
"Sonunun yok etmek ve ölüm olduğu bir yönelimin adı faşizmdir" denilen açıklamada, kapitalist uygarlığın koruyucularının Ortadoğu'yu yeniden inşa etmeye çalıştığı ancak bunun başaramadıkları belirtildi.
Açıklamada, 90'lı yıllarda sokak ortasında yapılan infazlar, faili meçhuller ile ortadan kaldırılmaya çalışılan Kürtlerin, şimdi ise dalga dalga yapılan siyasi soykırım operasyonları ile zindanları doldurma politikası uygulandığı ifade edildi.
Genç, yaşlı, çocuk demeden binlerce Kürt'ün tutuklandığı hatırlatılan açıklamada, devamla şu konulara dikkat çekildi: "Kazan'da kimyasal ile tüm vahşi, insanlık dışı yöntemleri kullanarak, yine en son Roboskî'de 34 sivil insanın üzerine saatlerce bomba yağdırarak Kürt'e reva gördüğünü ortaya koyan AKP, özünde 'ya susarak yaşa ya da yaşayamazsın' politikasını yürütmüştür. Kürtler dün özgürlükleri ve onurları için nasıl ki bedenlerini ölüme yatırmış bedel vermekten çekinmemişlerse bugün de duvarların arasında bu onurlu mücadelenin ardılı olmaya devam etmektedirler. Kürt kadınlarına da aynı ataerkil zihniyet karşısında 'sus' denilmektedir. Kürt kadınları olarak erkek egemen sistemin ve uygulayıcılarının yaratmak istediği kimliksiz, dilsiz, düşünsüz, iradesiz, militarist bir toplumun ve yaşamın mensubu olmak istemedik. Bunun için konuştuk, örgütlendik. Erkek egemen zihniyet ve her türlü şiddetin siyasal politik söylemlerine karşı bedel vermekten çekinmedik, çekinmeyeceğiz."
'Direniş meşalesi düşmeyecek'
Tutsak kadınlar, tutuklamaların 12 Eylül sürecini aratır bir pozisyonda olduğunu da dile getirdi. Açıklamada, "Nasıl ki 30 yıl öncesinde 'Bitireceğiz, bitirdik' denilerek bunda ısrar edilmişse de bu ısrarın sonucu özgürlük ve onurlu bir yaşam için bedel vermekten çekinmemek olmuşsa, biz kadın tutsaklar bu özgürlük ve direniş meşalesini tutmaya devam edeceğiz" denildi.
DİHA/ANKARA