
Amed’den Riha’ya (Urfa) doğru hareket ediyoruz. Harran ovasına doğru, tektonik arazi boyunca ilerliyoruz. Karacadağ volkanı bu iki kentin arasında vaktiyle yerküresinin öfkesini püskürtmüş. Lavlar “arzın merkezinden” fırlamış siyah taşlarla araziyi döşemiş. Karacadağ şimdi “sakin”. Ama onun iki yanındaki Amed ve Riha’nın derinliklerinden yeni bir “demokrasi” uğultusu duyuluyor. Biz bu uğultuyu duyar gibiyiz. Amed’in başındaki Osman Baydemir de “dağarcığındaki muazzam hizmet başarılarıyla” Riha yolunu tutmuş.
Biz Riha’da geçirdiğimiz süre boyunca, Baydemir’in on yıllık deneyinin Riha’da nasıl yankılandığını çok iyi gözlemledik. Yalnız hizmetleri değil, Baydemir’in kişisel tutumu da Rihalı’yı ilgilendiriyor. Birkaç polis eşinin konuşmalarına tanık olan Karaköprü eşbaşkanı Öztürkoğlu, onların “Osman bey, Amed’de polislere iyi davranıyormuş” dediklerini söyledi. Siyasi mücadelede başı dik duran Osman Baydemir, insan ilişkilerinde herkesi kucaklayan bir siyasetçi. Halk siyasetçinin özelliklerini sandığımızdan çok daha hassas bir terazide tartıyor.
İsotçular tereddüt içinde...
Riha’nın sosyolojik yapısını halktan dinlemek ilginç. Sokaktaki insan, size hemen “isotçulardan” söz ediyor. Bu “zümre” Riha’nın “eliti”. Çok farklı “etnisitelerden” bireylerin, ekonomik güç yapıştırıcısıyla birbirine eklenmesinden oluşmuş. “Etnisiteye” bağlı değil. Kendini “Urfalı” olarak tanımlıyor. Yemek “kültürü” her türlü “kültüre” fark atıyor. Şimdi bu “elit” şaşkın. Çünkü onun genlerinde “güçlü olana” yaslanma içgüdüsü var. Ama şimdi “kim güçlü” diye soruyor. Ve hala yanıtını alamıyor. Dayandığı AKP’nin temellerinin sarsıldığını biliyor. Rahatı kaçıyor. Dehşetle şunu görüyor: Bugünün ve hele yarının Urfası’nda da, tüm Kürdistan’da da “asıl büyük, istikrarlı, perspektifli” güç BDP... “İsotçular” nereye sırtlarını vereceklerini bilemez hale gelince, toplumu siyasi bakımdan etkileme konusunda da tereddüt yaşıyorlar. Bu Osman Baydemir ve BDP için büyük avantaj.
İslam ve ‘yolsuzluk’
Bir de “dini zirve” var. İrili ufaklı İslami toplulukların liderlerinin oluşturduğu bu “zirve” de huzursuz. Çünkü yıllardan beri “muhafazakar” iktidarları desteklemişler ve halkı, özellikle BDP’ye karşı “ahlaklı, dindar, dürüst hükümet” diyerek AKP’ye yöneltmişler. Şimdi Cemaat-AKP kavgasıyla ortaya dökülen “utanç verici yolsuzluk” belgeleri karşısında, “AKP kul hakkı yemez, oylar AKP’ye” diyemiyorlar. Bunu demenin “günah” olacağını biliyorlar. Böylece bu seçimlerde “issotçu” faktör gibi, “dini” faktör de eski “işlevinden” gerilemiş bulunuyor. Bu da Baydemir ve BDP için ikinci büyük avantaj...
Bize bu gerçekçi analizi Karaköprü Eşbaşkanları yaptılar.
Barış ortamı ve sürpriz
AKP ile BDP arasındaki fark, her geçen gün biraz daha kapanıyor. Seçime beş kala Baydemir, Ankara’nın emrindeki Vali Celalettin Güvenç’i “burun farkıyla” geçeceğe benziyor... Rihalılar, “domuzdan post validen belediye başkanı olmaz” sözünü ağzından düşürmüyor.
Riha’nın seçim geleneği “sürpriz” üzerine kurulu. Riha’da genel seçimleri ezici çoğunlukla alan AKP yerel seçimlerde Riha’yı da, Heweng (Bozova) dışında tüm ilçeleri de kaybetmişti. Herkes daha büyük sürprizlere hazır olmalı...
Ve bir de en büyük faktör: Savaştan kendisini büyük ölçüde uzak tutan Riha şunu artık biliyor: BDP ne kadar güçlenirse, şimdi yaşanan barış ve çözüm süreci o kadar güçlenecek. Ve barış ve çözüm süreci ne kadar güçlenirse, halk o kadar huzura kavuşacak, esnaf kepenk kapatmak zorunda kalmayacak...”
Eşbaşkanlık en büyük silah
İyi de “Osman Baydemir Urfa’da ‘tek başına’ seçime girseydi ne olurdu” sorusunun yanıtı ne olurdu? Baydemir yine kazanırdı, ama bu kazanım çok eksik olurdu. Şimdi Riha’da BDP’nin zaferinde en büyük rol Eşbaşkanlık sistemine ait olacak. “Siz kadın Eşbaşkanları ‘yardımcı“ sanmayın diye söz başlayan Leyla Akça bu zaferde büyük bir rol oynayacak. Bu rol, “eve kapalı” Rihalı Arap, Kürt ve diğer halklardan kadın uyanışının yeni bir aşamaya yükseltilmesiyle ilgili. Şu da var: Onun üç ağabeyi şehit. Filistin’le İsrail arasındaki 1982 savaşında Arap davası için şehit düşen ağabeyi İsmet’i Rihalı Araplar bu defa hatırlayacak... Kadın eşbaşkan olarak Akça, Riha’da siyaseti de, insanlar arası ilişkileri de “uygarlaştıracak” ...Eşbaşkanlık sistemi BDP’nin en büyük silahı...
Riha’da Arap uyanışı
Riha, Kürtlerle Arapların birlikte yaşadığı bir kent. Riha dışında herkes Arap nüfusun “istisnasız” AKP yanlısı olduğunu sanıyor. Bunun doğru olmadığını kentte gördük.
Haliliye’ye ayak atar atmaz karşımıza Mahmut Özek çıkıyor. HDP Başkanı. Arap asıllı. Aile olarak 1990’larda ağır baskı altına alınmışlar. Kürt siyasi hareketiyle ilişkilenen Özek, sonunda baskıdan kurtulmak için Saadet Partisi’ne katılmış. On yıl orada çalışmış. Ama şimdi AKP’yi Riha’da geriletmek için canla başla çalışıyor.
Mahmut Özek arkadaş bizi, Riha’daki ilk “Arap Seçim Bürosu”na götürdü. Büro Kazani köyünde. Ömerli aşiretinin çoğunluğu BDP’yi destekleme kararı almış. Biz oradayken, Yardımcılar’da da bir “Arap Seçim Bürosu” kurulmak üzereydi.
Mahmut nasıl AKP’nin temsil ettiği gelenekten BDP’ye yönelmişse, yine aynı aşiretten Mihri Ay da CHP’de yöneticilik yaptıktan sonra şimdi BDP saflarında yerini almış.
Ömerli aşiretinde herkesin “toprağı” var. Ama “suyu” yok. O nedenle aşiretin tüm eli iş tutan fertleri “mevsimlik tarım işçisi” olarak Çukurova’da, Aydın’da, Karadeniz’de ekmek parası için çile çekiyor.
İsmail Ekin ve Abdullah Ekin, “Burada AKP öldü diyorlar. Osman Baydemir, bir numara... ayrımcılığa uğruyoruz. Yoksuluz. BDP’yi ondan seviyoruz... Bizim 400 oyumuz var. Osman’a vereceğiz...”
Arap uyanışı Riha’dan başlıyor...
Çok kültürlü bir aday...
Riha’nın üç merkez ilçesi var: Haliliye, Eyyübiye ve Karaköprü... Bu üç ilçede elde edilecek sonuç seçim sonuçlarını da belirleyecek. Eşbaşkanlar bunun bilincinde...
Eyyübiye Belediye Eşbaşkan adayı “çok renkli” bir aday. Ailenin bir kolu Arap. Babaanne Êzîdî. Kendisi ise Anne tarafından Kürt. Neredeyse “demokratik ulusun” şahıslaşmış hali. Bu da rastlantı değil. Çünkü “demokratik ulus” kadının özgürlüğü temelinde oluşacak, tüm insanlığı bağrında birleştirecek. Eyyübiye’de belediye BDP tarafından kazanıldığı zaman, tüm Eyyübiye nüfusunun hiçbir ayrımcılığa uğramayacağının garantisi Hedibe Ötünç...
Hem Şükrü Turgut, hem de Hedibe Ötünç, seçim zaferinden emin. Ötünç, “Osman Baydemir Vali Celalettin Güvenç’in alternatifi değil, Erdoğan’ın alternatifi. Baydemir’in popülerliği Erdoğan’ın popülerliği ile yarışıyor” diyor.
Bu güler yüzlü, dindar ve örtülü kadının aslında ruhunda büyük acılar var: Ablası Zehra şehit düşmüş. Çocukluğu ağabeyini ziyaret etmek için cezaevi kapılarında geçmiş. Şimdi acılarını bastırmış. Evinden çıkamayan, şiddet gören, kumalık kurumunun kurbanı ve yoksul kadınların, yani “kimsesiz kadınların kimsesi” olacak...
‘Tarihi diyalog’ ile birliğe
Haliliye Belediye Eşbaşkanını esnaf ziyaretinde yakaladık. Yakaladığımıza da pişman olduk. Avukat Bekir Benek “seçim yarışına” mı çıkmış, yoksa “olimpiyatlara” mı hazırlanıyor? Eşbaşkan adayı müthiş enerjik bir insan. Bu da onun Belediye’nin başına geçtiğinde neler yapacağının kanıtı. Aramıza az sonra Haliliye Belediye Eşbaşkan adayı Sema Aişeoğlu da katılıyor. Konuşuyoruz: Süleymancılar, Zehracılar, Menzilciler, Melleler ve tüm azınlık cemaatleri ile konuştuk. Riha’da “tarihi diyalog” başladı. Seçimden hemen sonra Hz. İbrahim İlahiyat Akademisi için harekete geçeceğiz. Mısır El Ezher külliyesi gibi. Said-i Kürdi’nin hayalini gerçekleştireceğiz.
Aişeoğlu Arap kökenli. Kadın toplantısından ayağının tozuyla yanımıza geldi. Arap kadınlarının arasında ciddi çalışmalar yapıyor. Aişeoğlu birbirinden farklı Arap çevrelerinde bulunmuş. O nedenle Riha’nın Türkçe ve Kürtçe etkisindeki Arapçasından çok daha ileri bir Arapça bilgisine sahip. AKP’nin Antep adayını saymazsak, bu seçimde BDP’nin dışında “kadının adı yok”... O, CHP’nin Riha’da “kadın aday” göstermesini alaya alıyor. “Seçilecek yere kadın aday koymayanların Urfa’daki tutumu, kadınlık onuruyla alay etmektir” diyor. Bu genç kadın eşbaşkan, seçim zaferinden emin...
Nihat Çiftçi, Nihat Çiftçi’ye karşı
Karaköprü’nün Eşbaşkan adaylarıyla buluştuk. Av. Gülay Koca Öztürkoğlu ve Serhat Erdem. Onlar, özellikle Riha ile Amed arasında Rihalı seçmenlerin mukayese yapma imkanını vurguluyorlar. Şimdi Rihalılar, on yıllık deneyimi olan Baydemir’in seçilmesi halinde, örneğin Karaköprü’nün tıpkı Kayapınar gibi mamur ve uygar bir ilçe olacağını düşünüyorlar.
Kara propaganda burada sökmüyor. Örneğin taşeron firmasına bağlı bir Belediye işçisi Eşbaşkanlara “Osman Baydemir’in tek bir taşeron işçisini işten çıkarmayacağı” sözünü hatırlatarak, “Amed’deki Belediye işçilerine tanınan bütün hakları tanıyacağını, o nedenle burada işçilerin BDP’yi destekleyeceğini” anlatmış.
AKP’nin buradaki adayı, geçen seçimde AKP’yi ağır biçimde suçlamış. Ama şimdi AKP adayı. Eşbaşkanlar diyor ki, biz şimdi, Nihat Çiftçi’nin geçen seçimde AKP’ye karşı yaptığı suçlamaları, onun ağzından kendisine karşı yapıyoruz. Diyoruz ki, Çiftçi’nin geçen seçimde AKP için yaptığı bütün suçlamalar doğrudur. O halde, şimdi Çiftçi’nin AKP hakkındaki bütün övgüleri yalandır...
Riha’nın ulu çınarı: Hacı Osman
‘On yıldır 91 yaşında....’ Sabri Polat böyle diyor. Sözünü ettiği bu yaşlı insan Hacı Osman Badıllı. Muhtemelen yüz yaşını devirmiş, “dalya” demiş. Ama bir türlü “yaşlanmak” istemiyor.
Hacı Osman, hala Badıllı aşiretinin başında bulunuyor. Sözünü dinletiyor.
Ocak ayının ortalarında Ahmet Türk onu ziyaret etmiş. Uzun uzun sohbet etmişler... Konu ilk Kürtçe gramer kitabını yazan, KDP’li Kemal Badıllı’dan açılmış. Ahmet Türk’ün “biz Kemal Badıllı’ya çok şey borçluyuz” dediğini aktarıyor.
Ama bu uzun sohbet sonrasında, bu “ulu çınar”, CHP zulmünden sığındığı DP geleneğinden hareketlere “veda” etmiş ve Ahmet Türk’ü parmaklarını “zafer” işareti yaparak yolcu etmiş.
Şimdi aşiretiyle birlikte Osman Baydemir’i destekleyeceğini, hala genç bir delikanlı gibi heyecanla ilan ediyor. Ona sarılıp veda ederken şöyle diyor: “Geçen seçimde ‘sel geliyor’ AKP BDP’yi silip süpürecek demiştim, şimdi de diyorum: Sel geliyor, BDP AKP’yi silip süpürecek... Urfa’da güneş doğacak, güneşin aydınlattığı yerde AKP ampulüne ihtiyaç kalmayacak...”
Bizi yolcu ederken, “mırra” ikram ediyor. Sert Arap kahvesinin “kırk yıllık” değil, “doksan bir yıllık” hatırı olur diyoruz. Gülüyor.
HAZIRLAYAN: VEYSİ SARISÖZEN / OÐUZ ENDER BİRİNCİ