
Kadın cinayetlerine sebep olan etmenlerin ortadan kaldırılmasına dönük çalışmaların çok sınırlı düzeyde olduğunun yasalardan anlaşıldığına dikkat çeken Tuncel, "Sadece istatistikler incelendiğinde dahi bu sorunun münferit olmadığı görülmelidir. Diğer yandan kadına yönelik şiddet ve kadın hakları alanında çalışan kurumlar, kadın cinayetlerinin sistematik olduğunu her defasında dile getirmektedir" dedi. Devlet korumadığı için yaşamını yitiren Ayşe Paşalı, Sakine Akkuş, Arzu Yıldırım, Çağla Arin ve Funda İşsiz'in durumunu örnek gösteren Tuncel, kanun teklifi gerekçesinin de "Tüm bu örnekler gösteriyor ki, 'haksız tahrik', 'iyi hal', 'gelecek' gibi gerekçelerle kadın katillerine ceza indirimi verilmekte, yeni çıkarılan CMK 102 gibi yasalar yine katillerin lehine işlemektedir. Son yaşanan Ayşe Paşalı cinayetinde katilin internetten kaç yıl ceza alacağını hesap ederek, cinayeti işlemesi münferit bir olay değildir. İndirim uygulandıktan sonra caydırıcılığı kalmayan cezalar, her geçen gün artan sayılarda kadının katledilmesinin başlıca nedenlerinden birini oluşturmaktadır" diye kaydetti.
Boşanmış kadınlar da korunuyor
Kanun teklifine göre, "4320 sayılı Ailenin Korunması Kanunu"nun ismi "Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun" olarak değiştiriliyor ve söz konusu kanunda, "şiddete maruz kalan ya da şiddete maruz kalma ihtimali bulunan bireylerle ilgili koruma tedbirleri alınır" deniliyor. Korunması gereken bireyler arasında, çokça tartışma yaratan bazı kişiler de karara bağlanıyor. Bunlar arasında eşinden boşanmış ya da evli olmasına rağmen ayrı yaşayan, evli olmasa da birlikte yaşayan kadınlar da var.
Belge zorunluluğu yok
Kanun teklifinde, bu kişilere şiddete maruz kaldıklarında veya şiddete uğrama tehlikesi altında olduklarında koruma tedbiri sağlanması öngörülüyor. Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bildirmesi üzerine Aile Mahkemesi Hakiminin duruşma yapmaksızın ve şiddetin belgelenmesini aramaksızın, aynı gün re'sen tedbir alması gerektiği belirtiliyor. Tedbirlere uyulmaması halinde ise, ihtirda bulunulması, şiddetin tekrarı durumunda tutuklama kararı verilmesi öngörülüyor.
Koruma kolaylaştırılıyor
Kanun teklifinde ayrıca "Eğer şiddet uygulayan veya şiddet uygulama ihtimali bulunan birey aynı zamanda ailenin geçimini sağlayan yahut katkıda bulunan kişi ise hakim, bu konuda mağdurların yaşam düzeylerini göz önünde bulundurarak daha önce Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre nafakaya hükmedilmemiş olması kaydıyla talep edilmese dahi gelirin belgelenmesi aranmaksızın tedbir nafakasına hükmedebilir. Nafakanın tahsil edilemeyeceği durumlar göz önünde bulundurularak nafaka devlet tarafından ödenir. Devlet, şiddet uygulayana veya şiddet uygulama ihtimali bulunana rücu eder" deniliyor.
Kanun teklifinde şiddete uğrayan ya da şiddet tehlikesi altında olan kadınların korunması konusunda da kolaylaştırıcı maddeler yer alıyor. Kanun teklifinde "Cumhuriyet Savcılığı şiddeti öğrendiği andan itibaren en geç yirmi dört saat içinde Aile Mahkemesinden Koruma Tedbiri ister" maddesi yer alırken, "hakimin, şiddete uğrayan veya şiddete uğrama ihtimali olan bireyin barınması, geçinmesi, ücretsiz tedavi ve rehabilite edilmesi için ihtiyacı olan her türlü sosyal, ekonomik, hukuki ve psikolojik imkanın sağlanması için gerekli önlemleri alması" hükme bağlanıyor.
'Haksız tahrik indirimi uygulanmaz'
Tuncel'in verdiği kanun teklifinde ayrıca, "5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 81. maddesinin k fıkrasından sonra gelmek üzere "namus" saikiyle, kadınlara yönelik cinsiyet ayrımcılığı nedeniyle, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ayrımcılığı nedeniyle ibarelerinin eklenmesi, haksız tahrik indiriminin kadın cinayetlerinde uygulanamayacağı" gibi çarpıcı düzenlemeler de dikkat çekiyor.
ANKARA