
‘KCK operasyonları’nı AKP’nin faşizan saldırıları olarak değerlendiren Türkiye Barış Meclisi Sözcüsü Hakan Tahmaz, “AKP mutlak iktidara yürüyüşünde ciddi aşılması gereken tek engel olarak Kürt hareketini görmektedir. Öcalan ile yapılan protokolün gereğini yerine getirmek yerine çok yönlü ve çok boyutlu bir saldırı harekatı başlattı. Amacı ‘Mutlak İktidar’a yürüyüşünde Kürt hareketini aşılabilir engel haline getirmektir. Büşra Ersanlı, Ragıp Zarakolu ve Ayşe Berktay gibi aydınları, Öcalan’ın avukatlarını, seçilmiş belediye başkanlarını, her düzeyde BDP yöneticilerini tutuklayarak, neredeyse Kürtlere selam vermiş olmayı terör suçu ilan etmenin eşiğine dayandı. Aydınlara gözdağı veriyor, ya bendensin ya terörden yanasın siyasetiyle toplumu AKP’leştirmeye çalışıyor“ dedi.
AKP faturayı Öcalan’a çıkardı
AKP’nin, MİT, Kandil ve İmralı arasında yapılan görüşmelerden beklediği sonucu alamamasının faturasını Öcalan’a çıkardığını ifade eden Tahmaz, bu nedenle Öcalan’a 3 aydır görüş yasağı uygulandığını düşünüyor. 12 yıldır görüşmelere giden bütün avukatlarının tutuklanmasını da bu çerçevede değerlendiren Tahmaz, “Başbakan İmralı’daki diyaloğu, görüşme masasını ‘artık sözün bittiği yerdeyiz’ laflarını sarf ederek, terk ettiğini ilan etti. Bu yeni savaşın, toplumsal etkileri ve yaraları derin ve kalıcı olacağa benziyor. Bu nedenle kimi AKP yandaşı yazarların ‘hükümet barış arayışında’ iddiaları beş para etmez yalandır“ yorumunu yaptı.
Tek çare ortak direnişte
Bütün bunları toplumda barışın imkanlarını konuşmayı zorlaştıran gelişmeler olarak görmek ve algılamak gerektiğini belirten Tahmaz, şunları söyledi: „Ne yazık ki otuz yıldır birkaç kez değişik biçimlerde uygulanmış bastırma ve saldırı hareketini AKP bir kez daha deniyor. Tek çare AKP’nin topyekun saldırısına karşı topyekun direniş hattını eşit, özgür ve demokratik bir ülkede inşa etmenin zeminlerini güçlendirmek ve AKP’nin de akıbetinin kendinden önceki hükümetler gibi sandığa gömülmesini sağlamaktır. Tek çare evrensel ölçülerde demokratik haklara sahip olma mücadelesini, bir arada yaşamanın zeminlerinde yükseltmektir. Bunun ilk adımı hiçbir yerde Kürtleri yalnız bırakmamaktır.“
AKP diktatörlüğe gidiyor
Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Meclis Üyesi Bülent Uyguner ise yaşanan süreci 12 Eylül’ü aratmayacak bir baskı dönemi olarak değerlendirerek, „AKP, üçüncü iktidar döneminde yargıyı, askeri ve bürokrasiyi teslim alarak, hukuksuzluğu pervasızca kullanarak ilan edilmemiş bir sıkıyönetim, olağanüstü hal ve otoriter yönetim anlayışı üzerinde tek parti diktatörlüğüne doğru yürümektedir“ dedi.
Erdoğan’ın tek sözü yetiyor
Operasyonların bizzat Erdoğan’ın talimatıyla yapıldığını belirten Uyguner, şunları dile getirdi: “Her şey Başbakan’ın iki dudağının arasında olup bitmekte; önce savcı ve kolluk kuvvetlerine hedef gösteriyor, arkasından da hem kendini savcı, hem mahkeme ve hem de emniyet yerine koyarak emek, barış ve demokrasi güçlerine karşı yaygın tutuklamalara girişiyor. Tüm yasal ve uluslararası sözleşmeleri yok sayarak, insan hak ve özgürlükleri ortadan kaldırarak ülkeyi bir cehenneme çevirmeye, demokratikleşme yönünde atılacak adımların önünü set çekmeye çalışıyor.”
AKP çözüm değil savaş istiyor
AKP’nin seçimlerden sonra oluşan elverişli koşullara rağmen Kürt sorununun barışçı çözümüne değil; savaş, operasyon ve tutuklamalarla yok etme harekatına giriştiğine dikkat çeken Uyguner, „Hükümet, devletin tüm organlarıyla ortaklaşa yürütülen bu operasyonda Kürt meselesini tamamen ortadan kaldırmak ve Kürt sorununda süregelen devletçi geleneği sürdürerek ve bu sayede kendi içinde ‘istikrarı’ sağlamış bir T.C. olarak, Irak, İran, Suriye ve tüm Ortadoğu coğrafyasında pay kapmak istiyor. Daha düne kadar komşularıyla sıfır sorun politikasını yeni bir dış politika olarak allayıp pullayanlar, daha söylediklerinin, yazdıklarının mürekkebi kurumadan tüm komşularıyla savaş haline gelme becerisini göstermiş bulunuyor. AKP iktidarının üçüncü iktidar döneminde temel politikası ‘Yurtta savaş, Dünya da savaş’ oluyor“ dedi.
Kürtler artık yalnız değil
AKP iktidarının şimdiye kadar Kürtlere karşı sürdürdüğü savaş ve şiddet politikasının bir sonuç vermediğini bile bile son bir hamle daha yaptığını belirten Uyguner, şunları söyledi: “Kürt Özgürlük Hareketi’ni kitlesel tutuklamalarla yalnızlaştırmak, demokrasi güçlerini sindirmek, İmralı, Kandil ve KCK arasındaki bağı kopararak öndersiz, siyasetsiz ve örgütsüz bırakmak istiyor. Ama yanlış hesap Bağdat’tan döner. Son Kazlıçeşme mitinginde görüldüğü gibi onbinler korku duvarını çoktan aşmış bulunuyor. Halkları içeri tıkmaya cezaevleriniz bile yetmez. Artık Kürt Özgürlük Mücadelesi yalnız değildir. Halkların Demokratik Kongresi tüm bileşenleriyle bu saldırılara karşı koymakta, herkes kendini KCK’li ve Kürt görmekte, Türkiye’deki emek ve demokrasi mücadelesini Kürt özgürlük talepleriyle birleştirerek boşa çıkarmak konusunda azimle mücadeleye kararlıdır. Yılgınlığa düşmeden daha kararlı bir şekilde sokakta, işyerinde, okullarda barışın sesini daha da yükselterek, sokağı teslim etmeyerek bu süreci hızlandırabilir ve AKP’nin yeni hamlesini boşa düşürebiliriz. Rüzgar eken, fırtına biçer.”
Operasyonlar tasfiye stratejisinin parçası
AKP ile Fethullah Gülen Grubu Koalisyonu’nun çözüm stratejisinin Kürt hareketinin tasfiyesine dayandığını belirten Özgürlük ve Dayanışma Partisi(ÖDP) Genel Başkanı Alper Taş da “‘Demokratik Açılım’ süreci bu stratejik yönelimin içindeki taktik bir hamle olarak gerçekleşmişti, bugün ise askeri-siyasi operasyonların öne çıktığı yeni bir taktik evrenin içerisindeyiz” sözleriyle yaşanan süreci değerlendirdi. ‘KCK operasyonları’nın bu stratejin bir parçası olarak uygulandığını belirten Taş, “Siyasi operasyon medya aracılığıyla hukuku bir kılıfa büründürülmeye çalışıyor. Ancak operasyonların asıl arkasındaki amacı İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, ‘KCK’nın, şehirlerde paralel yapılar kurarak devleti etkisizleştirdiği ve inançsız olmalarına rağmen namaz örgütlenmeleri’ yaptığını söyleyerek operasyonun dayandığı temelleri açıkladı“ diye konuştu.
Demokratik örgütlenme tehlikeli görülüyor
Taş şöyle devam etti: „Kürt hareketinin toplumun örgütlenmesine ilişkin geliştirdiği yapılanmalar bunun önündeki en büyük engel olarak görülüyor. Kürt halkının kitlesel ve kollektif örgütlülüğü temelindeki hareketleri AKP karşısındaki en önemli direnç noktası olarak gelişiyor. ‘KCK operasyonları‘yla bu tür bir demokratik toplumsal örgütlenme dinamiğini dağıtmaya çalışıyor. Operasyonlarla BDP de doğrudan ‘terör örgütünün alt birimi’ olarak gösteriliyor. Böylece hem BDP’nin istenildiğinde kapatılacak bir şekilde boynuna ip takılırken hem de yalnızlaştırılmaya çalışılıyor.“
AKP itirazı etkisizleştirmek istiyor
Alper Taş, AKP’nin yeni anayasayı tek başına yapmanın koşullarını oluşturduğunu ve kendisine karşı olabilecek muhtemel bütün tehditleri susturarak, hırpalayarak, etkisizleştirmeye çalıştığını belirtiyor. “ÖDP, önemli bir toplumsal demokratik dinamiğe sahip Kürt siyasi hareketini yalnızlaştırılması ve tasfiye operasyonlarının karşısındadır ve karşısında durmaya devam edecektir“ sözleriyle operasyonlara karşı duracaklarını ifade eden Taş, ortak mücadele edeceklerinin altını çiziyor.
BETÜL KILIÇ - İSTANBUL
Sendikacılar: Barış katlediliyor
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün, Hava-İş Sendikası Genel Başkanı Atilay Ayçin ve Petrol-İş Sendikası Genel Başkanı Mustafa Öztaşkın, operasyonların „Toplumsal muhalefeti boğma“ amacı taşıdığını söyledi.
Hava-İş Sendikası Genel Başkanı Atilay Ayçin, „Bu demokrasiyi, barışı, halkların kardeşçe yaşamasının katletmekten başka bir anlam ifade etmiyor“ dedi. AKP Hükümeti’nin „Sorunu barışa taşıyabilecek unsurları bir bir ortadan kaldırdığını„ ifade eden Ayçin, „Bu büyük bir samimiyetsizliktir. Mevcut iktidar gerçekten telaffuz ettiği, ağzından düşürmediği demokratikleşme, özgürleşme, insan hakları, barışı konusunda samimi ise bir an evvel bunlardan vazgeçmesi lazım“ diye konuştu.
Petrol-İş Sendikası Genel Başkanı Mustafa Öztaşkın da Sendikal Güç Birliği Platformu’nun Kürt sorununa yönelik fikirlerini anlattı. Kürt sorununun demokratik yöntemlerle barış ekseninde; eşit ve özgürlük temelinde çözümü savunduklarını kaydeden Öztaşkın, „Barışın tesis edilmesi için çaba sarf edeceğiz. Bu sorunun mutlaka halkların kardeşliği ve barış temelinde çözülmesini savunacağız“ dedi.
DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün ise tutuklama furyasının nedeninin, „Kürtleri susturmak“ olduğuna dikkat çekti. „Türkiye’de demokrasi yok, AKP diktatörlüğü var. AKP, Kürtlersiz Kürt sorununu çözmeye çalışıyor. Bunu duyuran ve kınayan aydınları da tehdit ediyor“ diyen Görgün, KCK operasyonlarını yürüten özel yetkili mahkemelerin AKP’nin mahkemeleri haline geldiğini söyledi ve ekledi:“Tüm bunlar AKP’nin demokrasiyi dışlayan, herkesi susturan, yargı, yürütme ve yasamayı ortadan kaldıran tek parti-adam diktatörlüğü anlayışının ürünüdür. Bu mahkemelerin derhal kaldırılmasını istiyoruz. Terörle Mücadele Yasası’nın ilgili maddelerinin de kaldırılmasını istiyoruz“ dedi.
DİHA/İSTANBUL
‘KCK operasyonları’na karşı ortak direniş kararı alan Kürt partileri, BDP’yi ziyaret ederek, „Yanınızdayız“ dedi.
Katılımcı Demokrasi Partisi (KADEP), Hak ve Özgürlükler Partisi (HAKPAR), Tevgera Şoreşgerên Demokratên Kurd (TŞDK) ile Özgürlük ve Sosyalizm Partisi (ÖSP) gibi Kürt partileri, geçtiğimiz günlerde Amed’de bir toplantı yaparak ‘KCK operasyonları’na karşı ortak tutum ve direniş kararı almıştı. KADEP Genel Başkan Yardımcısı Nadir Yektaş, HAKPAR PM Üyesi Şeref Yalçın, ÖSP Diyarbakır Temsilcisi Aziz Mahmut Ak ile TŞDK Diyarbakır Temsilcisi İmam Taşçıer dün de BDP Diyarbakır İl Örgütü’ne dayanışma ziyaretinde bulundu. Ziyarette, gözaltı ve tutuklama operasyonlarının tüm Kürtlere yönelik olduğuna dikkat çekilerek, BDP ile dayanışma çağrısı yapıldı.
Bugün BDP’ye, yarın bize
Ziyarette konuşan KADEP Genel Başkan Yardımcısı Nadir Yektaş, BDP üzerindeki baskılara dikkat çekerek, „Yanınızdayız“ dedi. TŞDK Temsilcisi İmam Taşçıer ise operasyonların Kürt mücadelesini legal alandan çıkarmaya yönelik olduğunu belirterek, „Operasyon tüm Kürtlere yöneliktir. Bugün BDP’ye yapılıyor, yarın HAKPAR, TŞDK, KADEP ve ÖSP gibi diğer Kürt partilere yapılır. Bu nedenle BDP ile dayanışma içinde olup elimizden gelen tüm desteği vereceğiz“ dedi. ÖSP Diyarbakır Temsilcisi Aziz Mahmut Ak da, BDP’nin yarın Amed’de yapıcağı „İrade dokunma“ mitingine de katılarak itirazlarını hep birlikte haykıracaklarını söyledi.
DİHA/AMED