Dün Strasbourg“ta 15 kişiyle başlayan süresiz dönüşümsüz açlık grevi eylemcilerini ziyaret ettim. Aşağıda Strasbourg için hazırladığım (Fransızca metnin Türkçesi)  ve insanlığın vicdanına olan seslenişimi sizinle olduğu gibi paylaşmak istiyorum.
Çağrım ne Avrupa Birliği’ne, ne AKP devleti ve hükümetine,  ne de beyaz Kürtleredir.
Bugün burada sadece ve sadece insanlığın vicdanına seslenmek istiyorum.
15 kişilik özgürlük savaşçısı, 47 gündür bedenlerini Strasbourg’da ölümsüzlüğe adamaya devam ediyor. Dönüşümsüz süren açlık grevi artık çok ciddi hayati tehlikelerin başlayacağı bir periyoda girdi.
Kürtler, yüzyıllardır süren her türlü asimilasyon, yok sayma ve soykırımlara karşı takındıkları onurlu duruşla  bugüne geldiler. Bugün de Avrupa’nın göbeğinde ölümü kutsayacak kadar onurlu bir direnişle kendi önderlerinin sağlık koşullarina dikkat çekmekteler.
Buradaki Kürt halkının onur temsilcileri artık yaşam ve ölüm arasında bir çizgideler. Ve insanlık, ölüm sessizliğini oynamaya devam ediyor.
Sevgili Avrupalı dostlarımıza ve kurumlarına şunu sormak istiyorum.
Savaşın yıkımı ve yarattığı tahribatlarını daha dün  İkinci Dünya Savaşı’nda en ağır bedeller vererek ödeyen  sizler değil miydiniz?
Öyleyse bu sessizliğiniz niye?
Bir halkın kaderini bağladığı önderi, Abdullah Öcalan’dan dokuz aydır haber alınamıyor.
Sessizliğiniz daha ne kadar sürecek?
Şunu unutmayın ki; Kürtlerin önderlerine atfettiği değer ve özgürlük sevdası, uluslararası hiçbir  ekonomik ilişkiye değiştirilmeyecek kadar değerlidir.     
Dünya,  Lozan’da Kürtlere yaptığı siyasi zulmün günahını hâlâ üzerinde taşıyor. 
İnsanlık kendi onurunu kurtarmak  ve bu günahlarından arınmak istiyorsa, bugün Kürtlerle dayanışmaktan başka çaresi yoktur.
Çok geç olmadan!
Bir daha asla ölümler görmemek için,  gelin buradaki özgürlük savaşçılarımıza kulak verelim.
İnsanlık şunu iyi bilmeli ki; dünya kültür ve medeniyetine beşiklik etmiş Mezopotamya’nın asi çocukları, direnmeye devam edecek ve onurlarıyla tarihe geçecekler. Buna sessiz bakış  fırlatanlar ise vicdanlarına bir kara leke daha ekleyecek.
 Çok değil, bir kaç gün daha sürmesi durumunda  arkadaşlarımızın ölüm haberlerini duyacağız. Bu da bizim alışık olduğumuz ama bundan böyle asla görmek istemediğimz bir manzaradır.
Avrupalı dostlarımıza son olarak şunu sormak istiyorum: Avrupa’nın göbeğindeki bu eylemde ölümler başladığında Jean Paul Sartre gibi bir aydın çıkıp  ‘hepimiz katiliz’  derse bunun vebalini taşıyabilecek misiniz?