
Baskıcı uygulamalardan vazgeçin
Yaşanan saldırıların işçi ve emekçilerin mücadele azmi ve kararlığını daha da arttırdığı ifade edilen açıklamada, "Demokrasi güçlerinin ortak mücadele zemininde bir araya gelmesinin demokrasi ve özgürlüklerin gelişmesi açısından ne denli hayati olduğu görülmüştür" diye belirtildi. "Hükümeti baskıcı, yasakçı uygulamalardan biran önce vazgeçmeye çağırıyoruz. Ağır yaralıların olduğu saldırılar hükümet nezdinde yapılan 'orantılı güç kullanıldı' şeklindeki açıklamalarla geçiştirilemez. Bu tam bir aymazlıktır. Saldırıların sorumluları derhal açığa alınmalı ve haklarında soruşturma başlatılmalıdır" diyen BDP, "Barış ve Demokrasi Partisi olarak bu yaşananların takipçisi olmaya devam edeceğiz. Demokratik zeminde hükümetten bunun hesabının sorulması için muhalefetimizi en etkili şekilde sürdüreceğiz" mesajı verdi.
Polis öldürmeye kastetti
İHD Merkez Yönetim Kurulu ve TİHV Yönetim Kurulu 1 Mayıs’ta Taksim’de yaşanan polis şiddetine ilişkin ortak açıklama yaptı. Açıklamada, "Yaşanan bu denli ağır ihlaller karşısında demokratik tepkilerini gösteren, temel hak ve özgürlüklerini korumak ve kullanmak isteyen emekçiler ise daha ağır ihlallerle bastırılmaya çalışılmıştır. Polisin işkence ve kötü muamele uygulamalarını içeren ‘orantısız güç kullanımı’ sırasında yoğun biçimde kullandığı gaz bombası fişeklerinin isabet etmesi sonucu halen Dilan Alp, Serdal Gül ve ismini bilmediğimiz pek çok kişi yaşam mücadelesi vermektedir. Başta İstanbul şubelerimizin gözlem raporları olmak üzere çeşitli kaynaklardan elde edilen veri ve bilgiler ışığında polisin doğrudan doğruya yaralama ve öldürme kastı ile hareket etiğini düşünüyoruz” denildi.
Savcılar içine sindiriyorsa!
Açıklamada, 1 Mayıs günü insanların böcek gibi gaz sıkılarak ezilmeye çalışıldığı belirterek, bunun bir insanlık ayıbı olduğu ifade edildi. “1 Mayıs günü İstanbul’da demokrasi ve insan hakları bakımından ağır suçlar işlenmiştir. Buna karşın İstanbul’daki yargı organları bu durumu sadece seyretmektedir. İstanbul’da yaşananlar Türkiye’de hiç kimsenin hukuk güvenliği altında yaşamadığını bir kez daha göstermiştir” denilen açıklamada, şu ifadeler kullanıldı: “Polisin savcı olduğu uygulamalara bir kez daha tanık olduk. İstanbul’da görev yapan cumhuriyet savcıları aynı anda bu kadar suç işlenmesini içlerine sindirebiliyorlarsa, onlara söyleyecek hiçbir sözümüz yoktur. Ancak yaşananlar Türkiye’nin her an ve her vesileyle temel hak ve özgürlükleri rafa kaldırabilecek ve hukuk dışına çıkabilecek keyfi, otoriter bir güvenlik rejimi zihniyetinin devlet yönetimine egemen olduğunu bir kez daha açıkça ortaya koymuştur. İnsan hakları savunucuları olarak bundan büyük bir kaygı duyuyoruz."
'Gerçek sorumlular aklanamaz'
İstanbul Eczacı Odası, İçişleri Bakanı'nın 1 Mayıs'ı kutlayan kitleyi "marjinal gruplar" olarak nitelemesi ve yaşananların sorumlusu olarak ilan etmesinin, olayların gerçek sorumlularını aklamaya yetmeyeceğini belirtti.
Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Antep, Malatya, Dersim il ve Nurhak ilçe örgütleri de polis saldırısını yazılı bir açıklamayla protesto etti.