BDP Hukuk Komisyonu, AKP'nin hazırladığı 4. Yargı Paketi ile ilgili görüşlerini yazılı bir açıklama ile duyurdu. 2004 yılından itibaren yürürlüğe giren TCK ve TMK'yle adeta sesi çıkan herkesimin susturulmaya, cezalandırılma tehdidiyle yüz yüze kaldığına dikkat çekilen açıklamada, yargı paketi tasarısının eleştiri alan yasa maddelerinin içeriğine dokunulmaması ve bu maddelerde hiçbir değişikliği öngörmemesi bakımından tüm beklentileri boşa çıkardığını belirtti. Tasarının tanımlanmasında “insan hakları ve ifade özgürlüğü bağlamında bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı” ifadesine rağmen özellikle ifade özgürlüğü açısından yeni ve “özgürlük” alanını genişletecek bir değişikliği öngörmediği kaydedildi. Basın yayın hakkına dair TMK'nin 6'ıncı maddesinde yapılan değişiklikle sadece ceza miktarının üst sınırında azalmaya gidildiğine dikkat çekilen açıklamada, "Dolayısıyla yasadışı örgütle ilgili yayınlanan bir haber veya açıklama halen yargı kıskacında durmaktadır. Tasarının beklentiler noktasında gündem olan birkaç maddesinden biri 6. Maddesidir ki, yeni demokratik anayasa sürecinde yol temizliği açısından tüm eleştiri ve tartışmaları tek maddeye indirgemiştir. Adeta göz boyama ve tüm tartışma ve beklentileri bıçakla kesme niyetini açık eden bu madde ile mevcut yasa maddesinin özüne dokunulmamıştır. Yani hakları ve özgürlükleri güvenceye alan yeni bir düzenleme getirilmemiştir" denildi.


Toplum oyalanıyor

"Yasadışı örgütün amacının propagandasını” yapma hususundaki düzenlemenin ise zaten hali hazırda Terörle Mücadele Yasası'nın 7. Maddesindeki düzenleme dolayısıyla uygulama bulmayan bir maddeye yönelik olduğuna dikkat çeken BDP, haksız yere tutuklu ve hükümlü bulunan binlerce kişinin tahliyesi ve demokratik bir iyileşme getireceği beklentisi ile toplumun oyalanmaya devam edildiğine vurgu yaptı.

Suç olmaya devam ediyor

Açıklamada, bir giysiyi taşımanın, bir rengi üzerinde bulundurmanın, müzik yayını yapmanın halen suç olmaya devam edeceğine dikkat çekilerek, "Yöresel bir kıyafet, bir puşi, bir marş veya şarkı halen propaganda fiilleri olarak karşımızda durmaktadır. Tasarının getirdiği düzenleme 2006 yılından sonra tehlikeli boyuta varan uygulamasına dair (her eyleme katılan örgüt üyesi yapılmıştır) sadece yasanın nasıl anlaşılacağına dair adeta bir açıklama metni düzenlenmiştir. Yoksa tasarı ile ne yeni bir düzenleme getirilmiş ne de cezasızlık anlamında bir özgürlük alanı çizilmiştir" denildi.

Takdir hakkı mahkemenin

Propaganda suçu açısından cebir ve şiddet unsuru tasarıda ön plana çıkarılmışsa da bu konuda yorumla genişletilecek, dolaylı olarak şiddeti meşru gösterecek her türlü fiil açısından da mahkemelere geniş takdir bırakıldığını ifade eden BDP Hukuk Komisyonu, tasarının 7. Maddesi ile getirilen düzenlemeye de değindi: "Kamu görevlileri ve siyasi iktidarların bireylere karşı işlediği suçlardan biri olan işkencede cezasızlık açısından önemli olmakla birlikte yargısız infaz, faili meçhul cinayetler ve devletin bir parçası olduğu – kamu görevlilerinin şüphesiz korunduğu- diğer suçları kapsamadığından dolayı da eksik ve yetersizdir. Kaldı ki yargı uygulamalarında işkence soruşturmaları ve davaları açısından suç tanımında da yeterince dar yorum yapıldığı da aşikardır."

Günü kurtarma tasarısı

AKP Hükümeti'ni tasarı için muhalefetin hiçbir önerisini dikkate almamakla eleştiren BDP Hukuk Komisyonu, değerlendirmesini şöyle sürdürdü: "Deyim yerindeyse günü kurtarmaya çalışmaktadır. Partimizin binlerce üye, yönetici ve seçilmiş temsilcileri mevcut haliyle örgüt üyeliği ve yöneticiliğinden yargılanmaktadır. Bununla birlikte gazeteciler, avukatlar, bilim insanları, sendika üye ve yöneticileri, insan hakları savunucuları, öğrenciler ve muhalif olan herkes örgüt üyesi olarak telaki edilmektedir. Hayatı boyunca hiçbir şiddet fiiline bulaşmamış, yasadışı hiçbir örgütle bağı olmayan bireyler silahlı örgüte üye olmak savıyla cezalandırılmaktadır. Bu tablonun vehameti her geçen gün artmaktadır. Tasarıda bu tabloya dair hiçbir değişiklik bulunmamaktadır. Şöyle ki; bakanlar düzeyinde yapılan açıklamalarda, özellikle 'örgütle hiyerarşik bağı olmayan ve gerçekte de örgüt üyesi olmayan'ları örgüt üyesi olarak cezalandıran 220/6.-7. Maddeye dair hiçbir değişiklik düzenlemesi bulunmamaktadır. Bu maddelerin tamamen kaldırılması ile ancak hukuk devletinde özgürlük ve güvenlik hakları garanti altına alınacaktır. Bilindiği üzere asıl beklenti bu maddelere dair yapılacak değişikliklerde yoğunlaşmıştı. Ancak belirtilen maddelere dokunulmamıştır."

İyileştirme değil şekli düzenleme

BDP, üzerine aylardır konuşulan 220. maddenin 8. fıkrasında ise “veya amacının” ibaresinin değişerek yerine gelen “cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek” şeklinde değiştirilen maddenin ise beklentilerin altında olduğunu tespit ederek, gerekçesini şöyle açıkladı: "Aynı maddenin 6. ve 7. maddesinde değişiklik yapılmaksızın 8. maddenin bu hali ile değişmesi yeterli değildir. Roboskî’de üzerlerine bomba atılan insanların, panzer tarafından ezilen gençlerin, polis kurşunuyla ölen insanların, karakollarda işkenceye maruz kalanların ya da derelerin özgür akmasını talep eden halkların 'izin vermeyeceğiz, hesabını verin, adalet istiyoruz' söylemleri herhangi bir örgüt tarafından da dillendiriliyor ise suç olmaya devam edecektir. Bu kapsamda hükümet bir iyileştirme getirmemiş, şekli birkaç düzenleme ile kendi üzerindeki sorumluluğu yargı mercilerine atmıştır. Bu tasarının onaylanması ile birlikte hükümete yeni bir siyasi manevra alanı doğmuş ve kendisine gelen eleştirileri yargı mercilerine yönlendirme ve savuşturma alanı açılmıştır."

Örgüt üyeliği tanımlanmalı

BDP Hukuk Komisyonu'nun tasarıya dönük eleştirilerinde 314. Madde de ele alınarak, "silahlı örgüt üyeliği” maddesinin suçun maddi unsuruna dair hiçbir kıstas taşımadığı ifade edildi. Her ne kadar madde “silahlı örgüt üyeliği”ni düzenlemekte ise de maddi unsurlarına dair en az 1-2 kıstasa atıf yapılmayan suç düzenlemesinin hukuka açıkça aykırı kararlara sebebiyet vermeye devam edeceği uyarısında bulunulan değerlendirmede, örgüt üyeliğinin tanımının yapılması istendi.
Hükümetin "asıl demokratik reform niteliğinde olabilecek hususlarda adım atmaktan çekindiğine" işaret eden BDP Hukuk Komisyonu, "Bu konularda mevzuatta bir dağınıklık olmakla birlikte, her düzenleme diğer düzenlemelerle çelişmekte olup, her yeni değişiklikle karmaşa daha da artmaktadır. Yapılacak düzenleme ile suç ve cezaların yasallığı ilkesi göz önüne alınarak suçların somut, takdire yer vermeden tanımlanması, suç ile suça verilecek ceza arasında adalete ve hakkaniyete uygun bir dengenin kurulması zorunludur" dedi.

ANF/ANKARA