CHP Dersim milletvekili Hüseyin Aygün’ün kendi deyimi ile dağ macerası kısa sürdü. Gözaltına alındıktan kırksekiz saat sonra serbest bırakıldı. HPG’nin gözaltında tutma süresi bazen böyle çağdaş Ceza Yargılama Hukukunun belirlediği süreyi aşmıyor. Darısı diğer gözaltında tutulanlara diyelim.
Hüseyin Aygün’ün serbest bırakılmasından sonra basına verdiği demeçler hem partisinde hem de medyada tartışma konusu yapıldı. Aygün’ün kendisini gözaltına alan gerillalardan söz ederken “genç insanlar, arkadaşlar” demesi CHP’nin ulusal damarlarında tepkiye neden oldu.
İfade vermek üzere savcılığa gitmekte, kendisini gözaltına alanlardan şikayetçi olmakta geç kalması da ayrıca CHP içerisinde, basında, AKP milletvekilleri arasında polemikler yapılmasına neden oldu. Neyse, aklın yolu birdir. Aygün’ün kendisinin deyimi ile “dağlardaki macerası”nın kısa sürmesi birçok açıdan iyi olmuştur. En azında Kürt Aleviler üzerine oynanmak istenen oyunları, yanlış propaganda malzemesi olmayı önlemiştir.
BDP milletvekilleri, sol parti yöneticileri ve sivil toplum örgütlerinin bir heyet oluşturarak Şemzînan’da yaşanan olayları yerinde incelemek üzere bayram günü Şemzînan’a gitmeleri, Derecik yolu üzerinde yol kontrolü yapan gerillalarla karşılaşmaları, gerillaların kendileri ile yaşanan gelişmeler üzerine birinci elde bilgilendirme yapması, gerillalar ile heyetin kuçaklaşma fotoğraflarının basına yansıması da hem devletin zirvesi, hem basın, hem de siyasi parti yöneticilerinin polemiklerine neden oldu.
Bayramlaşma iyidir. İslam inanışına göre de müslümanların üç günden fazla küsülü kalmaları, bayram günlerinde aralarındaki kırgınlıkları ortadan kaldırmamaları yanlıştır. Dağ’ın başında kendilerine kimlik kontrolü yapan gerillalarla bayramlaşmayıp da kavgaya mı tutuşacaklardı. Keşke en azından bayram günleri kırsal alanda birbirleri ile karşılaşan askerler ile gerillalarda silahlarını çatıp birbirleri ile kucaklaşabilseler, birbirleri ile konuşma becerisini gösterebilseler ne güzel olurdu!
Ama olmuyor. Bu gidişlede olma olasılığı yavaş, yavaş ortadan kalkıyor. Şemzînan olayları sırasında bu hükümetin İçişleri Bakanı iftar sofrasında oruç ağızla yaptığı konuşmada başbakanının sözlerini tekrar ederek ”Şemdinli’de yapılan operasyonda 150 terörist öldürüldü. Bunların sonunu getireceğiz” diyebiliyor. Sonrada bayram namazını kılmak, halkla bayramlaşmak üzere gittiği Colemêrg’in (Hakkari) caddelerinde koruma ordusu ile zafer kazanmış komutan edası ile gövde gösterisi yapıyor. Böyle bayram ziyareti, bayramlaşma hangi dinin ulvi kaidelerine, hangi örf ve adete uyar. Tabii Colemêrg halkından gerekli cevabını alıyor.
Koruma ordusunun korumasında protesto edilip, taşlanıyor. Soluğu bir cafede alabiliyor.
Bayram dolayısı ile en azından bir hafta karşılıklı silahlar susturulabilirdi. Zırhlı araçlar menfeze yerleştirilen mayınlarla havaya uçurulmaz, bayram günü insanlar ölmez, analar babalar ağlamayabilirdi. Çocukları dağbaşlarında olan analar, babalar acaba evladımız bu çatışmalarda hayatta kalabilmişler mi diye düşüncelere dalmazlardı. Antep’teki bombalı saldırıyı şu ana kadar üstlenen olmadığı için bu olay üzerine senaryolar yazamıyorum.
Ancak bildiğim bir senaryo var. Bu çatışmalar olmasaydı, Kürt sorunu diyalogla barışçıl yollarla çözüme ulaşabilseydi bayram günü Antep’te bu olay meydana gelmez, analar ağlamazdı. Ne diyebilirim ki acılı insanlara sabır ve metanet dilemekten başka.


KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:
* 20 Ağustos 2000 tarihinde Fırat Şen (Rahman) Kürdistan’ın güneyinde şehit düştü. Babası Mehmet ve kardeşi Doğu Şen de daha önce şehit düşmüşlerdi.
* 23 Ağustos 1969’da Dersim’de Pir Sultan piyesinin sahnelenmesi sonrasında çıkan olaylarda M.Ali Kalan polisler tarafından öldürüldü.
* 26 Ağustos 1937’de Dersim tertelesi (katliamı) başladı.