
BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, dün partisinin grup toplantısında Kürt hareketi ile Türk devleti arasındaki müzakere süreçlerini değerlendirerek hükümete Kürt sorununun çözümü ve müzakerelerin başlaması için 8 maddelik bir öneri paketi sundu.
Demirtaş, hiçbir grup toplantılarını Türkiye’nin huzurlu olduğu bir ortamda yapamadıklarını belirterek, 2 gündür devam eden siyasi soykırım operasyonların amacının ‘’demokratik siyaseti tasfiye etmek’’ olduğuna dikkat çekti. Demirtaş, operasyonların hükümet talimatıyla yapıldığını, bunu hükümet yetkililerinin de söylediğine vurgu yaptı. Bu operasyonların Türkiye’nin bütün siyasi yapısını rehin aldığını belirten Demirtaş, ‘’Bu yargının değil AKP’nin faşizan operasyonudur’’ ifadesini kullandı. AKP’nin hiçbir muhalefete ve özgürce sesini yükseltmeye çalışanlara tahammülünün bulunmadığını söyleyen Demirtaş, kadınlara yönelik operasyonların amacının ise 8 Mart Kadınlar Günü’nde alanlara çıkılmasını önlemek olduğunu vurguladı. Yürütme erkinin yargının üzerinde olduğunu ve kontrol ettiğini söyleyen Demirtaş, BDP şahsında bütün muhaliflere bastırma ve sindirme operasyonları olduğunu dile getirdi.
Selma Irmak bedenini ölüme yatırdı
Tutuklu bulunan Şırnak Milletvekili Selma Irmak’ın Diyarbakır Cezaevi’nde açlık grevi başlattığını açıklayan Demirtaş, milletvekilinin gönderdiği mektubun bir kısmını okudu. Demirtaş, ‘’Bir halkın seçilmiş milletvekili, haksız yere tutulduğu dört duvar arasında bedenini halkının özgürlüğü için ölüme yatırmayı mücadele yöntemi olarak seçiyorsa, bu faşizan baskıların artık nerelere geldiğini anlamak açısından önemli bir direniştir. Bu, AKP’nin yarattığı baskı ortamını anlamak için yeterlidir“ dedi.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın uluslararası bir komployla Türkiye’ye teslim edilişinin yıl dönümü olduğunu belirten Demirtaş, ‘’15 Şubat komplosu bütün gerçekliğiyle kamuoyuna yansımış olsaydı; Türkiye bugün bu kaosları yaşamıyor olacaktı, Kürt sorununu çözmüş, geleceğine emin adımlarla her birlikte yürüyor olacaktı“ diye konuştu. 15 Şubat 1999’un Türkiye’nin tarihinde en önemli kırılma noktalarından birisi olduğuna dikkat çeken Demirtaş, ‘’Türkiye’nin bütün temel sorunlarının çözümü konusunda cesur adımlar atmak için önce İmralı politikasında cesaretli olunması gerekiyor’’ dedi. „7 ayı aşkındır tecrit içinde tecrit uygulayan hükümetin safsatalarına artık kimse kanmıyor. Öcalan’ın özgürlüğü ve sağlığına ilişkin bütün koşulların düzenlenmesi için yapılması gerekenleri savunacağız“ diyen Demirtaş, demokratik tepkilerini göstermek için bugün alanlarda olacaklarını söyledi.
Esaslı müzakere yürütülseydi böyle olmazdı
Kendilerine „iradeleri İmralı’ya bağlı“ denerek hakaret etmeye çalışanların 2-3 yıldır zaten Öcalan ile görüştüklerinin ortaya çıktığına dikkat çeken Demirtaş, İmralı’da tecrit uygulandığını söyledi. Türkiye’nin şu an dizlerine kadar bataklık içinde olduğunu ve bataklığın ortasına doğru da adım adım ilerlendiğini belirten Demirtaş, esaslı bir müzakere yürütülmediği için bugün bu noktada olunduğunu söyledi:“Barışın yolu müzakereden geçer. Bu komployu düzenleyen uluslar arası güçler şahsında bu komployu kınıyoruz. Biz onların istediği seviyeye Türkiye’yi getirmeyeceğiz. Bedeli ne olursa olsun direneceğiz.“
Müzakere heyetinin yetkilerini arttıralım
‘’MİT-Yargı-Hükümet çatışmasının’’ bu konulardan bağımsız olmadığını belirten Demirtaş, yaşanılanların büyük bir AKP krizi olduğunu, Türkiye krizi olmadığını söyledi. Demirtaş bu konuda özetle şunları söyledi: „MİT görevlilerinin savcılığa davet edilmesinden dolayı kıyamet koparılıyor. İlle de bir kıyamet koparılması gerekiyorsa; eğer bu savcılar müzakere yapmayı suç sayıyorsa, bu konuda kıyamet koparmak lazım. Bizim sonuna kadar savunduğumuz müzakeredir. Başbakan ‘Müzakere siyasi irademizle yapılmıştır’ desin. Bu suç değildir. Hükümet meseleyi; iki üç bürokratın kurtarılması meselesine indirgiyor. Sorun çözme yöntemiyle yeni sorunlar üretmeye devam ediyor. Tek maddelik günü kurtarmaya yönelik bir çalışma yapılmamalı. Müzakereci heyet, her kimse onların işlediği suç yok. Bu doğru. Fakat bunun yöntemi Başbakan’ın yetkilerini artıracak bir kanun değişikliği değildir. Müzakereci heyetin yetkilerini artırmamız lazım. Buyurun destek vereceğiz. Özel bir yasayla yetki verelim, Kürt sorununda bütün taraflarla açık, şeffaf müzakere yürütme yetkisi verelim. Bu kanun üzerinden bir barış müzakere sürecini yürütelim. Bunu yapmak yerine neden Başbakan’ın yetkisini artırıyoruz?“
BDP’NİN ÖNERİLERİ
- Özel yetkili mahkemeler tümden kaldırılmalı
- Terörle Mücadele Yasası’ndaki anti demokratik hükümler ayıklanmalı
- Müzakere sürecini şeffaf yürütecek bir barış komisyonu kurulmalıdır. Barış komisyonu çözüm için Hükümete, Parlamentoya öneri yapabilmelidir.
- İfade, örgütlenme, basın özgürlüğü önündeki engeller kaldırılmalıdır.
- Siyasi amaçlı tutuklamalara son verilmeli,
- Öcalan’ın tecridi kaldırılmalı ve sürece katılımı sağlanmalıdır.
- Askeri operasyonlar durdurulmalıdır. PKK de silahlı faaliyetlerini askıya almalı.
- Yeni anayasa çalışmaları hızlandırılmalıdır.
ANKARA