamuoyuna bir kez daha ilan ediyoruz; zorla tedaviyi kabul etmeyeceğiz. Tüm arkadaşlarımız zorla tedavi karşısında direnecek ve eylemine devam edecektir" dedi.
Kaya, tabip birlikleri, sağlık kuruluşları ve tüm ulusal-uluslararası insan hakları çevrelerine, aydın ve yazarlara "Çok geç olmadan, acilen açlık grevi eylemcilerinin bulunduğu cezaevlerine gelin. Arkadaşlarımız ölümün kıyısındadırlar" çağrısı yaptı.

Görüşe çıkmıyorlar
"Cezaevlerinde arkadaşlarımız dirhem dirhem erirken, kimse bizden bayramı kutlamamızı ve görüşlere çıkmamızı beklemesin" diyen Kaya, açıklamasını şu ifadelerle sonlandırdı: "Önder Apo'nun özgürlüğü, halkımızın kurtuluşu, ülkemizin statüsü için, başta ailelerimiz olmak üzere, tüm halkımızı bizlerle birlik olmaya, kesintisiz bir biçimde serhıldan hareketine katılmaya çağırıyoruz. Tüm ailelerimizi ve Kürdistan halkını, Kürdistani tüm kurum ve çevreleri, cezaevleri önünde özgürlük platformları kurmaya, kesintisiz nöbetler tutmaya çağırıyoruz."

AMED




Tarihi sorumluluk

Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi'nde süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemini sürdüren tutsak Sami Geylani, "Tarihi bir sorumluluğumuz var ve bu tarihi sorumluluğa ihanet etmeyeceğiz'' dedi.
12 Eylül'de açlık grevine başlayan tutsaklardan Sami Geylani ile cezaevinde bulunan tutsaklar arasında gerçekleşen röportaj, bir mektupla Dicle Haber Ajansı'na (DİHA) gönderildi.
1986 yılında Şemzinan'da dünyaya gelen ve bir yıldır tutuklu bulunan Geylani, eyleme başlama nedenlerini şöyle özetledi: ''Bu halka ve önderliğe vermiş olduğumuz sözümüz, tarihe karşı bir sorumluluğumuz vardı. Bu tarihi sorumluluğa ihanet etmeyeceğiz; tarihe lanetlenmiş bir nesil olarak geçmeyeceğiz. Bize devredilen bu direnişi canımız pahasına da olsa gelecek nesillere taşıyacağız."
Talepler sahiplenilmeli
Taleplerinin gerçekleşeceğine yönelik inanç ve kararlılıklarının büyük olduğunu belirten Geylani, halka da şu çağrıda bulundu: "Bizler için daha anlamlı olan, halkımızın ve tüm demokratik çevrelerin belirttiğimiz talepler etrafında kenetlemesi ve bu taleplerimizi sahiplenmesidir."