Dilan Zivzik, açlık grevi eyleminin 132, Gamze Berçem ise 57. gününde. “Tutsaklar, “Halkımız devletten bir beklenti içerisine girmeden, direnmelidir. Hücrelere atılıyoruz, bazen su verilmiyor. Buna rağmen moralimiz yüksek ve dimdik ayaktayız” dedi.
BERİTAN CANÖZER / ANF/AMED
DTK Eşbaşkanı Leyla Güven’in cezaevinde 79. günden sonra Amed’deki evinde sürdürdüğü ve 170. gününde olan süresiz-dönüşümsüz açlık grevi, 16 Aralık’tan itibaren Türk cezaevlerinde yayıldı. 16 Aralık’ta 10 cezaevinde başlayan ve 36 tutsağın dahil olduğu ilk grubun eylemi 132, 17 Aralık’ta 3 cezaevinde başlayan 10 tutsağın eylemi 131, 26 Aralık’ta 13 cezaevinde başlayan 35 tutsağın eylemi de 122. gününde. 2 Ocak’ta bir cezaevinde bir tutsağın başladığı eylem 115, 5 Ocak’ta 26 cezaevinde 100’ü aşkın tutsağın eylemi 112. gününde. 15 Ocak’tan bu yana süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olan DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel ve HDP eski Milletvekili Selma Irmak’ın eylemi de 101. gününe girdi. 17 Ocak’ta bir cezaevinde 3 tutsak; 27 Ocak’ta bir cezaevinde 5 tutsak; 28 Ocak’ta bir cezaevinde 2 tutsak; 29 Ocak’ta, bir cezaevinde 3 tutsak; 15 Şubat’ta da 8 tutsak daha eyleme katıldı. 1 Mart’tan itibaren ise tüm cezaevleri eyleme dahil oldu. HDP Milletvekilleri Dersim Dağ (3 Mart), Tayip Temel ve Murat Sarısaç (8 Mart) da Amed’de eylemdeler. Ayrıca Güney Kürdistan’ın Hewlêr kentinde HDP’li Nasır Yağız, 157; Mexmûr’da İştar Kadın Meclisi Üyesi Fadile Tok, 107; Germiyan’da Herêm Mehmûd, 62 gündür eylemde. Açlık grevi eylemcilerinin tek talebi var; Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılması.
Sincan Cezaevi’nden Dilan Zivzik ve Bayburt Cezaevi’nden Gamze Berçem Yiğitel, halka çağrıda bulundu. Bayburt M Tipi Kapalı Cezaevi’nde 3 tutsak 110, 3 tutsak 95, 1 tutsak 68, 11 tutsak ise 57 gündür açlık grevi eyleminde. A8 koğuşunda kalan ve 57 gündür açlık grevinde olan Yiğitel, 110 gündür grevde olan tutsakların durumunun kritik aşamada olduğunu belirtti. Ailesiyle yaptığı telefon görüşmesinde sağlığı ile ilgili bilgi veren Yiğitel, “Bizim durumumuz iyi fakat bizden önce başlayan ve özellikle 100 günden fazladır grevde olan arkadaşların durumu kötü. Gittikçe de kötü oluyor. Grevde olduğumuz için var olan baskı daha da arttı. Hücrelere atılıyoruz, bazen su verilmiyor. Son iki haftadır şekerli ve meyveli su ihtiyaçlarımızı karşılayamıyoruz, engelleniyoruz. Sürekli kantinde olmadığını söylüyorlar. Bazı haklarımıza kısıtlamalar getirildi. Buna rağmen moralimiz yüksek ve dimdik ayaktayız” dedi.
Yükünü sırtlamaya hazırız
Tecridin kırılması ve Leyla Güven’e ses verilmesi için açlık grevinde olduklarını dile getiren Yiğitel, ancak direnerek bu zulmü yenebileceklerini belirtti. Yiğitel, şöyle devam etti: “Tecrit kırılsın, Leyla yaşasın istiyoruz. Tek talebimiz budur. Biz bu sürecin yükünü sırtlamaya hazırız, bedel ödemeye hazırız. Halkımızdan beklentimiz bizi, taleplerimizi sahiplenmelidir. Çok sayıda arkadaşımız ölüm ile burun buruna. Bir Kürt gencinin daha ölümüne göz yumulmamalıdır. Tecridi kıracağımıza inanıyoruz. Direnişimiz ve inancımız kıracaktır tecridi. Halkımız da bu bilinçle alanlarda çocuklarına sahip çıkmalıdır. Kürt’ün kaderi ya cezaevi ya da toprak olmamalıdır. Kürt’ün kaderi katliam olmamalıdır. Kararlıyız, eylemimizi sürdüreceğiz.”
Direnerek yaşayan bir halkız
Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde 16 Aralık’ta açlık grevi eylemine başlayan ilk grupta yer alan Dilan Zivzik’in eylemi 132. gününde. Leyla Güven öncülüğünde tarihi bir direnişin başlatıldığına işaret eden Dilan zivzik, “Biz direnen, mücadele eden, suyunu bile direnerek içebilen bir halk gerçekliğinden geliyoruz” dedi. Bu direnişin zaferle taçlandırılacağına inandığını, açlık grevi eylemlerinin kritik aşamaya ulaştığını ifade eden Zivzik, “Halkımız devletten bir beklenti içerisine girmeden, direnmelidir. Biz direnerek kazanabiliriz. ‘Direnmek yaşamaktır’ felsefesini benimsemiş ve direnerek yaşayan bir halkız. Birçok arkadaşımızın durumu kritik ama buna rağmen moralleri, inançları yüksektir” dedi.
Üç yıldır görmediği oğlu
Ordu E Tipi Kapalı Cezaevi’nde açlık grevinde olan Lokman Daner, oç yıllık tutsak. Ekonomik sıkıntılardan kaynaklı 3 yıldır oğlunun görüşüne gidemeyen anne Saniye Daneri, sesini sadece telefondan duyduğunu dile getirdi.
Oğlunun durumundan endişe duyduğunu belirten Daneri, “Biz onu merak ederken, o telefonda bize moral veriyor. En son telefon görüşmesinde bana, ‘Anne bizi merak etmeyin, biz iyiyiz. Taleplerimiz karşılanana kadar eylemimizi sürdüreceğiz, siz de iyi olun’ diyerek, telefonu kapattı” dedi.
Tedaviyi reddettiler
Açlık grevini evinde sürdüren Sedat Akın hastaneye kaldırıldı. Tedaviyi reddeden Akın, tekrar evine götürüldü. Mardin E Tipi Kapalı Cezaevinde açlık grevinde olan Nizamettin Yılmaz da kaldırıldığı Mardin Devlet Hastanesi’nde tedaviyi reddetti.
Erzincan T Tipi Kapalı Cezaevi’nde 7 Ocak’ta İmralı tecridine karşı açlık grevine başlayan Sedat Akın, tahliye edilmesinin ardından eylemimi evinde sürdürüyordu. Açlık grevinin 110. gününe giren Akın, önceki akşam göğüs sıkışması şikayetiyle Batman Bölge Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Tedaviyi reddeden Akın, sağlık kontrollerinin ardından tekrar evine götürüldü.
Mardin E Tipi Kapalı Cezaevinde kardeşi Şerafettin Yılmaz (38) ile 1 Mart’tan bu yana açlık grevinde olan Nizamettin Yılmaz (36), fenalaştığı için ambulansla Mardin Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Hastanede bir süre müşahede altında tutulan Yılmaz, tedaviyi reddedince yeniden cezaevine götürüldü.
Yargılaması devam eden 4 çocuk babası Yılmaz, ailesi ile yaptığı son görüşmede, “Ben tahliye edilirsem bile eylemimi evde sürdüreceğim” demişti.
Gözyaşlarıyla kalkıyorum
57 gündür açlık grevinde olan Ayfer Başak’ın annesi Zekiye Başak, evde çocuğunun sevdiği yemekleri yapamadıklarını belirterek, “Gözyaşlarıyla sofradan kalkıyorum” dedi. Tutuklu bulunduğu Bayburt Cezaevi’nde 1 Mart’tan beri açlık grevinde olan Ayfer Başak’ın (31) Şırnak’ın Silopi ilçesindeki annesi de talebin karşılanması çağrısı yaptı. Kentteki sokağa çıkma yasağı sırasında tutuklanarak, “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla 12 yıl hapis cezasına çarptırılan Başak’ın annesi Zekiye Başak, kızının Şırnak ve Erzurum’daki cezaevlerine gönderildikten sonra Bayburt’ta sürgün edildiğini aktardı. En büyük çocuğu olan Ayfer’in görüşüne hasta olduğundan gidemediğini kaydeden anne Başak, “Kızım tecrit kalkana kadar grevi sürdüreceğini, zulme katlanamadıklarını anlattı” dedi.
Sevdiği yemeği yapmıyoruz
Kızının greve başlamasının ardından yemek yiyemez hale geldiğini belirten anne Başak, şöyle devam etti: “Onun sevdiği yemeği evde yapmıyoruz. Sofraya her oturduğumda kızım aklıma geliyor. Gözyaşlarıyla sofradan kalkıyorum. Tek onları düşünüyoruz. Artık kimse sessiz kalmasın. Çocuklarımızın cenazeleri cezaevlerinden çıksın istemiyoruz. Artık bir çözüm bulunsun.”