Politikada muhafazakarlık, döne döne aynı şeyleri teleffuz eden, bıkıp usanmadan aynı lugatla aynı nakaratı tekrarlayan bir sistemin ideolojik boyutunun en kötü halidir. ‘Varolanla yetin, yoksa onu da kaybedersin’ anlayışının en ince halini de ifade eden muhafazakarlık, eğer aşılmasa, ‘dokunma’ denilen şeyin zamanla yozlaşarak yok olacağı kesindir.

Muhafazakarlık ve statokuculuk hiç bir zaman kazandırmadığı gibi, varolanı da bitirip tükettiğini biliyoruz. ‘Varolanı muhafaza etme’ gibi bir görünümü bir ifade etse de asla kazandırmayan, daha da önemlisi büyük kaybettiren bir duruşun adı olduğunu da belirtmek gerekiyor.
Dünya devrimi, Sovyetler Birliği’nin şahsında büyük kaybetmesinin nedenlerinden birisi buydu. Devrim yapılmıştı ama katılaşan bir hal almıştı. Bu katı hal onun muhafazakarlık haliydi aynı zamanda. Demokrasiyi de, özgürlüğü de, halklaşma ve paylaşmayı da kökten reddeden bu muhafazakarlık hali sosyalizmin sonunu getirdi
Tıpkı muhafazakarlık gibi ulus-devlet ve milliyetçilik de, küçük şeylerle mutlu olma, kendisini üzerinde inşa edeceği bir karış toprakla yetinme gerçekliği vardır. Her iki anlayış da hem devrimleri güdük bırakmış, hem de yapılan devrimlerin yıkılmasına neden olmuştur.
Özgürlük Hareketi ortaya çıkışından beri devrimleri ‘benim -senin değil, hepimizin devrimi’ olarak ele almıştır. Devrimlerin sınırlarını asla çizmeyen, ‘küçük olsun benim olsun’ anlayışını daima reddeden, ‘mümkün oldukça daha fazla ve daha geniş yol alalım’ çizgisini esas alan bir zihniyete sahip olmuştur hep. Bu zihniyete bağlı olarak çok değişik taktik ve mücadele yöntemi ile kendi stratejisini hayata geçirme çabası içinde olmuştur. Günümüze yanıt vermeyen en “kutsal ilkeleri” bile gündeminden çıkartarak, yaratıcı taktiklerle devrim yapma iddiasını sürdürmüştür. Marx ve Engels’in ayaklanma tarzını  da, Lenin’in partileşme ve devrim tezlerini de, Stalin’in sosyalzmi inşa etme yaklaşımını da, deyim yerindeyse mezara gömme cesaretini göstererek, çağımıza yanıt verebilecek bir modelle devrim yolunda yürümeyi bilmiştir.
Özgürlük Hareketi’nin başarısı bundandır. Birden fazla yolu deneyen, daha fazla taktik ve tarz benimseyen, ikinci hamlesi her zaman bir önceki hamlesinden değişik olan, pratik ve örgütsel hatta sık sık farklı denemeleri yapan bir haraket olarak varolmayı başrmıştır.
HDP ve BDP deneyimi de bu çok farklı yolun, yöntem ve tarzın bir sonucudur. BDP ile, şimdiye kadar denenmemiş bir tarzı uygulayarak yol almayı düşünüyor. İlk kez yasal zeminde iktidarı hedeflemeyen bir parti çalışmasını hedefliyor. BDP’yi iktidara kilitlenmeyen, milletvekili, belediye başkanı, bürokrat, kısacası iktidar ve koltuk beklentisi olmayan yeni bir kadro tipi ile daha çok toplumsal, sosyal ve demokratik çalışmaları hedefleyen bir parti modeliyle devrimi inşa etmeyi düşünüyor. Başka bir deyimle demokratik ulusu ve özgür yaşamı inşa etmeyi hedefleyen bir parti projesini tasarlıyor.
Sürekli halkla iç içe olan, toplumsal sorunları ele alan, halkın ortak yaşama ve bilinçlenme çalışmasını birinci görev olarak bilen, demokrasi ve özgürlük sorunları ile yoğunlaşan, kadın ve erkek eşitliği temelinde toplumu eğitmeyi hedefleyen yeni bir kadro tipi ile Kürdistan devrimini BDP çatısı altında tamamlamayı ve onu gerçek anlamda bir Kürt ve sosyal devrim partisi haline getirmeyi hedefliyor.
Yeniden inşa edilecek olan BDP böylelikle, kadro ve çalışanı sürekli “iktidar olma” beklentisine sokan ve bunun sonucunda da yozlaşma ve halktan kopuş pratiğini kaçınılmaz kılan eski kadro anlayışının önüne geçmeyi de hedeflenmiş olacak. Kadro sadece toplumsal sorunlarla, kadın ve erkeğin özgürlüğüyle, ekonomik ve demokratik ulusun inşasıyla uğraşacak. Kısacası havariler, müminler ve yeni yaşamı inşa eden millitanlar olarak Kürdistan devrimiyle uğraşacak yeni bir parti ve kadro tipi ile hedefe ulaşılacaktır.
Hiç bir mevki ve kariyeri esas almayan ideolojik kadroların, yine düşünsel ve ruhsal düzeyde derin olan şahsiyetlerin yer alacakları yeni BDP’nin görevi, Kürdistan’da demokrasi ve özgür yaşamı inşa etmek olacak. DTK ve HDK de bu perspektife uygun bir biçimde yeniden dizayn edilecek. Demek ki korkulacak, kimsenin elinden alınacak herhangi bir şey yok...

ffuatkav@hotmail.com