
Roma Statüsü'nün "toplu sivil katliam" ve "insancıl hukuk kurallarını" düzenleyen maddelerinin ihlal edildiği gerekçesiyle BDP, katliamın hemen ardından UCM'ye başvuru yapmıştı. UCM ise başvuruyu geçtiğimiz ay -Türkiye'nin taraf olmamasını gerekçe göstererek- reddetmişti. Ancak Askeri Savcılığın takipsizlik kararının ardından UCM'ye başvuru yeniden gündeme geldi. Türkiye'nin UCM'ye taraf olması için birçok kez çağrı yaptıklarını hatırlatan BDP Eşbaşkan Yardımcısı Meral Danış Beştaş, uluslararası hukuk alanında çalışan hukukçularla yapacakları değerlendirmenin ardından iç hukuk yolları ile birlikte Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AHİM) ve Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) de dahil katliamı tüm hukuk mercilerine taşıyacaklarını söyledi.
İlk adım: Karara itiraz
İlk olarak iç hukuk yollarında katliamın faillerinin ortaya çıkması için sürecin takipçisi olacaklarını belirten Beştaş, bu doğrultuda ilk olarak Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Mahkemesi'ne takipsizlik kararı nedeniyle itirazda bulunacaklarını söyledi. Beştaş, "Buradan farklı bir karar çıkma beklentisi ile bu başvuruyu yapmayacağız. Sadece Anayasa Mahkemesi'ne başvuru yolumuzun açılması için yasal zorunluluklar gereği bunu yapıyoruz" dedi.
İkinci adım: AYM'ye başvuru
Daha sonra ise Anayasa Mahkemesi'ne başvuracaklarını belirten Beştaş buradan da olumlu bir sonuç çıkmaması durumda uluslararası hukuku devreye sokacaklarını söyledi.
Üçüncü adım: AİHM ve UCM
Beştaş, davayı AİHM'e taşıma ve UCM'ye tekrar başvurularının gündeme gelebileceğini ifade etti. Beştaş, "Hukukçularla yeni bir değerlendirme yapıyoruz. Daha önce de Türkiye'nin UCM'ye taraf olması için birçok kez hükümete çağrıda bulunmuştuk. Tekrar başvuru gündeme gelebilir" dedi.
Türkiye taraf değil
UCM Roma Statüsü, soykırım, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçları işlemekle suçlanan kişileri yargılama yetkisine sahip ilk daimi küresel mahkemenin kurulmasına olanak sağlayan anlaşma. 1 Temmuz 2002 tarihinde Roma Statüsü'nün yürürlüğe girmesiyle, Hollanda'nın Lahey kentinde kurulan UCM, dünyanın ilk daimi ceza mahkemesi olma özelliğini taşıyor. Mahkeme, bu tarihten önce işlenmiş suçlarla ilgili yargı yetkisine sahip değil. UCM'nin yargı yetkisi Roma Statüsünü onaylamış ya da katılmış ülkelerin toprakları ve vatandaşları üzerinde geçerli. Bugüne kadar 97 üye ülkeye sahip olan UCM'ye, Çek Cumhuriyeti hariç Avrupa Birliği üye ülkelerinin tamamı taraf. Ayrıca UCM, BM Güvenlik Konseyi'nin başvuru yaptığı olaylarla ilgili de yargı yetkisine sahip. Ancak, mahkemenin "tamamlayıcılık" ilkesi uyarınca UCM sadece ulusal mahkemelerin yargılama isteği ya da kapasitesi olmadığı durumlarda yargı yetkisini kullanabiliyor. UCM Haziran 2004'te Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde, Temmuz 2004'te ise Uganda'da resmi soruşturmalara başladığını duyurmuştu.
Türkiye ise UCM'yi tanıyor fakat taraf değil. Bu yüzden UCM'nin Türkiye'yi yargılama yetkisi yok. TCK'nin 76. ve 77. maddelerinde 2006 yılında yapılan düzenlemelerle insanlığa karşı işlenen suçlar için yargı yolu var ve bu maddeler Roma Statüsü'ne atıfta bulunuyor.
Dersim Soykırım'ı da UCM'ye taşındı. Fakat henüz bu dava konusunda da verilmiş kesin bir karar yok.
DİHA/İSTANBUL
Adalet istiyoruz
Roboskî Katliamı hakkında verilen takipsizlik kararına tepki gösteren hukukçular, "Adalet istiyoruz" dedi.
Özgürlükçü Hukukçular Derneği (ÖHD), Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) ve Kartal Hukukçular Derneği avukatları, Roboskî Katliamı hakkında verilen takipsizlik kararını İstanbul Adliyesi önünde protesto etti. "Katil devlet Roboski katliamının hesabını verecek" pankartının açıldığı eylemde, "Adalet istiyoruz" sloganı atıldı. ÖHD Genel Sekreteri Av. Hüseyin Boğatekin, "Gever'den Gezi'ye, Diyarbakır'dan Dersim'e katliamlar devam ediyor. Devletin yaptığı katliamlar saymakla bitmiyor" dedi. 9 Ocak'ın Paris Katliamı'nın da yıldönümü olduğunu hatırlatan Boğatekin, 1 yıl geçmesine rağmen hala faillerin bulunup yargılanmadığını belirterek, devletin yaptığı katliamlardan hesap soracaklarını söyledi.
ÇHD İstanbul Şubesi Genel Sekreteri Güçlü Sevimli, "Söz konusu Kürt halkı ise, katliam yapmak adeta bir devlet geleneğidir. Roboskî Katliamı, Cumhuriyetin kuruluşundan beri gerçekleşen Ağrı, Dersim ve 33 kurşun katliamlarının devamıdır. Başta Başbakan ve Genelkurmay Başkanı olmak üzere tüm sorumluları yargılanıp cezalandırılıncaya kadar hukuki sürecin takipçisi olacağız" dedi.
Katliamda yakınlarını kaybeden Ferhat Encü ise takipsizlik kararının Türkiye için kara bir leke olduğunu belirtti. "Savcılar hakimler, avukatlar, insan hakları aktivistleri, bu karara sessiz kalacaklarsa neden bu ülkedeler" diye soran Encü, Roboskîli aileler olarak katliamcıların peşini asla bırakmayacaklarını söyledi.
DİHA/İSTANBUL