
Eşbaşkan Gültan Kışanak başkanlığında Genel Merkez binasında toplanan MYK üyeleri, Öcalan'a uygulanan tecrit, 15 Şubat, MİT Müsteşarı Hakanı Fidan'ın ifadeye çağrılması ve MİT'çiler hakkında çıkarılan yakalama kararının siyasal sürece etkileri ile dün "KCK" adı altında birçok ilde eş zamanlı yapılan operasyonları ele aldı.
Konseptin karargahı AKP komutanı Başbakan Erdoğan
Toplantı sonrası yapılan açıklamada, "Merkez Yürütme Kurulumuz Siyasal Süreç ve Planlama gündemleriyle toplanmıştır" denildi. Açıklamada, eşzamanlı operasyonlarla BDP'liler ile KESK'in kadın yöneticilerinin gözaltına alınmasına tepki gösterilerek şöyle denildi: "Bu hukuk dışı uygulamalar, demokratik siyasete ve emekçilerin ve kadınların örgütlenme özgürlüğüne darbedir. Devletin partimize yönelik “kökünü kurutma” konsepti tüm hızıyla devam ediyor. Bu bir devlet konseptidir. MİT’ten yargıya, emniyetten hükümete her kurumun tam bir işbirliğiyle sürdürülen bu konseptin ana karargahı AKP, komutanı da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’dır. Ancak bu “tasfiye” konseptine en güzel yanıtı halkımız vermiştir. Son kamuoyu yoklamalarında BDP’nin oylarının artmış olması, halkımızın direniş geleneğinin ve siyasi iradesine sahip çıkmasının bir sonucudur."
AKP içi çatışma gün yüzüne çıktı
Açıklamada MİT soruşturmasıyla, "Kürt siyasi hareketini “yok etme”, “bitirme”, “kökünü kurutma” konusunda tam bir işbirliği içinde olan devletin kurumları ve AKP koalisyonunun taraflarının, kendi iç çelişkileri, iktidar ve güç kavgasının su yüzüne çıktığına dikkat çekildi. Kürtler olunca tüm çıkar çevrelerinin birleştiğine vurgu yapan BDP MYK, "Ortada kamuoyuna yansıtıldığı gibi “müzakereciler” ve “operasyoncular” diye bir bölünme yoktur. Söz konusu “Kürtler” olunca bütün iktidar güçleri ve bütün çıkar çevreleri “tek” ve “aynı” olmaktadır. Dün İmralı’da yapılan görüşmeler de MGK’den hükümete, MİT’ten Başbakan’a ve hatta muhalefete kadar herkesin bilgisi ve onayıyla yapılıyordu. Bugün KCK adı altında partimize ve demokratik kurumlara karşı yürütülen operasyonlar da, kimyasal silah kullanıldığı şüpheleri olan askeri operasyonlar da tam bir uyum ve işbirliği içinde gerçekleştirilmektedir. Görüşmeler de bir devlet kararıydı, görüşmelerin sonlanması da bir devlet kararıdır, bugünkü operasyonlar da. Bu tasfiye operasyonlarının bir yanı da psikolojik savaştır" dedi.
Çamur at izi kalsın
KCK ve MİT sözcükleri yan yana anılarak “çamur at izi kalsın” mantığıyla, BDP ile demokratik siyasetin kirletilmeye çalışıldığına dikkat çekilen açıklamada, şöyle denildi: "İktidar güçleri kendi iç hesaplaşmalarını yaşarken bile, bir yandan da demokratik siyasete zarar verme hesapları yapıyor. KCK operasyonları adı altında tutuklananların hepsi partimizin üyeleri ve çalışanlarıdır; Demokratik siyaset yürütenlerdir; Sendikacılardır, aydınlardır, insan hakları savunucularıdır. İktidar güçleri iddialarıyla bu gerçeği gizleyemezler. İddialarıyla tutuklamalara meşruiyet sağlayamazlar. Bu halk özgürlüğü için bir an bile mücadelesinden vazgeçmemiş, yedisinden yetmişine bedel ödemiştir. Bedel ödemeye de devam ediyor. Hiçbir gücün kendi iç çelişkilerini bahane yaparak bir halk hareketini lekelemesine izin vermeyiz."
HABER MERKEZİ