Birincisi bir alanda yerel seçimin kazanılması orada demokratik özerk bir sistemin kurulmasının garantisi değildir. Demokratik özerklik olarak tanımladığımız halkın sosyal, siyasal ve ekonomik konularda etkinliğinin mutlak olarak öne çıktığı sistem belediyecilikle ancak ve ancak pekişebilir. Demokratik özerklik sistemin klasik iktidar alanları üzerine bina edilebilecek bir sistem olarak önerilmiyor. Bunu böyle anlamak ve dillendirmek çok yanlış olur.
Yerel seçimlerin kazanıldığı yerlerde halk kendi kendini yönetirken, kazanılamadığı yerdeki örgütlülükler açısından yıkıcı bir kayıp olacağı yönündeki algı bugün ulaşılan siyasal düzey açısından son derece anlamsızdır.
Seçimlerin kazanılması nicel bir konudur. Demokrasi güçlerinin tabandan nicelik ne olursa olsun nitelik örgütlenmesi ise, stratejik bir konsepttir.
Gelinen noktada her alandaki siyasal örgütlülük doğalında bir hizmet, öz yönetim ve denetim mekanizmalarını doğurmak durumundadır. Bunun için yerel yönetim araçlarını elde bulundurmak da şart değildir. Yerel yönetim araçlarının belli bir siyasal yapının elinde olması konusu bir halk hareketinden daha çok sermaye gruplarını ve imanı geniş rant kesimlerini ilgilendirir.
Niceliği ne olursa olsun kendi kendini yönetme, bunun araçlarını oluşturma, bir sistem kurma her alanda gerçekleştirilmesi gereken bir hedef. Bu Aydın’da da Cizre’de de aynı öneme sahiptir ve tekrar vurgulamak gerekirse yerel seçimlerden ve onun sonuçlarından bağımsız bir konudur.
***
Demokrasi güçlerinin ön gördüğü yerel yönetim sistemi dönemsel seçimlere dayanan karakterde bir sistem değildir, dinamiktir. Halkın iradesini yansıtan meclislerin en üst karar organı olduğu bir yapıdır. Bu yapının iradesini yerel yönetim temsil etmez. Yerel yönetimler halk iradesine, dolayısıyla meclislere bağlıdır. Artık siyasal öncülük, liderlik Kürtler açısından bir vekillik noktasına gelmeye başlamalıdır.
Bu dinamizm halkın siyasal örgütlülüğünün merkezine bireyleri koymaz. Bu bireyler her an her ihtiyaç duyulduğunda değişir ve temsil yeteneğiyle bağlantılı olarak güvenceye sahiptir. Bunun dışında demokrasi güçlerinin sisteminde ne bireylere ne de kurumlara bir imtiyaz ya da güvence sağlanmaz.
Bu kültür yerel seçimlerin kazanıldığı alanların tümünde oturursa o zaman seçimlerin kazanılmasının bir anlamı olur. Yoksa sistemin koyduğu kurallara angaje olan, onu esas alan bir yerel yönetimin hiçbir kazanım sağlamaz.
***
Önemli ancak çok fazla dillendirilmeyen bir diğer konu ise, yerel yönetimlerin sermaye ile olan ilişkileri. Bugüne kadar yerel yönetimlerin etki alanında gerçekten halkçı bir ekonomik yapılanmanın geliştiğini söylemek hiçbir şekilde mümkün değil. HDP ve BDP’nin yerel yönetimlerinin sermaye gruplarıyla aralarına çok kalın bir çizgi çekmesi gerekiyor. Aksi ancak sistem içileşme ve benzeşmeyle sonuçlanır ki bu onyıllardır süren mücadelenin kazanımlarının bir bütün olarak anlamsızlaşmasıyla sonuçlanır.
Belediyelerle demokratik özerklik kurulmaz
Yerel seçimlerin kazanılmasıyla halk örgütlülüğü, demokratik özerklik arasındaki bağ, seçim propagandalarında aşırı bir şekilde işlendiği gibi çok kuvvetli, mükemmel bir bağ değildir.