20. Uluslararası Kürt Kültür Festvali’nde yeni albümünü dinleyicileri ile paylaşacak olan sanatçılardan birisi de Sosin. Geleneksel Kürt müziği üzerine çalışmalar yapan, aynı zamanda halkının yaşadığı acılara da duyarsız kalamayan, müziği sadece sanatsal boyutu ile değil yaşamsal boyutuyla da ele alan Sosin’ın, daha önce ‘Reşeba’ ve ‘Biranîn’ adlı iki albümü bulunuyor.
Türkçe ‘Sızı’ anlamına gelen ‘Jan’ Sosin’ın üçüncü albümü. 
Mir Müzik tarafından çıkarılan ‘Jan’ın hazırlık süreci bir yıldan fazla  sürmüş. Bu albümünde özellikle bir stil oturtma çabasına giren Sosin, eski albümlerindeki tecrübesinden yola çıkarak, yeni albümünün aranjesinden repertuartına, tonlara kadar en küçük hazırlığında bile üzerine durmuş.


‘Sessiz kalamazdım’
„Sanat, özellikle de müzik halkının duygularına tercüman olmalı, onların yaşadıklarını paylaşabilmeli, sadece sanatsal boyutu değil yaşamsal boyutu ile de var olmalıdır“ diyen Sosin, iki yıl önce yeni albümünü yapmak istemiş.  Müzik olarak sıradan şarkılarla bir repertuar hazırlayan Sosin, Kürdistan’daki devrimsel altüst oluşlar, katliamlar karşısında, o toplumun bir sanatçısı olarak böyle bir albümün yaşamda karşılığını bulamayacağına inandığı için albüm çalışmasını ertelemiş.
Tüm yaşananlara sessiz kalamayacağını belirten Sosin, şunları söyledi: „Son gelişen olaylara sessiz kalmayıp, sanatçı bakış açısıyla, hırslandığımız anları, duygulandığımız anları yaşadık. Kimyasal vahşetle nefessiz kalan, yük  katarlarının altındaki korkuyla çarpan yürekler ve heybelere sarılı küçücük bedenler bizim bedenlerimizdi. Bunlara nasıl sessiz kalabilirdik? Ve bir sanatçı olarak bunu sanatımıza yansıtmak bir görev ve onur olsa gerek.“
Fiziksel olarak ülkesinden uzak olsa da, duyguda, düşüncede aynı kaderi paylaşarak, acısını hissederek bestelemiş ‘Çelê’yi, Roboskî’yi, ‘Wan’ı.

Saklı acılarımız çok
Türkçe ‘Sızı’ Almanca ‘Schmerz’ anlamında gelen ‘Jan’ yaşamın parçası olan bir söz. İnsanın biyolojik olarak hastalandığında sızı çektiğini ya da sevdalanıp sızı çektiğini ancak toplum olarak kendilerinin çektiği ‘sızı’nın bambaşka olduğunu dile getiren Sosin, „Bin yıllardır biz toplum olarak Kürdistan’ın acısını çekiyoruz. O uğurda yaşamlarındaki en güzel varlıkları olan evlatlarını kaybeden analarımızn yürekleri o ‘sızı’ ile acı çekiyor. Kendi ülkesinde mülteci durumuna getirilen halkımız, toprağından, yuvasından ayrı düşmenin ‘sızı’sını çekiyor, bizler gurbette, sadece düşlerimizde gidebildiğimiz ülkemizin ‘sızı’sını çekiyoruz. Ancak sızıyı bir şekilde çekiyoruz“ diyor.
Her ne kadar şarkılarda isimlendirse de asıl acıların isimsiz ve saklı kaldığını söyleyen Sosin, binlerce yıldır Kürt toplumunun bunları yaşadığını, bunun adının bazen Çelê, bazen Roboskî bazen de Wan olduğunu, bütün bunların unutulmaması için yaşananları kaleme, dizelere döktüğünü söylüyor.

Zengin bir albüm ‘Jan’

Albümünde bedenini ateşe vererek yaşamını yitiren Viyan Soran’ın anısına bir şarkıya yer veren Sosin, ayrıca dengbêjlik eserlere de yer vermiş.
‘Jan’ albümünde bir Hewramani bir de Ermenice eser de yer alıyor.
‘Jan’ albümü ile ilgili konuşurken heyecanını gizleyemeyen sanatçı, bu albümünden çok ümitli.
Sosin, gelişen teknolojiye karşın albüm çıkarmanın daha da zorlaştığını ve büyük bir emek ve imkanın gerektiğini ifade ediyor. Sosin, bu albümünde hem ney ve erbane çalıyor hem de söylüyor. Bunun kendisine ayrı bir moral ve güç verdiğini belirten Sosin, şöyle devam ediyor: „Bu albümde ney ve erbane çalışım, bana ayrı bir güç ve moral oldu. Çünkü yıllardır hep hayal ettiğim vaktin geldiğini sezdim ve bunu başardım. Bundan sonra kendi albümlerimde çalacağım. Tabii ki insanın kendi şarkısını kendi duygusuyla çalması daha farklı olabiliyor.“


MURAT ALPAVUT/DÜSSELDORF