
İlhami Sidar’ın „Bedirxan Bir Cudi Söylencesi“ adlı kitabı, Aram Yayınları tarafından yeniden basıldı.
Batı’nın yayılmacılığı karşısında gittikçe gerileyen Osmanlı Devleti, içe kapanmakta ve yüzünü Doğu’ya dönmektedir. Bu haliyle, özellikle Fransız Devrimi’nin ulusalcı ideolojisinden etkilenen ve Batı kapitalizminin tam desteğini alan, ulusal karakterli isyanlarla baş edememektedir. Batı’da her gecen gün daha çok kaybeden Osmanlı, Doğu’daki toprakları elde tutmanın hesaplarını yapmaktadır. Ancak “Hasta Adam” Osmanlı’nın Doğu’daki
muazzam zenginliklere sahip toprakları idare etmesine de müsaade edilmemektedir.
Yayılmacılığı esas alan Batı, kapitalizminin Osmanlı’nın Doğu’daki topraklarına dönük hesapları kapsamlıdır ve bu toprakları almanın, kararlı politikalarını yürütmektedir. Hakimiyet ve paylaşım mücadelesi yoğundur. İşte, tüm gelişmeler içerisinde Botan’da, Kürtler de diğer tüm uluslar gibi kendi kaderlerini belirlemenin zamanının geldiği hesaplarını yapmaktadır. Bunun için de Botan Miri Bedirxan öncülüğünde bir başkaldırıya geçerler.
Kürt çıkmazı
Mir Bedirxan, Kürdistan’daki beylerin de desteğini aldıktan sonra Kürtler için başkaldırı ve bağımsızlığın koşullarının olgunlaştığının tam zamanı olduğu hesaplarıyla organize ettiği ordusuyla isyanını başlatır. Aynı şekilde Ortadoğu’nun yerleşik halklarından olan ayrı inanç ve etnikten Keldanilerle ilişkiler de, Ortadoğu inanç bağnazlığı ve kardeşliğin kültürel birlikteliğinin çelişkili ikilemi, romanda dönemin olayları kapsamında ortaya konulmaya çalışılıyor. Bu zeminin halklar adına kazandırıcı bir şekilde geliştirilmesinden ziyade halkların nasıl da birbirlerine kırdırtıldığının çıplak ve acımasız sahneleri romanda akıcı bir anlatımla okuyuculara aktarılıyor. Tüm bu gelişmelerden çıkarabileceğimiz en önemli sonucun, “Ortadoğu çıkmazı”nın temelini daha iyi tahlil etme olduğunu söyleyebiliriz.
Mir Bedirxan’ın etrafında gelişen olay örgüsü içinde İngiliz diplomat casuslarının Ortadoğu planlarını Mir’in, yeğeni Yezdanşer ile olan ihanete götürücü ilişkilerinden ve Keldanilerle geliştirdikleri bağların doğurduğu halkların boğazlaşmalarının sonuçlarından bütün çirkinliği ve kaybettiriciliğiyle anlayacağız. Bu tahlillerle romanda dönemin çetrefilli siyasal hesapları içerisinde Bedirxan’ın feodal aşiret yapıları arasında Kürt bağımsızlık hareketini yaratma çabalarını, Mir Bedirxan’ın yaşamı çerçevesinde tüm zorluklarıyla görmek mümkün.
Yazarın ilk roman denemesi
Bedirxan romanından çıkarılacak sonuçlar açısından, günümüz halk mücadelesi ve gerçekliğinde, yazarın ilk roman denemesi olmasıyla beraber önemli bir perspektif taşıdığı söylenebilir. Bu açıdan bu tür çalışmaların, Kürt edebiyatı kapsamında halk gerçekliği perspektifiyle yaratıcılığı ve yeniyi yaşanılan maddi koşullardan hareketle kimlik yaratma mücadelesine kazandırması önemlidir. Günümüzde hala bu konularda zorlanıldığını belirtmek, Kürt edebiyatının gelişim ortamı dinamiği ve perspektifini yakalamada önemli bir rol oynar. Bu nedenle romanın, eleştirel ve analizci açıdan yaklaşması Kürt edebiyatı için önemli.
Kürdistan romanı
Belirtilmesi gereken önemli hususlardan bir tanesi de romanın ana kaynağında yani Kürt halkının ana yurdunda ele alınmış olması. Bu, başlı başına Kürt edebiyatının gelişiminde önemli bir yer tutar. Şimdiye dek, Bedirxanlarla ilgili birçok şey yazıldı ama bu romanın Kürdistan’da tasarlanmış olması önemli. İlhami Sidar’ın kaleminde, dönemin bu gerilimli ortamında trajedilere, acılara, çıkar hesapları ortasında halkların boğazlaşmasına, ihanete ve yine her şeye rağmen kültürlerin birlikteliğine, kardeşliğe, aşklara olan büyük bağlılıklara tanıklık etmek mümkün.
HABER MERKEZİ