"Kültür emperyalizmi“ politik pazarda sıkça kullanılmıyor.
"Emperyalizmin bu özel egemenlik formu“ (Historisches Wörterbuch des Marxismus 8/1“), birinci derecede ekonomik nedenlere dayanmaz.
Aynı zamanda birinci derecede politik ve askeri şiddete bağlı değildir.
Kültür’e dayanır.
Kültür hegemonyasıdır.
Böylece, ekonomik, politik veya şiddete dayalı kültür egemenliğidir, kültür emperyalizmi.
Teorik detaylara girmeksizin, bu kavramın pratiğe geçirildiği mekanlardan biri Kuzey Kürdistan’dır.
Türk Enerji Bakanı Albayrak söylemiş: "Tek millete kim karşı çıkıyorsa, defolsun gitsin".
Sosyopsikolojik genlerinin sağlamlılığından pek şüphe duyduğum Bakan Soylu da şöylesi bir açıklamada bulundu:
"Bêje Na!“ şarkısıyla ilgili olarak yasak koymuş.
İfadesi şöyle: "Ben bu şarkıyı Türkiye’nin hiçbir yerinde çaldırmam kardeşim dedim." Bir şarkının dize getirdiği zavallı adam mı desem?
Öyle demedim.
Bu satırları okuduğumun ertesi günü ilk kez bir bahise girdim.
Evet diyenlerden kimseyi tanımam.
AKP ve Tayyip taraflarının çuvallarla oy hırsızlığı yaparak, sandıktan "evet“ çıkaracaklarını dile getiren birinin ifadelerini de pek ciddiye almadım.
Sonra nostaljik eski tüfek bir Türk solcusuyla sohbet ettim.
Bana, Stalin’in bir zamanlar: "Oyu veren değil, oyu sayanlar seçim sonuçlarını tayin ederler" dediğini hatırlattı.
Ben de bu, kapitalist ve sömürgecilerin işgüzarlıkları konusunda, ebediyen kuşku duyan solcuyla bahise girdim.
Çünkü O, ayakkabı kutularında milyonlarca doları hayali bankalara aktardıkları için, meşhurlaşan Erdoğan ve sülalesinin meziyetlerinin "evet“i çıkaracaklarından emindi.
Özellikle de Kuzey Kürdistan’da, Türkiye’deki kapitalist/kolonyal sistemi yargılamak için emek ve insanlığa dayalı siyasi felsefeye dayalı yürüyenlerin ayak seslerini duyduğum için, "Hayır!“ seçeneği için bahise girdim.
Sonrasında, Tayyip’in son arzularını yerine getiren Adil Gür’ün "tahmin"ini okudum.
Fazla ısmarlama gibi geldi ama, aktarıyorum:
Kürt seçmenlerinin büyük bir çoğunluğunun "evet"de karar kılacağını iddia etmiş.
Bunu, Erdoğan Diyarbekir’den kapıdışarı edildikten sonra yazmış.
Kültür hegemonyasına dayalı bir saldırı.
Türkiye’de "Hayır!"in daha da yüksek puan toplayacağının varsayıldığı son günlerde, Kürdistan’ı "oy deposu“ olarak algılayan ırkçı bir Türk kafasının geç kalmış dahiyane(!?) keşfi mi desem?
Kültür Emperyalizmi’nin, sopaya, namlu ve tanklara yüklü egemenliğinin büyük oranda kırıldığı Kuzey Kürdistan’da, Türklük kültürüne dayalı hegemonya, Kürt dilini ve kültürünü, ikinci bir Türk aperatifi olarak sunarak, hegemonyasını sürdürmek istiyor.
Ne zaman kurtulacağız bu beladan?
Ondan dolayı da "Hayır!" için hala bahisteyim...